Çocuk aileye mi? Okula mı " EMANET " - 2 -


Mustafa TÜRK

BAŞYAZI

13 Mart 2010 Cumartesi
YAZI BOYUTU: A A A

 

Toplumu oluşturan her bir birey, belirli bir yaştan sonra "sosyal sorumluluk" şuuruna ulaşmak mecburiyetindedir. Ancak, beden ve ruh sağlığı açısından sağlıklı ve başarılı nesiller yetiştirmek ailenin dışında mümkün olmamaktadır.

Çocuklarımızın aileden sonraki eğitim-öğretim yuvası olan okul ise, sosyal bir kurumdur. Sınıflarımızı dolduran farklı sosyo - ekonomik şartlar içinde yaşayan ailelerden gelen çocukları, düzenli, sistemli, planlı ve programlı bir çalışma ile milli ve beşeri sosyal veraseti, çağdaş verilerle geliştirerek yeni nesillere aktarır.

Demokrasiler, her şeyden önce hürriyet ve disiplinin dengelendiği bir ortamı ifade eder. Ailede ve okulda otokratik idare altında eğitilen çocuklarda "ben", demokratik idare altında bulundurulan çocuklarda "biz" kavramı daha çok kullanılmaktadır.

Otoriter idare altında bulundurulan çocuklarda tahakküm; tekebbür, zorbalık etmek, zorla hükmetmek arzusu, demokratik grupta bulundurulanlardan 30 defa daha fazla görülmektedir.

Bu açıdan: Okul, bağımsız düşünülebilen, her inancın, her fikrin, her değerin yeniden keşfedileceği bir yer olmalıdır ki; insanları bağımsızlaştırabilsin ve ruh sağlığını koruyabilsin.(ASCD, 1962)

Çocuğa gösterilen sevgi, bağımsızlık çabalarını engellemeyecek bir biçimde olmalıdır.(1)

Bireyin ahlâk gelişiminde sevgiye dayanan ilişkilerin önemi açıktır. Sevgi ve şefkat ihtiyacının karşılanması sadece özgüvenin gelişimi için değil, çevresiyle barışık, kontrol altında olmadığı zaman da doğru şeyler yapma refleksine sahip bir kişiliğin gelişimi için elzemdir. (2)

Sevgi temeline dayanmayan bir disiplin gerçekleşemez. Disiplin, sorumluluğu öğretmektedir. (Aydoğmuş ve ark. 1999; 120)

Cemil, öğretmenine hep sen derdi. Öğretmeni uyardığında siz derdi, sonra unutup sen derdi. Öğretmeni, bir gün bir ceza verdi: Herkes evine gitti, Cemil kaldı. 50 kere KENDİMDEN BÜYÜKLERE SİZ DEMELİYİM. diye yazacaktı. 10 dakika sonra, öğretmen gelip bitirdin mi dedi. Evet dedi Cemil. Hemde 100 kere yazdım. Öğretmeni neden dediğinde ise, şu cevabı verdi:

- Seni memnun etmek için.

Disiplin, çocuğa istenilen davranış ve alışkanlıkları öğretmek, kendi kendini denetleme ya da iç denetim olan ahlak gelişimini sağlamaktır. Bu da dıştan gelen bir zorlamayla olmaz. Önemli olan içselleşmiş bir sorumluluk duygusunun oluşturulmasıdır.

Disiplin, bir anlamda, çocuğun sahip olduğu sorumluluklarıyla yaşantısındaki hareketlerinin doğal ve sosyal sonuçlarını kabul etmesidir.

Sevginin eksikliği kadar aşırısı da tehlikelidir. Çocuklarına aşırı sevgi gösteren, onlara toz kondurmayan, her türlü aşırı davranışlarına göz yuman ailelere çevremizde sıkça rastlamaktayız. Bu aileler böyle davranmakla çocuklarının zarar verdiklerinin farkında değildirler. Davranışlarının yanlışlığını anladıklarında artık iş işten geçmiştir.

Weatjen okulda öğrenme ve ruh sağlığı üzerine yaptığı açıklamalarda, okulda eğitimin her şeyin üstünde tutması gereken en önemli hedefin insanlara "Bireysel bağımsızlık" kazandırma olduğunu; bu bağımsızlığın anlamının insanların dış dünyanın nesnel gerçekleriyle uyum içinde yaşamasının kendisi olduğunu; program muhtevasının nesnel gerçekleriyle uyum içinde yaşamasının kendisi olduğunu; program muhtevasının ise bir yandan gerçekleri keşfe diğer yandan gerçekleri test etmeye imkan sağlaması gerektiğini vurgularken; eğitimin öğrencilerin bağımsız düşünmelerini ve kendi yaşantılarına güven sağlamalarını engelleyici olduğu takdirde fayda yerine zarar verdiğini savunmaktadır.

Yani; sınıfta öğrencinin yerine getirme zorunluluğunda olduğu sorumluluklar öğrencinin kendisini keşfe imkan sağlamalıdır. Okul öğrencisine hayatta karşılaşabileceği sorumlulukları deneme yaşantısını mutlaka sağlamalıdır.

Çocuğun kişiliğini silecek şekilde aşırı korumacı, sahiplenici marazi bir sevgi her ne kadar kültürümüzde yadırganmasa da, bağımlı ve yetersiz bireyler gelişmesine neden olacağı gibi; toplumsal genel ahlaka da etkileri olumlu olmamaktadır.

Diğer yandan, bizim gibi toplumlarda, aşırı ilgi, baskı ve denetim, çocuğu pısırık, içe kapanık, korkak, çekingen, kendine güveni olmayan, hakkını aramayan, görüşünü savunamayan insan hâline getirebilir.(3)

Ruh sağlığı insanın bütün halinde işleyişiyle gelişir. Bugünkü bilgilerimiz ışığında yeryüzünde yaratılmış karbon, hidrojen, oksijen ve azot temelli, diğer bir tabirle organik varlıklar içerisinde insan; zihnî, ruhî, aklî ve kalbî melekelerle donatılmış yegâne varlıktır.

Diğer canlılardan farkı ise; sahip olduğu bu melekelerine bir sınır konmayıp potansiyel olarak gelişmeye müsait yaratılmalarıdır. İşte bu noktada insanın asıl vazifesi, biyolojik ihtiyaçlarını (yeme-içme, barınma ve üreme gibi) giderdikten sonra; zihnî ve ruhî melekelerinin inkişafını gerçekleştirebilmek için sürekli öğrenme gayreti içinde olarak tekâmül etmesi olduğu ortaya çıkmaktadır.

İnsanın bütün yönleri birbirine destek sağlar. Bedence iyi gelişmemiş ya da iyi koşullar altında bulunmayan kimsenin zihinsel ve duygusal yönden gelişmesi de sınırlı hale gelmektedir. Ya da duygusal yönden olgunlaşmamış bir kimsenin zihinsel yetenekleri ne kadar üstün olursa olsun er veya geç bu yönden de gelişimini sınırlı hale getirecektir.

Müfettiş yan sınıftan taşan gürültüden çok rahatsız olmuştu. Daha fazla dayanamadı, yan sınıfa girdi, en yüksek sesle konuşanı alıp sınav yaptığı sınıfa oturttu. Otur ve çeneni kapa diye bağırdı, afalmış olan zavallıya. Bir süre sonra yan sınıftan bir öğrenci kapıyı açtı, fısıldayarak sordu:

- Öğretmenimizi geri alabilir miyiz, acaba ?

Aslında, hayatımızın her aşaması bir eğitimdir. Herkes sürekli olarak hem öğretmen hem de öğrencidir. Bir farkla ki; öğretmen öğretmez, yetiştirir. Onun içinde, öğretmenin eserine paha biçilmez. Çünkü; bir öğretmen ebediyete hükmeden insandır. Tesirlerinin nerede biteceği asla bilinemez.

Unutmayın ki; iyi yetişmiş, nereye gittiğini bilen kişiye yol vermek için dünya bir yana çekilir. Bu manada Yönetmenliği ve Senaryosu Zülfü Livaneli'ye ait olan Sinan Tuzcu, Serhat Mustafa Kılıç, Dolunay Soysert, Ezgi Mola, Özge Özpirinçci'nin rol aldığı VEDA Filmi çocuklarımızla da izlenerek küçük Mustafa'nın ayak izleri takip edilmeli.

Veda, Salih Bozok'un anlatımıyla, Atatürk'ün hayatının dönüm noktalarının, vatanı kurtarmak için ölüme meydan okuyan bir kuşağın komutanının hikâyesi. Mutlaka izleyelim.

mustafaturk70@hotmail.com

1-Ailede Çocuğun Din Eğitimi. Abdurrahman Dodurgalı, M.Ü. İlahiyat fak. vakfı yayınları.
2-Ahlak Psikolojisi ve Eğitimi. Meral Çileli, Verso yayınları.
3-Sevgi Eğitimi. Veysel Sönmez, Anı yayınları.

Verilen oy: 3.6 (Toplam 22 oy kullanıldı)

OKUNMA SAYISI: 348

  • Yorumlar (3 yorum)
  • Yorum Yaz
  • Paylaş
  • Arkadaşına Gönder

Köşe Yazısının Yorumları

Bu Köşe Yazısına toplam 3 yorum yapıldı. Sizde yorum yapmak ister misiniz? Tıklayın

Mustafa Turk
2010-03-21 14:15:14

Kimsenin Kimseye Güveni Kalmamıştır!
Çocuklarımız önce anneye sonra okula muhtaçtır. Aile de öğretmen de düzenli, sistemli, planlı ve programlı bir çalışma ile milli ve beşeri sosyal veraseti, çağdaş verilerle geliştirerek yeni nesillere aktarmak, zorundadır.
Aile müessesesi çatırdamaktadır. Öğretmense “iyilikten maraz doğar” tecrübesiyle elini çocuğun üzerinden çekmiştir. Öğretmen güvensiz, korumasız, çaresiz bırakılmıştır.
Günümüzde aileler yetersiz-sağlıksız. Öğretmense yaşadıkları veya yaşanlarla aile ve çocuğa karşı mesafelidir. Orta öğretimin hali malum. İlköğretimlerin ikinci kademeleri de çözülmek üzeredir. Elimizde sadece İlköğretimlerin 1. Kademeleri kalmıştır. Bu gidişle çocuklar sahipsiz kalacaktır.

ziyaretci
2010-03-17 19:38:27

ziyaretci - bence once allaha emanet
ziyaretci - bence once allaha emanet
guzel bir konuya deginmissiniz...bir elinde sigara bir elinde okey tasi atan ogretmenlerin oldugu bir ulke nasil kalkinir

zeliha
2010-03-16 23:57:35

size mi emanet
valla ben sunu biliyorum cocuklarimiz size emanetse yandik

Köşe Yazısına Yorum Gönder

Köşe Yazısına yorum yapın, sesinizi duyurun
* T.C. yasalarına aykırı, kin, nefret, hakaret, suç unsuru içeren yorumlar yayınlanmayacaktır!

Köşe Yazısını Dostlarınızla Paylaşın

Bu Köşe Yazısını üyesi olduğunuz bookmark sitelerinde dostlarınıza tavsiye edin.

Köşe Yazısını Arkadaşınıza Gönderin

Bu Köşe Yazısını Arkadaşınıza Önerin...

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI :

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Get Flash player


Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Armutlu Yem ve Un

Get Adobe Flash player