Şehir ve Sevgi - II


Doç.Dr. Alaattin AKÖZ


21 Ağustos 2009 Cuma
YAZI BOYUTU: A A A

Ortaçağ Batıda olduğu gibi, Anadolu’da da bir geçiş ve değişim dönemidir. Bu çağın getirdiği birtakım sosyal ve ekonomik yenilikler kentlere de yansımıştır. Ortaçağ’da Anadolu’da; Bizans, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı gibi birçok büyük medeniyetler birbirini takip etmiş ve bu coğrafyada derin izler bırakmışlardır. 
Bizans Devleti’nin son dönemi, Anadolu’da tarih açısından en büyük değişimlerin meydana geldiği bir döneme rastlar. Bizans egemenliğinin Anadolu üzerindeki etkisinin giderek azalması ve birkaç yüzyıl sürecek olan Türk boylarının Anadolu’ya olan büyük göçü, X. yüzyılda Anadolu’da ciddi toplumsal değişikliklere neden olmuştur.

Türk göçleri ile birlikte ülkenin yalnızca fizikî yapısında değil,  demografik yapısında, kırsal alan ve şehirlerde de büyük ölçüde değişiklikler olmuştur. Fakat söz konusu değişimin ilk dönemi hakkındaki bilgiler oldukça yetersizdir.

Türkler, Anadolu’ya yerleşmeye başlamaları ile birlikte burada mevcut bir kent kültürü bulmuşlardır. Bu sayede, tarihi, Helenistik ve Roma dönemine kadar uzanan Bizans dönemi kenti ile tarihi, Orta Asya Türk Kültürüne dayanan Selçuklu kentlerinin bir sentezi oluşmuştur.

Türk fetihleri öncesinde Ortaçağ Bizans şehirleri ekonomik bakımdan zayıftır ve şehirlerdeki ekonomik zayıflık bölgelere göre değişik sebeplerden farklılık göstermektedir. Bazı Bizans şehirlerinin Türk fethi öncesinde terk edildiği bilinmektedir.

Kır nüfusunun köylerini terk ederek batı bölgelerindeki şehirlere yığılmaları ile iç bölge şehirlerinin nüfusu azaldığı gibi, pek çok köy de terk edilmiş ve Anadolu toprakları üzerinde ekilebilecek verimli sahalar sahipsiz kalmıştır. Bu boşluğu doldurmak amacı ile Selçuklu Devleti yöneticileri konar-göçerlerin toprağa yerleştirilmesi konusunda bir yerleşme plânı uygulamışlardır.
Türklerin Anadolu’ya yerleşmeleri sırasında eski yerliler, yani Hıristiyan kır nüfusu yerlerinden edilmediklerinden, o tarihte zaten çok gevşek bir yapıya sahip olan Hıristiyan köyleri arasındaki boş araziler, Türkler tarafından kurulan yeni köylerle değerlendirilmiştir.

Yeni köylere yerleşen konar-göçer Türkler, kısa sürede zirai kültüre yönelerek, göçebelikten yerleşik hayata geçişte büyük bir başarı göstermiştir.
Anadolu’ya gelen ve yerleşik düzene giren bu kitlelerin Türk asıllılar ve İranlılar olmak üzere etnik açıdan iki grup oluşturmaktadır. Fakat az sayıda Hıristiyan da bölgeye gelerek yerleşmiştir. Şehre yeni gelen unsurların başında asker Türkler gelmektedir. Bölgenin elde tutulabilmesi için, yeterli miktarda asker ailesiyle birlikte stratejik mevkilere yerleşmişlerdir.

Moğolların ortaya çıkışından sonra ve Moğol hakimiyeti döneminde doğudan gelen Türk- Müslüman halk arasında önceleri şehir hayatı sürmüş olanlar Anadolu şehirlerine yerleşmişlerdir. Sami veya İran ırkına mensup olan Müslümanların, Türk çoğunluğu arasında Türkleşmesi ise hiç de zor olmamıştır. Anadolu’nun bu dönemdeki Türk nüfusu Rum nüfusunun çok üzerine çıkmıştır.

Şüphesiz Türk kentleşmesi Anadolu’da sıfırdan başlamamıştır. Türkler Bizans’tan, tümüyle kırsal olmayan, fakat çok da gelişmiş düzeyde bir kentleşmenin olmadığı bir mirası devr almışlardır. Kentlerin İslâmlaşması genellikle ağır olmuş, zapt edilen şehirlerde camilerle kiliseler bir arada varlıklarını sürdürmüşlerdir.
Rum diyarına gelen ve burada bir şehir kültürü oluşturan Türkler için Anadolu’da iki farklı yerleşim modeli ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri Bizans şehirlerine dahil olmak, diğeri de doğrudan kendi şehirlerini kurmaktır. Bunun sonucu olarak da Anadolu Selçukluları’nda üç farklı şehir tipi ortaya çıkmıştır.

—Bizans şehirlerinin biraz değişerek devamı olan Niksar, Uluborlu gibi şehirler,
—Bizans şehirlerinin büyük ölçüde yeniden düzenlenmesi ile oluşturulan Konya, Sivas, Kayseri, Malatya ve Larende gibi şehirler,
—Aksaray, Seydişehir, Kırşehir gibi doğrudan Türklerin kendi kurdukları şehirler.

Selçuklular döneminde Anadolu’da şehir hayatının gelişimi öncelikle Orta ve Doğu Anadolu’da olmuş, Batı Anadolu’da ise daha sonra başlamıştır. Bu nedenle Anadolu’nun batı kesiminde XIV. yüzyıla kadar Orta Anadolu’nun büyük şehirleriyle kıyaslanabilecek merkezler oluşmamıştır. Akdeniz ve Karadeniz kıyılarındaki sahil şehirleri ise, siyasî ve iktisadî sebepler nedeniyle gelişme gösterememişlerdir.

Anadolu’da Selçuklu şehir kültür ve medeniyetinin savunma sistemleri, üretim dağıtım sistemleri, dini örgütlenmeler, şehir ya da eyalet yönetimi- yöneticileri ve kurumları, toprak kullanımı ve sistemi gibi kent kültür ve medeniyet kurumlarının Orta Asya ya da İran Türk- İslâm Devletlerinden alınarak, Türklerin Anadolu’da karşılaştıkları ve karşılıklı sosyal, kültürel, ekonomik ya da hukuksal ilişkiler kurdukları Bizans kültür ve medeniyetine adapte ettikleri söylenebilir.

Toplumların sosyal hayatında yerleşmenin en son adımı olan şehirleşmenin, Fuad Köprülü’nün de belirttiği gibi, Anadolu’daki gelişiminin XII. yüzyılın ikinci yarısında başlayıp XIII. yüzyılda güçlendiğini söylemek yanlış olmaz.

Bu serinin üçüncüsü olmasını planladığım bir sonraki yazı, Larende (Karaman) şehrinin tarihi gelişimine dair olacaktır.

al.ak@hotmail.com

Verilen oy: 3.2 (Toplam 28 oy kullanıldı)

OKUNMA SAYISI: 2151

  • Yorumlar (5 yorum)
  • Yorum Yaz
  • Paylaş
  • Arkadaşına Gönder

Köşe Yazısının Yorumları

Bu Köşe Yazısına toplam 5 yorum yapıldı. Sizde yorum yapmak ister misiniz? Tıklayın

ismail püseci
2010-06-19 20:45:23

trafik kazası haberi
hocam bu konunun sizinle bi ilgisi yok sanırım ama nasıl ulaşacağımı bilemedim yardımınıza ihtiyacım var benim trafik kazası resimlerimi bu siteden kaldırttırırsanız sevinirim annem kazada vefat etti ve resimlerinin burada durması beni çok etkiliyor lütfen rica ediyorum allah şimdiden razı olsun lütfen kaldırttırın hocam inanın psikolojimi çok olumsuz etkiliyor ilginize hayırlı çalışmalar

alperen
2010-03-20 19:16:43

merhaba
hocam merhaba, şehir yazılarınızı bekliyoruz, şehirciliğe dair vs, çok faydalı oluyor, bilgileniyoruz. selamlar.

suleyman tekes
2010-01-16 12:16:13

sayin hocam
sayin hocam yazini okudumda senin resmini gorunce nekadar yaslanmis gordum seni ya hayret ettim ama uzun yillar oldu gormeyeli

Dr. idris N. UYSAL
2010-01-12 21:35:30

teşekkür ve bir katkı
Hocam, her kelimesinden ayrı ayrı istifade edebileceğimiz bu güzel yazınız için size teşekkür ediyorum. Orta ve Doğu Anadolu'nun Anadolu şehirleşmesinde öncü olması, bu yörelerde dil ve edebiyat bakımından büyük eserlerin ortaya çıkışına da zemin hazırlamıştır. Eski Anadolu Türkçesinin ölümsüz eserleri, bu yörelerin Türkçeye sunduğu eşsiz bir ikramdır. Teşekkürler..

hayri samur
2009-10-29 22:57:59

teşekkür
sn.hocam yazılarınızı takip ediyoruz teşükkürler
dostlara selam

Köşe Yazısına Yorum Gönder

Köşe Yazısına yorum yapın, sesinizi duyurun
* T.C. yasalarına aykırı, kin, nefret, hakaret, suç unsuru içeren yorumlar yayınlanmayacaktır!

Köşe Yazısını Dostlarınızla Paylaşın

Bu Köşe Yazısını üyesi olduğunuz bookmark sitelerinde dostlarınıza tavsiye edin.

Köşe Yazısını Arkadaşınıza Gönderin

Bu Köşe Yazısını Arkadaşınıza Önerin...

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI :

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Get Flash player


Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Armutlu Yem ve Un

Get Adobe Flash player