|
SON DAKİKA
Eleman Alınacaktır
Elvan'ın 19 Mayıs Mesajı
Sahibinden Satılık Bahçe Evi
İkinci Dönem Kemer Sınavları Yapıldı
Ermeni Çeteleri Ve Destekleyicileri ; Kim ?
Mehmet Asil YILMAZ 'mehmetasilyılmaz70@gmail.com'
Sevgili dostlarım, bu gün sizleri sırasıyla 1960 , 1980 ve sonra da 2000 li yıllara götürmek istiyorum. İlk önce 1960 yıllara gidelim : Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinden 1962 yılı Ekim ayında mezun oldum ve Kasım ayında Tarım Bakanlığı tarafından Diyarbakır Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsüne atandım. Diyarbakır’a , o yıllarda Şarkın Paris’i deniliyordu. Sur içerisinde , Yeni Postane arkasında , Büyük Akar Sokakta ,bir ev kiraladım. Ev sahibimizin adı Şerif Ağa ,Şerif Ağanın da bize kiraya verdiği evininin dışında birkaç tane daha evi vardı .Bu evlerden birisin de Tuzluca ilçesinin köylerinin (Iğdır ) birisinden gelmiş bir teyze oturuyordu, bu teyze bizim eve de gelirdi, bizde onun evine giderdik Bu teyzemiz Ermeni zulmünü görmüş birisiydi bize , ben çocuktum ama o gün bu gün Ermeni Çetecilerinin yaptığı katliamı unutamıyorum , bu çeteler bizim köyde benim akrabalarımı acımasızca öldürdüler, komşularımızı da öldürdüler, Kadınların namusunu kirlettiler ve öldürdüler . Biz birkaç çocuk saklandık ertesi günü köyümüze gelen Türk Askerleri bizi kurtardı demişti .Şerif Ağa kira parasını bu hanımdan almıyordu ,biz ve komşularımız bu teyzeye yardım ederdik. Hatta eşim ona bir elbise bile dikmişti .Bu hanımefendi çektiği sıkıntıları anlatırken daima ağlar,huzursuz ve mutsuz biçimde sağa sola bakardı . Biz yöreden ayrıldıktan 10-15 yıl sonra ,Şerif Ağa,hanımı ve teyzenin öldüğünü duyduk Cennet mekanları olsun, toprakları bol olsun . Ermeni çeteleri bu tür katliamları yıllarca ülkemizde devam ettirdikleri halde dış ülkelerde bizi Türkler öldürdüler şeklinde sözlü ve yazılı basın yoluyla propaganda yaparak binlerce Türkün katilleri oldukları halde, kendilerini mağdur gösterme cesaretini gösterebiliyorlar, Diyarbakır’da çalıştığım süre içerisinde , çok sayıda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge İllerine görevli olarak mesleğim gereği gittim ve bu şehirlerin dağlarını, taşlarını ve ovalarını görebilme imkanını buldum. Diyarbakır’dan Yedek Subay Piyade Okuluna (Tuzla- İstanbul) gittim. Yedek subay askerlik eğitimimi Tuzlada tamamladıktan sonra Asteğmen olarak Konya 2.ci ordu Muhafız Bölüğüne katıldım .Burada 1..5 yıl kaldım , bu süre içerisinde , Konya’da ikamet eden komşumuz Erzurumlu Fatma teyze ile tanıştık. Tesadüfü olsa da Fatma teyzenin de akıl almaz biçimde Ermeni Zulmünü gördüğünü ve Diyarbakırlı teyze gibi çocuk yaşta olması nedeniyle zulümden şans eseri kurtulduğunu buna karşın hısım ve akrabalarının Ermeni Çeteleri tarafından öldürüldüğünü söylerdi . Fatma teyze o günleri anlatırken zalimlerin yaptığı katliamların bir insan tarafından yapılamayacağını sık sık tekrar ederdi , bende, ona demek ki bu katiller insan - hayvan arasında bir mahlukat derdim . Kendisi bizim Kazımkarabekirli olduğumuzu duyunca paşamıza gösterdiği sevgi,saygı ve söylediği duaları unutmak mümkün değil. Yıllar sonra bu teyzenin ‘de öldüğünü işittim. Mekanı cennet olsun. Şimdi sıra 198o yıllarda; Üniversitede çalışmaya başladıktan uzun yıllar sonra görevli olarak ‘’Çölleşen Dünya ve Türkiye’’ adlı kongreye katılmak üzere Erzurum’a gittim. Kongre bitiminde , şehrin turistik bölgelerini ,tarihi mekanlarını ,camilerini v.b yerleri gezdim. Arkadaşlarım ,Kazımkarabekirli olduğumu bildikleri için bana ‘’ Kazım Karabekir Paşanın Ruslarla yapmış olduğu tarihi antlaşmanın yapıldığı Kars ‘da Valinin İkametgahında bulunan odayı ,imza atılan masayı ve masa üzerindeki örtüyü görmek ister misiniz diye’’ sordular , bende çok memnun olurum dedim ve bana bir araba tahsis ettiler Ben önce Kars’a gittim ve Paşamızın Ruslarla yaptığı tarihi antlaşmanın yapıldığı odaya izinle girdim ve duvarda asılı Paşamızın resmini gördüm ,resminin önünde saygıyla eğildim , sonra Paşamızın imza attığı örtüye dokundum .Bu dokunuş beni Paşamızın askeri dehası sonucu bu yörelerde kazandığı savaşlara ve Ermeni zulmünden kurtardığı Diyarbakır’da ve Konya da yaşamış olan rahmetli hanım teyzelere kadar götürdü. Kars İlimizden sonra Diyarbakırlı teyzenin zulüm gördüğü Tuzluca yöresine gittik. Burada bulunan bazı köyleri gezdik ve sonra bir gece Karabulak Köyü muhtarının evinde konakladık. Muhtar köy sakinlerini çağırdı ve bu sakinlerden en yaşlı olanlar bana 1915 – 1920 yıllarında Ermeni çetelerin yaptığı Zulümlerden bahsettiler. Bu yaşlılardan Ferhat Emmi ben çocuktum , duyduklarıma göre Ermeniler köyleri basarak insanları camiye kapatmışlar ve tek tek kadın erkek yaşlı ve genç demeden öldürmüşler hatta bazı kadınları çocuklarıyla birlikte çukurlara atmışlar ve sonra öldürmüşler dedi . Kazım Karabekir Paşa buraya da geldi ve şu tepeden Erivan’a baktı dedi. Karabulak Köyünden hüzünlü bir şekilde ayrıldıktan sonra Ağrı Dağına ve sonra Van’ a geldim Burada bir gece misafirhanede kaldım ve sonra otobüsle Diyarbakır’a döndüm .Otobüsten garajda indikten hemen sonra mahalleme heyecanla gittim ancak oturduğum evin yıkılmış olduğunu ,yerine bir apartmanın yapıldığını gördüm O an bende anılarla birlikte o sokağa gömülmüş gibi oldum . İnsanlar gibi evler ,sokaklar ,mahaller ve hatta şehirlerde canlılıklarını yitirebiliyorlarmış . Gelelim 2000 li yıllara. Akdeniz Ülkeleri, Turunçgil hastalıklarının Türkiye temsilcisi olarak Kahire’de (Mısır) ve Cezayir de ( Cezayir) düzenlenen toplantılara katıldım Mısır’da toplantı sürecinde Piramitleri ,Nil Nehrini ,Müzelerini , develerin satıldığı pazarları ve Çengileri gördüm Nil Nehri kokuyor,tozlu yollarda ekmekler satılıyor. Mısır ile Ülkemizin arasındaki gelişmişlik açısından farkları görünce Ulu önderimiz Atatürk ve silah arkadaşlarına tekrar tekrar dualarla saygılarımı sundum Cennet mekanları olsun, Toprakları bol olsun . Mısıra yaptığım seyahatimin ardından 1 yıl sonra benzer içerikli toplantıya katılmak üzere Cezayir’e gittim. Başkent Cezayir’de Turunçgil bahçelerini , fidanlıklarını ve Araştırma Enstitülerini ziyaret ettik Bu Ülkede tarımsal araştırma kurumlarında çalışan Bilim Adamlarıyla görüştük ve bilimsel çalışmaları hakkında görüş alış verişinde bulunduk. Toplantı sonunda yetkililer, katılımcıları .turistik bölgelere ,alış veriş merkezlerine ve sonra tarihi müzeye götürdüler. Müzede bulunan odaları gezerken Fransız Askerleri tarafından öldürülen binlerce Müslümanın fotoğraflarını ve Cezayirli Müslümanların özgürlüklerine kavuşma sürecinde çektikleri sıkıntılarının belgelerini gördük. Cennet mekanları olsun , toprakları bol olsun. Siz dostlarıma dilim döndüğünce seyahat sürecinde gezdiğim , gördüğüm şehirleri ve Ermeni Çetelerinin Müslümanlara yaptıkları zalimlikleri anlatmaya çalıştım. Ermenileri de bildiğiniz gibi destekleyen ülkelerin başında da Fransızlar gelmektedir . Fransızlar , Karamanın en verimli topraklarının bulunduğu Bozdağ’da çevre kirletici işletmelerini kurmak istiyorlar . Niye ülkelerinde veya Ermenistan’da Klinker işletmelerini kurmuyorlar? Yorumunu sizlere bırakıyorum Saygılarımla Prof Dr Mehmet Asil Yılmaz Bu makale 277 kez okundu Yükleniyor...
|