Follow my blog with Bloglovin
31 Temmuz 2014 Perşembe

"Ayyüzlü" Adam Aramızdan Ayrıldı...Murat Göğebakan Kimdir?

"Yeni Finans Merkezi İstanbu" paneli

İsviçre’nin Davos kentinde, İstanbul Finans Merkezi Girişimi tarafından “2023'ün Yükselen Vizyonu: Yeni Finans Merkezi İstanbul” paneli düzenlendi.

22 Şubat 2014 Cumartesi 18:48

DAVOS

Panele, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Türk işadamı Ali Ağaoğlu, Aktif Bank CEO'su Önder Halisdemir ve Salam International Investment CEO'su İsa Abdusselam Ebu İsa katıldı.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Merkez Bankası’nın İstanbul’un bir finans merkezi olmasını niçin ve ne kadar önemsediğine yönelik soruya şu cevabı verdi:
“İstanbul zaten bir finans merkezi. Burada söz konusu olan uluslararası bir finans merkezi statüsüne de kavuşması. İstanbul'un bu konuda büyük bir şansı var. İstanbul güzel bir şehir. Dolayısıyla sorulduğunda, espri ile karışık zaman zaman söylüyorum, İstanbul belki dünyanın en büyük finans merkezi olmayabilir ancak dünyanın en güzel finans merkezi olmaya aday bir şehirdir. O yüzden biz de İstanbul'un güzel bir finans merkezi olmasına çalışıyoruz.”

Salam International Investment CEO’su İsa Abdusselam Ebu İsa, 2023 Yükselen Vizyonu’nun yabancıların bakış açısından nasıl görüldüğünün sorulması üzerine, Türkiye’nin genel olarak yükselen bir ekonomik ve siyasi güç olduğunu söyleyerek, şu ifadelerde bulundu:

“Türkiye özellikle de dünyanın bizim olduğumuz coğrafyasında gerçekten çok önemli parlayan bir yıldız. Türkiye'yi bir iş ortağı olarak görüyoruz. Siyasetçilerimiz de siyasi bir ortak olarak görüyorlar. Şimdi iş dünyası açısından yorum yapacak olursam, bizim coğrafyamızda gerçekten Türkiye çok önemli bir ülke. Biz Türkiye’ye bir yatırım fırsatı olarak bakıyoruz, hem sanayi, hem turizm sektörü, hem de ekonominin diğer sektörlerinde bizim için paha biçilmez bir ortaklık fırsat sunuyor. Gittikçe daha da hızlanan bir ekonomik güç söz konusu.

Katar'da uluslararası bir banka, şu anda Türkiye'de bir banka satın aldı. Önümüzdeki ay biz de İstanbul’da olacağız. Türkiye gerçekten Ortadoğu için en önemli destinasyonlardan biri. Özellikle Ortadoğu ve Avrupa arasındaki köprü konumundan dolayı çok önemli. Türkiye'yi, İstanbul'u her zaman Doğu ile Batı arasındaki bir köprü, bir bağlantı olarak görüyoruz ve tabi ki İstanbul şu ana kadar yapılanların üzerine daha da fazlasını inşa edecek.”

“KRİZDE HERKES 5 ADIM GERİ GİDERKEN BİZ AYNI ANDA 5 PROJEYE BAŞLADIK”

Türkiye’nin özellikle son 10 senede yakalamış olduğu siyasi istikrarla, büyüme trendini sürekli yakalayan bir ülke olduğunu ifade eden iş adamı Ali Ağaoğlu, “Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde, siyasi istikrar çok önemli. Dolayısıyla bu, yatırımcıya güven veriyor. Biz Türkiye'nin bu yakalanan istikrarla, potansiyelini en iyi izleyebilen, görebilen bir grubuz. Genç, dinamik bir grubuz. Türkiye'nin ihtiyaçlarını çok iyi tahlil edebiliyoruz, görebiliyoruz ve onu kokluyoruz. Projelerimizi buna göre dizayn ediyoruz. Biz özellikle üç sektörde faaliyet gösteriyoruz ama amiral gemimiz inşaat sektörü. Dolayısıyla burada insanların talebinin ne olduğunu, ihtiyacının ne olduğunu çok iyi görüyoruz. Buna göre projelerimizi geliştiriyoruz” şeklinde konuştu.

Ağaoğlu şöyle devam etti:
“O yüzden bu tür kriz dönemleri bizim atılım yıllarımız olmuştur. 2001 krizini yaşadık, o krizde herkes beş adım geri giderken, biz aynı anda beş projeye başladık. Dolayısıyla rakiplerinizle aranızdaki farkı 10 adıma çıkarıyorsunuz. 2008'de keza aynı, 2009'da krizin en yoğun yaşandığı dönemde biz MyCity projemizi satışa sunduk, bir haftada 1200 daire sattık. 2010'da yine MyEurope projemizi satışa sunduk, 2000'e yakın daireyi 10-15 günlük sürede sattık. Yine fren/gaz tartışmalarının yoğun olduğu 2012'de Maslak1453 projemizi satışa sunduk, 15 gün gibi bir sürede 2200 daireyi sattık. Yani dediğim gibi, siz müşterinin ne istediğini, talebin ne olduğunu iyi tahlil edersiniz ve projenizi buna göre tasarlarsınız. Yani hesaplanabilir risk alıyoruz ve Allah’a şükür bunda da bugüne kadar yanılmadık.”

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, İstanbul’un bir finans merkezi olmasının ne gibi riskler ve fırsatlar barındırdığının sorulması üzerine şu cevabı verdi:
“İstanbul'da bazı alanlarda oldukça ileri gitmiş durumdayız. Özellikle bankacılık sektöründe dünyada da imrenilerek bakılan bir bankacılık sektörümüz var. Durumu gerçekten çok iyi. Önü açık, Gayri Safi Hasıla'ya oran olarak baktığımızda da, sektörün tamamının büyüklüğü Gayri Safi Hasıla'nın büyüklüğüne ulaştı. Krediler GSH'ye oranla yüzde 55'i geçti. Dolayısıyla orada çok fazla problem yok, büyüme potansyeli var, büyüyor orada sektör. Fakat banka dışı alanlarda bir takım gelişmelere çok yer var. Oralarda bazı enstrümanları, bazı piyasaları daha yeni başlatıyoruz. Bu Borsa İstanbul mesela çok önemli bir adım. Orada biz özellikle Türk Lirası tahvil piyasasını önemsiyoruz. Orada bir Türk Lirası tahvil piyasasının olması her bakımdan Türkiye'nin dayanıklılığını artıracak, vade yapılarının uzamasına imkan sağlayacak. Ve özellikle büyük şirketlere ama daha sonra belki orta boy şirketlere teminatsız borçlanma imkanları açacak.

Tabi bunların olabilmesi için çok ciddi bir alt yapı gerekiyor. Bir tür kredi derecelendirme sisteminin Türkiye'de de şirket bazında olması gerekiyor, skorlama sisteminin olması gerekiyor. Bunun için kredi geçmişlerinin çok büyük önemi var. Bu kredi geçmişleri ile ilgili gerçekten önemli adımlar atılacak. Bankalar Birliği altında bir kredi bürosu, risk merkezi çalışacak. Bu önemli bir alt yapı.
Bunların hepsinin olması ile birlikte dünyadaki düşük faiz ortamı da bir araya geldiğinde oldukça yakın bir süre içerisinde biz Türk Lirası tahvil piyasasının daha da canlanacağını tahmin ediyoruz. Önceliği bankalarımız adım atarak gösterdiler. Fakat büyük firmalar da artık yavaş yavaş buraya giriyor. Bu mesela önemli bir alan. Bunun dışında, Türkiye'de neredeyse hiç olmayan girişim sermayesi "venture capital" dediğimiz hadise var. Bunun daha önceki ayaklarını oluşturan "melek yatırımcı" dediğimiz bir alan var, "private equity" denen özel hisse senedine katılım, özel ortaklıklarla daha sonra venture capital'e dönüşecek bir sermaye grubu var. Bunlar Türkiye'de çok fazla örneği olmayan konular. Neden bunlar bir türlü hayat bulamıyor Türkiye'de diye sorduğumuzda, bir engel tespit ettik: O da iki defa vergilendirme. Yani buradan elde edilen kazançlar iki defa vergiye tabiiydi. Bunun üzerine maliye bakanlığımız önemli bir adım attı ve buradaki iki defa vergilendirme problemini çözdü. Şimdi başka ne engel var buna bakmak lazım. Dolayısıyla bu tür, özellikle ABD'de daha çok olan, Avrupa'da daha az olan ama olması gereken farklı enstrümanların da İstanbul'da olması gerekiyor.”

“TÜRKİYE TURİZMDE 30 MİLYAR DOLARI ZORLAYAN BİR DÖVİZ GİRDİSİNİ YAKALAMIŞ DURUMDA”

Türkiye’nin, bugün özellikle turizmde 30 milyar dolarları zorlayan bir döviz girdisini yakalamış durumda olduğunu belirten Ali Ağaoğlu, bu rakamın Türkiye için yeterli olmadığını ifade etti. Ağaoğlu, “Her şey dahil sistemi hakikaten Türkiye’ye kendini kısa sürede kabul ettirdi. Ancak Türk turizmi artık bundan sonra şehirlere ve kongre turizmine, kültür turizmine kaymak zorunda. Dolayısıyla İstanbul başlı başına dünyada bir destinasyon olma özelliğine sahip. Hatta fazlası var. Bugün bir Londra ile, Paris ile karşılaştırdığınızda hem tarihi güzelliği var, hem doğal güzelliği var, kültürel güzelliği var, lokasyonu var. Dolayısıyla burada kaliteyi yakalayarak, hizmet kalitesini yukarı taşımak zorunda ve İstanbul'da bunu başarılı şekilde yapıyor ama Avrupa'daki emsalleri ile karşılaştırıldığında pahalı olduğu görüşüne katılmıyorum. Türkiye zaten kaliteyi yakalıyor” dedi.

“İNŞAATTA DÜNYA STANDARTLARININ ÇOK ÜSTÜNDEYİZ. KALİTEMİZ FİYATIN ÇOK ÖNÜNDE”

Türkiye'de inşaatın özellikle kalite açısından dünya standartlarının üzerine çıkmış durumda olduğunu ifade eden Ağaoğlu şöyle konuştu:
“Ağaoğlu grubu olarak değil, Türkiye'de dünya çapında proje üreten firmalar var, biz sektörde bir firma olarak onları da takip ediyoruz, diğer ülkeleri de takip ediyoruz. Gerçekten kalitede özellikle, bugün hakikaten bunu övünerek söyleyebilirim Avrupa ve dünyanın çok önündeyiz. Özellikle Maslak1453 projesi ile yabancıya mülk satışına da çok önem verdik ve projenin lansmanını Dubai'de yaptık. Oralardaki projeleri gördük ve oradan gelen yabancılar da geldiler bizim inşaatlarımızı gezdiler, kontrol ettiler. Kalite olarak gerçekten onların çok önündeyiz yani kaliteyi yakaladık. Fiyat/kalite orantısına baktığımız zaman bizim kalitemiz, sattığımız fiyat ortada, kalitemiz ortada. Kalitemiz, fiyatın çok çok önünde. Yani bugün hem Avrupa ile hem Körfez ile ve dünyanın diğer ülkeleri ile mukayese ettiğimiz zaman, kalitede kesinlikle onlara açık fark atarız.”

"SEKTÖRDE BALON OLUŞTU İDDİALARI DOĞRU DEĞİL, FİYATLAR DAHA DA ARTACAK"

Sektörde balon oluştuğu iddialarının doğru olmadığını söyleyen Ağaoğlu, “Ama fiyatımız, bugün İstanbul emlak fiyatları, bazı haberlerde balon oluştu gibi haberler geçiyor, ben bunlara kesinlikle katılmıyorum. Şu anda kalite/fiyat oranına baktığımızda kalitemiz fiyatın çok, çok önünde. Onun için İstanbul'da emlak fiyatlarının önümüzdeki günlerde, yabancıların Türkiye'de mülk alımına hızlı bir şekilde başlamasıyla fiyatlarda daha çok yolumuz var diye düşünüyorum” dedi.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, İstanbul’un bir finans merkezi olması halinde Merkez Bankası’nın İstanbul’a gelip gelmeyeceği sorusuna ilişkin olarak şunları söyledi:
“Merkez Bankası zaten İstanbul'da. Bizim Karaköy'de Bankalar Caddesi'nde tarihi bir binamız var. Bizim orta vadeli planımız o binayı bir Merkez Bankası müzesi haline getirmek. Onu hemen yapamayız ama İstanbul'daki diğer projelerimizin tamamlanması lazım. İstanbul'un hem Avrupa yakasında, hem Anadolu yakasında birden fazla lokasyonda mutlaka bulunmamız gerekiyor, emisyon fonksiyonumuz nedeniyle, para dağıtımı fonksiyonumuz nedeniyle. Artı bir de yeni uluslararası eğitim ve araştırma merkezi açıyoruz, bu birimi İstanbul'da konuşlandırıyoruz. Bu birim büyük ihtimalle önümüzdeki ay faaliyete geçecek. Burada, çok ileri düzeyde merkez bankacılığı araştırmaları yapacağız. Bu konunun en iyi hocalarını yurtdışından getirip, orada bizim elemanlarımızla birlikte ortak projeler üretmeye teşvik edeceğiz. Bir de, bizden bazı açılardan teknik destek isteyen, teknik yardım isteyen ülkelere İstanbul'da teknik yardım ve destek vereceğiz. Yani kendi tecrübelerimizi paylaşacağız.

Zaten şu anda buna bu birimi kurmadan önce de ciddi bir rağbet vardı. Pek çok ülkeden bu tür yardım talepleri geliyor. Biz bu talepleri Ankara'da idari merkezinde karşılıyorduk. Şimdi bu talebin daha da artacağını tahmin ediyoruz.”
İstanbul'un finans merkezi olmasında Merkez Bankası'nın etkisinin sorulması üzerine Başçı:
“Tek başına Merkez Bankası değil, burada finans ve istikrar komitesini oluşturan bütün ekonomik birimlere kredi vermemiz gerekir. Çünkü gerçekten çok önemli çalışmalar yapılıyor, yapısal anlamda önemli adımlar atılıyor. Orada SPK var, BDDK var, TMSF var, Hazine Müsteşarlığı var. Hazine Müsteşarlığımız Türkiye'de sigortacılık sektörünü gözetim ve denetime tabi tutuyor. Dolayısıyla beş kurum, yuvarlak masa etrafında bir araya gelip, daha ziyade Türkiye'nin dayanıklılığını artıracak yapısal reformları düşünüyoruz. Türkiye'de dinamizm var, Davos'taki dilden konuşacak olursak, dayanıklı dinamizm diye ana bir tema var bu sene. Dinamizm için herhangi bir çaba göstermemize gerek yok. Gerçekten çok dinamik bir ekonomimiz var zaten. Gerek nüfus yapısı olsun, gerek insanların müteşebbis karakteri olsun, gerek değişen şartlara uyum kabiliyeti olsun, burada hiçbir sorun yok. Burada sorun bunu nasıl daha dayanıklı hale getiririz, şoklara karşı nasıl daha dirençli hale getirebiliriz. O yönde çok, çok önemli adımlar atılıyor. Finans sektörü içerisinde de, dışında da bu adımlar atılıyor. Ve bu algılama, yani İstanbul, dayanıklı bir finans merkezidir, şoklara karşı dirençlidir ve ileride geçmiş yıllarda yaşadığımız finansal krizler ve onların reel etkileri çok da fazla beklenmiyor, o algıyı güçlendirebilirsek bu gerçekten ilave, büyük bir varlık olacak Türkiye için” ifadelerinde bulundu.

“AVRUPA'DA METREKARE FİYATLARI 8-10 BİN EURO, BİZ DE 1-2 BİN DOLAR"

Türkiye’deki metrekare fiyatlarının Avrupa’ya kıyasla daha ucuz olduğunu ancak kaliteden taviz verilmediğini dile getiren iş adamı Ali Ağaoğlu şöyle konuştu:
“Gerçekten inşaat kalitesinde önde olduğumuzu tekrarlamak isterim. Fiyatta da şu anda, özellikle Türkiye'de fiyatlar ağırlıklı satılan, yani yüzde 90, hatta 95 mertebesinde satılan özellikle konut inşaatlarındaki metrekare fiyatları 1000 dolar ile 2000 dolar arasında. Dünya standardına baktığımız zaman bunlar neredeyse maliyet fiyatları. Çok yakın tarihte olduğu için örnek vereyim, geçen bir Katar'a ziyaretimiz oldu, projeleri gezdik. Bir projesinin, konut ve rezidans ağırlıklı bir projenin sadece müteahhitlik fiyatı 3500 dolar metrekare fiyatı. Biz Türkiye'de 2000 dolar ve bunun altında, kalitesi yüksek yerleri satıyoruz ve Allaha şükür para da kazanıyoruz. Dolayısıyla dünya fiyatı, Avrupa ile zaten mukayese etmiyorum, Avrupa'da fiyatları, Londra'daki, Paris'teki fiyatları biliyoruz. Metrekare fiyatları 8-10 bin poundlardan, 8-10 bin avrolardan başlıyor. İstanbul'da böyle bölge yok mu, var ama şu anda üretimin belki yüzde 2'sidir, boğaz kenarında belki bu fiyatları konuşabiliriz. Ama onunla mukayese ettiğimiz zaman Londra'da 100 bin pounda metrekaresi satılan yerler de var.

Dolayısıyla kaliteyi yakaladık, fiyatı da onunla birlikte yukarıya taşıyacağız. Bunun yanında özellikle emlakda sadece metrekare satmak değil. Biz biliyorsunuz, 2012'nin son çeyreğinde İstanbul Finans Merkezi'nin ihalesini de biz kazandık. Onun inşaatına da çok hızlı şekilde başladık.”

“İSTANBUL FİNANS MERKEZİ'NDE AMACIMIZ FİNANSAL ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİNE KATKIDA BULUNMAK”

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı kendisine yöneltilen, “Bu finans merkezinin ve getirdiği yeni ürünlerin Merkez Bankası açısından para politikası araçlarının bazılarını etkileyecek yeni durumlar oluşturacak mı, bunlarla ilgili çalışmalarınız var mı?” sorusuna şu cevabı verdi:

“Şu anda Türkiye hem siyasi açıdan, hem ekonomik açıdan dünyada istikrar merkezi olmuş, istikrarı yakalamış. Dolayısıyla dünyada paranın da çok bol olduğu, ama istikrarlı, güvenilir liman aradığı bir dönem yaşıyoruz. Onun için İstanbul, biraz önce de İstanbul'un artılarını konuştuk, çok şanslı. Aynı anda Türk Hava Yolları dünyada başarıya imza atmıştır, 98 başşehre direk uçuş yapabilen bir kapasitesi var, yani erişimi, ulaşımı kolay bir merkez. Yakalanan bu politik, ekonomik istekrarla da, eğer Türkiye bunu doğru değerlendirirse, ben İstanbul'un ve Türkiye'nin dünya finans merkezleri arasında öne geçme şansının çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Finans merkezi yapmak sadece orada binaları yapmak değil, biz onu en kısa sürede, en iyi şekilde yaparaz. Burada hukuksal ve vergisel düzenlemelerin de yapılması gerekir diye düşünüyorum. Biz burada, metrekare olarak satmayı değil, biz burada bir de Aktif Bank'la işbirliği yaparak finansal ürün çeşitliliğine katkıda bulunacağız. İnşaatı yapacağız ama finans ürünlerde de çeşitlilik oluşturarak, dünyada bol olan paranın bir kısmını ülkemize çekmeye çalışıyoruz.”

İstanbul Finans Merkezi’nin yaklaşık yüzde 25’ini inşa edeceği belirtilen Ağaoğlu, geri kalan yüzde 75’e bakıldığında finans merkezinin ne zaman biteceği ve diğer kurum ve kuruluşlar tarafından izlenecek yol haritasının ne olduğuna yönelik soruya ilişkin olarak şunları söyledi:

“Toplam 3 milyon 200 bin metrekare civarında bir inşaat söz konusu finans merkezinde. Bunun yaklaşık 800 küsür bin metrekaresini biz yapıyoruz. Orada 8.5 milyon metreküpe yakın bir hafriyat yapıyoruz. Belki de dünyada bu tek projede en büyük hafriyattır. Ki bize burada 500 günlük bir süre tanınmış olmasına rağmen biz şuanda bunu 300 gün içinde bitirmeyi hedefliyoruz ve iş programımızı da buna göre yaptık. Ama bizim sadece bunu yapmamız değil, biz bunu yaptıktan sonra anca diğer finans kuruluşları oradaki inşaata başlıyorlar. Onlar da hazırlıklarını ona göre yapıyorlar. Biz onların hem hafriyat altyapı işlerini yapıyoruz. Ortak alan otoparklarını ve ortak alan mekanların düzenleme işini yapıyoruz. Ulaşımda metro altyapı işini yapıyoruz. Buna karşılık bizim de orada 250 bin metrekare civarında bir satılabilir ofis, rezidans ve otel kompleksinden oluşan bir inşaatta bizim üzerimize kalmış oluyor. Dolayısıyla biz sadece hafriyatta bile bize tanınan 500 günlük süreyi şuanda 300 günden aşağı çekmeye çalışıyoruz. 2012 yılının son ayında hızlı bir şekilde başladık inşaat şuan devam ediyor. Dediğim gibi biz hafriyatı bitirdikten sonra da şuanda Halk Bankası, Ziraat Bankası, Vakıflar Bankası zaten projelerini hazırlıyorlar. Onlar da bizle beraber inşaata başlayacaklar. Hedef 2016 sonunda bitirmek. Biz bunu hafriyatı öne çekerek diğer kuruluşların daha önce gelmesini, inşaata başlamasını ve daha önce bitirilmesi için biz şuan neredeyse 24 saat çalışıyoruz inşaat için.”

Ağaoğlu Grubu’nun Türkiye’nin büyümesinden yeterince pay alıp almadığı sorusu üzerine ise işadamı Ali Ağaoğlu, “Bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye’nin son 10 senesini inceleyin, Ağaoğlu Grubu olarak bizi inceleyin zaten bunu çok net görüyorsunuz. Özellikle inşaat sektöründe Türkiye’nin büyümesinin üzerinde bir büyüme yakaladık. Geçen sene sadece 2012’de bile biz aktif büyüklüğümüzü yüzde 50’nin üzerinde bir artırımı sağladık. Bu projede de gerçekten amacımız orada sadece metrekare satmak değil kârımızı maksimize etmek. Çünkü bu proje çok özel projedir, dünyada özelliği olan projedir, Türk ekonomisi için çok önemlidir. Burada kârımızı daha maksimize etmek için sadece metrekare satıştan değil, yani projenin finansmanını oradan değil, değişik enstrümanlarla burayı pazarlayıp kârımızı orada maksimize etmeyi hedefliyoruz ve bunu da yapacağımıza ben kesinlikle inanıyorum” cevabını verdi.

Ağaoğlu sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye’de bir kere finansmanda ürün çeşitliliği yok. Biz sektör olarak sadece metrekare satma derdinde değiliz. Biz ürün çeşitliliğini de geliştirmemiz lazım. Biz burada bunu yapmaya çalışıyoruz. Sadece kendimiz için değil sektöre de yeni bir ufuk açmak yani yabancıya mülk satışı derken gelip ona sadece metrekare satmak değil, 10 metrekare ofis işte şu kadar konut değil biz bunu da muhakkak başarmamız lazım. Ben bu projenin bu konuda da bir ilk olacağını düşünüyorum. Özellikle konut kredilerinde şuanda 80 milyar TL’ye dayandı bu da 50 milyar dolar civarında bir rakam yapar. Bu da Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 5.5, 6’sına tekabül eder. Dolayısıyla ben burada bizim çok daha büyümemiz lazım. Avrupa ortalaması konut kredilerinde, mortgage’de yüzde 50’lerdedir. Türkiye’de şuanda yüzde 6 civarında. Yüzde 15 olduğunu düşünürsek bile burada da finans kesimine çok büyük şey düşüyor diye düşünüyorum.”

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Türkiye’deki konut kredilerinin milli gelire oranı açısından bakıldığında yüzde 15’in çok büyük bir oran olup olmadığının sorulması üzerine, “Orada hesap yapmak gayet kolay. Türk bankacılık sisteminin kullandırdığı 780 milyar TL civarında bir kredi stoku var. Onun yüzde 15 büyüdüğünü varsayarsanız aşağı yukarı 120 milyar TL’ye yakın bir ilave yani mevcut krediye ilave bir artış söz konusu oluyor. 120 milyar TL’lik rakam da hiç de fena bir rakam değil. Onun içerisinden artık ne kadar konut sektörü pay alır, ne kadar iş alemi işletme kredisi olarak, yatırım kredisi olarak pay alır onu göreceğiz ama fena bir rakam değil. Yüzde 15’i hiç kimse küçümsemesin oldukça iyi bir rakam” şeklinde konuştu.
Başçı, “Yüzde 5’lik büyümeyle Türkiye 2023 hedefine ulaşır mı” sorusuna ise şöyle cevap verdi:
“Şuanda Türkiye’nin potansiyel büyüme hızı yüzde 5 civarında. Burada şöyle bir değişiklik oldu; Cumhuriyet tarihi boyunca baktığınızda yüzde 5’ti zaten bu rakam. Fakat biz nüfus artışının yüzde 1’e düştüğünü gördüğümüz için, yüzde 2’ler civarındaydı nüfus artışı şimdi yüzde 1’ler seviyesine doğru ilerliyor. Kişi başı milli gelir büyüme hızı yüzde 4’e doğru yükseldi. Dolayısıyla biz Amerika’yla, Avrupa’yla farkı o şekilde kapatmaya başlıyoruz.

Fakat bu 5’in üzerinde olabilir mi sorusu soruluyor. Türkiye’nin potansiyeli 5’in üzerine çekilebilir. Bunun için yapısal reformlar çok büyük önem taşıyor. Orada da önemli adımlar atılmaya daha yeni başlanıyor. Yani makro ekonomik istikrar olmadığı için geçmişte yapısal reformlar alanında çok fazla düşme fırsatımız da olmadı, vaktimiz de olmadı bunları yapabilecek. Fakat şimdi yavaş yavaş bu alanlara birer birer eğildikçe başta eğitim olmak üzere, bilinen diğer alanlarda orta vadeli program yapılan hepsi sayılıyor. Adımlar atıldıkça enerji alanında giderek Türkiye’nin potansiyel büyüme hızının da bir miktar daha yükselmesi mümkün olacak. Şimdi yüzde 5’le biz hesap yapıyoruz. Yüzde 5’le bile Türkiye bu 2023’deki 25 bin dolar kişi başı gelir hedefini yakalıyor. Orada şu şekilde hesap yapmak lazım; Amerikan doları bazında bu ölçülüyor. Yani kişi başı 25 bin dolar dediğimiz zaman reel değil, Amerikan doları bazında. Amerika’da da yüzde 2, 2,5 civarında bir enflasyon var. Dolayısıyla onu hesaba kattığımızda yüzde 5’lik büyüme yüzde 7 civarında bir Amerikan doları bazında büyümeye tekabül ediyor. Onun hesabı kitabı yapılabiliyor, arkadaşlar onu çalıştılar.

Dolayısıyla bu hızla gidersek biz çok rahat 25 bini yakalarız. Ama bence 25 bin yetmez ve Türkiye çok daha iyisini yapabilir. Bu noktada da yapısal reformlar önemli.”

“TÜRKİYE BÜYÜME MECBURİYETİ OLAN BİR ÜLKE”

Ali Ağaoğlu, 2016 yılında inşaatı sona erecek olan İstanbul Finans Merkezi’nin, kendi açısından bakıldığında Türkiye için ne anlama geleceğinin sorulması üzerine, “Türkiye büyüme mecburiyeti olan bir ülke. Genç, dinamik bir nüfusu var. Ulusunun yüzde 70’i 30 yaşın altında dünyadaki ender ülkelerden biri. Dolayısıyla yüzde 5 ve üzeri büyüme mecburiyeti var. Bu büyümeyi sürdürebilir hale getirmek için para gerekiyor. Türkiye’nin kendi tasarrufu yetişmiyor. Yeterli değil. Şuanda yüzde 12’lere düşmüş durumda. Dolayısıyla finansmana ihtiyacı var. Yani finansmana kolay ulaşması lazım” dedi.

İstanbul’un finans merkezi olması ile İstanbul ve Türkiye’nin burada paraya daha rahat ulaşabilir bir noktaya geleceğini ifade eden Ağaoğlu, “Bu sadece inşaat sektörü için değil, Türk ekonomisinin genel sürdürülebilir büyümesini sağlamasında en önemli faktörlerden biri olacak. Zaten Türkiye’de finansın derinliği belli. Bu da bir şekilde ikiye bölünmüştür; bir kısmı İstanbul’da bir kısmı Ankara’da olmak üzere. Dolayısıyla hep beraber bir yerde olmaları İstanbul’da olmaları bir sinerji oluşturacak. Ama dediğim gibi sadece bir yerde olmaları bina anlamında bir yerde olmaları değil, burada hukuksal altyapının, vergisel altyapının cazip hale getirilmesi ve kalıcı hale getirilmesiyle oluşacak” şeklinde konuştu.
Ağaoğlu, “Dünyada para çok bol ama güvenli liman arıyor. Bunun en başında gerek coğrafi konumu itibariyle dünyanın her noktasına aynı anda gün içinde ulaşması açısından İstanbul bu konuda bunu fazlasıyla hak ediyor. Bu proje de bittiği zaman Türkiye, buradan gelen finansmanla büyük oranda istifade edecek. Paraya daha rahat daha kolay ulaşabilecek noktaya gelecek. Onun için biz çok önemsiyoruz ve inşallah zamanından önce de bunu hayata geçireceğiz” dedi.

İHA

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK OKUNANLAR
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    ARŞİV