<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
  <channel>
<title>Karaman Haber - Karaman Haberleri - Son Dakika Karaman haberleri </title>
<link>https://www.e-karaman.com</link>
<description>Karaman haberlerinin yer aldığı e-karaman.com haber sitesi en güncel haberler ile okuyucusuyla buluşmakta. Karaman haber, Konya Haber, Mersin Haber, Ankara</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.e-karaman.com</copyright>
<image>
<title>https://www.e-karaman.com</title>
<url>https://www.e-karaman.com/images/genel/logo-3.png
</url>
<link>https://www.e-karaman.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Bilgi Teknolojileri ve Etkin Kullanımı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style='font-family:Calibri,'><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style=''>Bilgi teknolojisi, 21. Yüz yılda bilgiye erişmemizi, saklamamızı, paylaşmamızı ve iletmemizi sağlayan bilgisayar sistemlerini, ağları ve depolama cihazlarını ifade etmektedir.Bu yazımda bilgi teknolojileri ve etkili kullanımına dair bilgi vermeye çalışacağım.</span></span></span></span></span></span></p><p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style='font-family:Calibri,'><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style=''>Bilgi teknolojileri, aile ve arkadaşlar arasındaki iletişimden iş hayatında başarılı olmaya kadar günlük yaşamda hayati bir rol oynamaktadır. Etkili kullanıldıklarında daha iyi verimlilik, artan üretkenlik ve daha düşük maliyetler sağlayabilmektedirler.</span></span></span></span></span></span></p><p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style='font-family:Calibri,'><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style=''>Teknoloji, çalışanlar arasındaki iletişimi basitleştirmekte ve çalışanların ofisler arasında bilgi aktarımını kolaylaştırmaktadır. Aynı ofisi paylaşmayan iş arkadaşları arasında karşılıklı e-posta göndermek yerine, anlık mesajlaşma, sesli ve görüntülü aramalar veya sohbet uygulamaları, çalışanların internet üzerinden birbirleriyle kolayca iletişim kurmasını sağlamakta, toplantı ve planlama gibi iş streslerini azaltmaktadır. Ayrıca çalışanlar arasında daha net iletişim kurulmasını sağlayarak eleştirel düşünme yeteneğinin artmasına neden olmaktadır.</span></span></span></span></span></span></p><p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style='font-family:Calibri,'><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style=''>Bilgi teknolojisi, operasyonel ve yönetsel süreçleri kolaylaştırarak, çalışanlara dair görevleri otomatikleştirerek üretkenliği ve verimi artırmaktadır. Hedef kitleye ulaşma ve hizmet sunumu açısından iş dünyasında önemli rol oynamaktadır.</span></span></span></span></span></span></p><p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style='font-family:Calibri,'><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style=''>Bilgi teknolojisiayı zamanda kuruluşların performanslarını izlemelerine ve ölçmelerine olanak tanıyarak iyileştirme alanlarının belirlenmesine yardımcı olmaktadır. İzleme ve performans analizleri ile çalışanlar performans açısından izlenebildiği gibi, hedef kitle memnuniyeti, pazar trendleri, kurum içi durum analizleri kolaylıkla yapılabilmektedir. Ayrıca veri güvenliğine dair tehditler kolaylıkla tesbit edilmekte ve güvenlik önlemleri zamanında alınabilmektedir.</span></span></span></span></span></span></p><p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style='font-family:Calibri,'><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style=''>Hızlı üretilen bilgi sayesinde teknoloji kendisini sürekli yenilemekte ve yeni ürünler kullanımı teşvik etmektedir. Bir kişi, teknoloji aktif kullanması ile saniyede yaklaşık 1,7 MB veri üretmekte buda, günde 146.8880 MB veri demektir. Bu veriler hedef kitlesini anlamak isteyen markalar veya sosyal medya gönderilerini optimize etmek isteyen kişiler için muazzam bir kaynağı haline gelmiştir. Artık günlük hayatta konuşulan kelimeler, almamızı bekleyen bir ürün olarak direk karşımıza çıkabilmektedir.</span></span></span></span></span></span></p><p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style='font-family:Calibri,'><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style=''>Bilgi teknolojisinin diğer bir avantajı ise büyük çaptaki kurumsal verileri analiz ederek hızlı ve gerçekçi sonuçlar verebilmesidir. Hedef kitle analizleri kolaylıkla yapılabilmekte, ürün ve hizmetlerin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.</span></span></span></span></span></span></p><p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style='font-family:Calibri,'><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style=''>Ancak teknoloji aynı zamanda riskleri de beraberinde getirmektedir. Tüm yeni gelişmeler aynı zamanda olumsuz faaliyetler gösterenler açısında etkin olarak kullanılmaktadır. Bilinçli kullanılmadığı durumlarda yaşam kalitesini düşürdüğü gibi zaman ve verim kaybına neden olmaktadır. Bu durumda ise maliyetler artmakta her anlamda hayata dair olumsuz yansımaları görülmektedir.</span></span></span></span></span></span></p><p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style='font-family:Calibri,'><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style=''>Bilgi teknolojisi, her anlamda hayatın bir parçası olmuş durumda ve bilinçli bir yaşam benimsemeyi gerektiriyor. Okul yıllarında bilgi teknolojilerine etkin yaklaşım eğitim sürecindeki beklentilere olumlu yansıyacaktır. Dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığına verilen önem ile teknoloji ile barışık, risk ve fayda analizini yapabilen, yapay zeka gibi üst düzey teknolojiler ile baş edebilen nesiller yetişecektir.</span></span></span></span></span></span></p><p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style='font-family:Calibri,'><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style=''>Fatih Bircan – Eğitimci Yazar</span></span></span></span></span></span></p><p style="margin-bottom:11px"></p>]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/bilgi-teknolojileri-ve-etkin-kullanimi/122447/</link>
<pubDate>Fri, 14 Jul 2023 13:56:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SUÇTAN DOLAYI TUTUKLANAN VEYA HÜKÜM GİYEN BİR İŞÇİ  KIDEM TAZMİNATINA HAK KAZANABİLİR Mİ? </title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><strong><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333"><span style="font-weight:normal">İşyeri dışında işlenen bir suçtan dolayı tutuklanan veya hüküm giyen işçi işe devam konusunda meydana gelen devamsızlık, işçiye yükletilemeyeceğinden ve bunun işçi açısından zorlayıcı bir neden olmasından dolayı işçinin iş sözleşmesi işveren tarafından feshedilse dahi işçi kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Özellikle bu hususta suçun iş yeri dışında işlenip işlenmediği ve fesih ihbar sürelerine işverence uygun hareket edilip edilmediği hususlarına dikkat edilmesi önem arz etmektedir. Bu  hukuki uyuşmazlıkla ilgili olarak Yargıtay, güncel bir karara imza atmıştır. <u>Kararın tam metni şu şekildedir:</u></span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p align="center" style="margin-bottom:10px; text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><strong><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">T.C.</span></span></strong></span></span></span></p>

<p align="center" style="margin-bottom:10px; text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><strong><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Yargıtay</span></span></strong></span></span></span></p>

<p align="center" style="margin-bottom:10px; text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><strong><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">9. Hukuk Dairesi</span></span></strong></span></span></span></p>

<p align="center" style="margin-bottom:10px; text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><strong><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">2020/5440 E., 2021/7876 K.</span></span></strong></span></span></span></p>

<p align="center" style="margin-bottom:10px; text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><strong><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">"İçtihat Metni"</span></span></strong></span></span></span></p>

<p align="center" style="margin-bottom:10px; text-align:center"> </p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">MAHKEMESİ : ... 8. Hukuk Dairesi</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">...</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</span></span></span></span></span></p>

<p align="center" style="margin-bottom:10px; text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><strong><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Y A R G I T A Y K A R A R I</span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><u><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Davacı İsteminin Özeti:</span></span></u></b></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Davacı vekili; ... 10. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Havza Yönetimi İzleme ve Tahsisler Şube Müdürlüğü bünyesinde çalışan davacının <strong><span style="font-family:"Calibri","sans-serif"">iş sözleşmesi</span></strong>nin Bölge Müdürlük Makamının 19/02/2016 tarihli oluru ile kesinleşen ceza sebebiyle feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><u><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Davalı Cevabının Özeti:</span></span></u></b></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Davalı vekili; iş sözleşmesinin davacının hırsızlık sebebiyle mahkum olması ve cezaevine girmesi sebebiyle <strong><span style="font-family:"Calibri","sans-serif"">kıdem tazminatı</span></strong> ödenmeksizin feshedildiğini, 16. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 56/6 maddesinde yüz kızartıcı suçlardan hüküm giyenlerin iş sözleşmelerinin feshedileceğinin belirtildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><u><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:</span></span></u></b></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Mahkemece, iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanunun 25. maddesi dayanak gösterilerek feshedildiği, feshin haklı sebebe dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf kanun yoluna başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. HD'nin20/11/2018 tarih ve 201472947 esas, 2018/1850 karar sayılı ilamı ile "...mahkeme gerekçesinde tarafların iddia ve savunmalarının hukuki nitelendirilmesinin, hangi hukuki kuralların uygulanacağının tespitinin yapılmadığı, delillerin ve hangi delile ne sebeple üstünlük tanındığının tartışılmadığı, reddine karar verilen alacakların ulaşılan hangi kanuni ve hukuki sonuca dayandırıldığının yazılı olmadığı” gerekçesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6. maddesi kapsamında hükmün kaldırılarak Mahkemesine iadesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davalının dosya arasındaki 19/02/2016 tarihli yazısında; davacının ... 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/07/2011 tarihli, ... 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20/10/2014 tarihli, ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/04/2013 tarihli kesinleşen mahkumiyet kararları sebebi ile İş Kanunu 25/II-e maddesi gereğince iş akdinin haklı sebeple feshedildiğini bildirdiği, bahsi geçen maddede, işçinin işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak..gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarından bahsedildiği, burada bahsedilen eylemlerin örnekleme yoluyla sayıldığı, her ne kadar hırsızlık sebebiyle işçinin iş sözleşmesinin haklı sebeple feshi için, yerleşik içtihatlar gereğince işçinin işyerinden hırsızlık yapması gerektiği kabul edilse de; davacı hakkında aynı nitelikte suçlardan kesinleşen birden fazla mahkumiyet kararı ile yargılaması devam eden davalar bulunduğu, davacının halen cezaevinde bulunduğu, yasa maddesinde de belirtildiği üzere işverene karşı doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışların örnekleme yoluyla sayıldığı, davacının yaptığı işin "nivocu" olarak geçtiği ve davacının teknik eleman olması sebebiyle yapmış olduğu iş de dikkate alınarak işçi eylemlerinin işverene karşı doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlardan sayılacağı gerekçesiyle fesih haklı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">İstinaf Başvurusu:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı taraf istinaf kanun yoluna başvurmuştur.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><u><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :</span></span></u></b></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilince sunulan süre tutum dilekçesinde açık bir sebep belirtilmediği, yapılan yargılama ve karar ile ilgili davacı yönünden kamu düzenine ilişkin hukuka aykırı bir yönün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><u><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Temyiz:</span></span></u></b></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><u><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Gerekçe:</span></span></u></b></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">1- Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yönleri usul ve kanuna uygun görülmüştür.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">2- Taraflar arasında iş sözleşmesinin kıdem tazminatı gerektirecek şekilde son bulup bulmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun halen yürürlükte bulunan 14. maddesi uyarınca işçilerin iş sözleşmelerinin,</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında(4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II),</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca (4857 sayılı İş Kanunu'nun 24),</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla,</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">5. (Ek: 25/8/1999 -4447/45 md.) 506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde; işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Görüldüğü üzere; işçi sadece iş sözleşmesinin işveren tarafından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II maddesinde belirtilen sebeplerle feshedilmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanmaz.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. fıkrasında “Ahlak ve İyiniyet Kurallarına Uymayan Haller Ve Benzerleri” düzenlenmiştir. İlgili hükmün “f” alt bendine göre, “işçinin işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi” işveren yönünden, kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyen haklı bir fesih sebebidir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Kanunun 25. maddesinin IV. fıkrasında ise, “işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması” hali, 25. maddesinin III. fıkrasında ise “işçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması hali” ayrı birer fesih sebebi olarak düzenlenmiştir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">İşveren 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/I, 25/III ve 25/IV maddesindeki sebeplere dayalı olarak iş sözleşmesini sonlandırırsa haklı bir sebep olsa bile kıdem tazminatı ödemelidir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><u><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Belirtmek gerekir ki;</span></span></u></b><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333"> işyeri dışında ve işyeri ile ilgisiz bir suçtan dolayı kesinleşen hükmün infazı çerçevesinde cezaevine girilmesi hali, İş Kanunu 25/IV kapsamında değildir. Mahkumiyet hali işçiden kaynaklanmakta olup bir haftayı aştığı takdirde işçiyi çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı neden vardır. <b><u>Zira, işyeri dışında işyeri ile ilgisiz suçun infazı için işe devamsızlık sözkonusu olup devamsızlık iradi değildir.</u></b> İşçinin iş sözleşmesinin zorlayıcı nedenlerle 25/III bendi uyarınca feshi halinde, işverenin bildirim şartına uyma ya da ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunmamaktadır. Derhal fesih hakkı vardır. Ancak, az yukarıda açıklandığı üzere mülga 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi uyarınca <b><u>kıdem tazminatının ödenmesi gerekir.</u></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a bendine göre hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanması bozma sebebidir. Bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde; somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesinin işyeri dışında işlediği suçlar sebebiyle hüküm giymesi sebebiyle 19.02.2016 tarihinde sonlandırıldığı, işçinin cezaevine giriş tarihi 16.08.2015 olup toplam mahkumiyet süresinin 6 yıl 4 ay olduğu, <b><u>4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/III maddesi uyarınca işçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıktığının kabulü gerektiği, bu durumda işverenin derhal fesih hakkının olduğu ancak kıdem tazminatının ödenmesi gerektiği anlaşılmıştır.</u></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Davalı işverence; feshe dayanak yapılan 15 ve 16. dönem Toplu İş Sözleşmelerine göre işçinin yüz kızartıcı suçlardan mahkumiyeti halinde işe yeniden başlatılamayacağı bu sebeple yapılan fesih sebebiyle kıdem tazminatı ödenmesi gerekmediği savunulmuş ise de; toplu iş sözleşmelerindeki konuya ilişkin düzenlemelerin fesih ve yeniden işe başlatma ile ilgili olduğu ve sözleşmelerde işçiye kıdem tazminatı ödenmeyeceğine yönelik bir hükme yer verilmediği görülmektedir. Kaldı ki; toplu iş sözleşmelerine konulacak hükümlerin kanunların mutlak emredici hükümlerine aykırı olamayacağı, sadece nispi emredici hükümlerin yani işçi lehine konulan hükümlerin aksinin toplu iş sözleşmesi ile işçi lehine değiştirilmesinin mümkün olduğu dikkate alındığında; işyeri dışında gerçekleşen bir suç sebebiyle hüküm giyilmesi halinde kıdem tazminatı ödenmeyeceğine dair bir toplu iş sözleşmesi hükmü kanunun mutlak emredici hükmüne aykırı olacağından geçersizdir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Somut uyuşmazlık bakımından fesih sebebi ile bağlılık ilkesi de gözetilerek değerlendirme yapıldığında, fesih konusu yapılan eylemin doğruluk ve bağlılığa aykırılık ya da sadakat borcunun ihlali kapsamında ele alınması mümkün değildir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><u><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">AÇIKLANAN SEBEPLERLE, 26.10.1989-16.08.2015 TARİHLERİ ARASINDA DAVALIYA AİT İŞYERİNDE GEÇEN ÇALIŞMASI SEBEBİYLE KIDEM TAZMİNATI ÖDENMESİ GEREKİRKEN BU HUSUSUN GÖZETİLMEMESİ KANUNUN AÇIK HÜKMÜNE AYKIRI OLDUĞUNDAN KIDEM TAZMİNATININ HÜKÜM ALTINA ALINMASI İÇİN HÜKMÜN BOZULMASI GEREKMİŞTİR.</span></span></u></b></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><strong><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333">Sonuç:</span></span></strong><span style="font-family:"Calibri","sans-serif""><span style="color:#333333"> Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"> </p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""> <b><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Arabic Typesetting""><span style="color:#333333"> Av. Abdulmenaf KAZANLI </span></span></span></b></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:10px; text-align:justify; text-indent:35.4pt"><span style="font-size:12pt"><span style="background:white"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Arabic Typesetting""><span style="color:#333333">          ASRİ HUKUK</span></span></span></b></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>AV. ABDULMENAF KAZANLI</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/av-abdulmenaf-kazanli/av-abdulmenaf-kazanli/suctan-dolayi-tutuklanan-veya-hukum-giyen-bir-isci-kidem/122446/</link>
<pubDate>Wed, 29 Jun 2022 16:18:58 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>V.U.K MAĞDURLARINA MÜJDE!!</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:#4472c4">213 SAYILI VERGİ USUL KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 15 NİSAN 2022 TARİHİNDE RESMİ GAZETEDE İLAN EDİLEREK YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİR</span></span></span></span></b></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><span style="color:black">MADDE 4- </span></b><span style="color:black">213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (a) fıkrasında yer alan “üç” ibaresi “beş” şeklinde, (b), (c) ve (ç) fıkralarında yer alan “beş” ibareleri “sekiz” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye son fıkrasından önce gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><u><span style="color:#4472c4">213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU 359/A MADDESİNİN ESKİ HALİ:</span></u></b></span></span></span><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""> </span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">  <i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;</span></span></span></i></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,</span></span></span></i></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,</span></span></span></i></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Hakkında <u>on sekiz aydan</u> <b>3 yıla kadar</b> hapis cezasına hükmolunur.</span></span></span></i></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><u><span style="color:#4472c4">VERGİ USUL KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLE 359/A MADDESİNİN YENİ HALİ:</span></u></b></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">“a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;</span></span></span></i></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,</span></span></span></i></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,</span></span></span></i></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Hakkında on sekiz aydan <b><u>beş yıla</u></b> kadar hapis cezasına hükmolunur…”</span></span></span></i></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:red">  <b><u>YAPILAN DEĞİŞİKLİKLE 3 YILA KADAR OLAN HAPİS CEZASI DAHA DA AĞIRLAŞTIRILARAK 5 YILA ÇIKARILMIŞTIR. </u></b></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Vergi Usul Kanunu 359 uncu maddenin b, c ve ç fıkralarında geçen 2 yıldan 5 yıla  kadar ve 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülen cezalar yapılan <b><u>DEĞİŞİKLİKLE 2 YILDAN 8 YILA KADAR VE 3 YILDAN 8 YILA </u></b>kadar hapis cezası olarak değiştirilmiştir. Böylelikle yapılan son değişiklikle vergi kaçakçılığı suçunun cezası daha da ağırlaştırılmıştır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><u><span style="color:#4472c4">DEĞİŞİKLİKLE BİRLİKTE EKLENEN FIKRA :</span></u></b></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">“Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Yukarıdaki fıkralarda belirtilen ceza indiriminden faydalanabilmek için vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi şarttır.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><u><span style="color:#4472c4">VERGİ USUL KANUNUNDA YENİLİK:</span><b> <span style="color:red">ETKİN PİŞMANLIK</span> </b></u></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Son yapılan değişikliklerle Vergi Kaçakçılığı  Suçuna ilişkin Vergi Usul Kanunu’na <b><u>Etkin Pişmanlık</u></b> müessesi  kazandırılmıştır. Her ne kadar 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Etkin Pişmanlık Hükümleri uygulanmakta ise de vergi kaçakçılığı suçları için bu mümkün değildi. Yenilikle birlikte artık Vergi usul Kanunu’nda da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama alanı açılmıştır. Vergi kaçakçılığı suçu işleyen kişiler etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için; </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><u><span style="color:red"> Soruşturma evresinde; </span></u></b></span></span></span><br />
 
<ul>
	<li class="metin" style="margin-left:31px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının <b><u>tamamı </u></b>ile</span></span></span></span></li>
	<li class="metin" style="margin-left:31px; text-align:justify"> </li>
</ul>
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Kesilen cezaların <u>yarısı </u>ve buna isabet eden gecikme zammı ödenmesi halinde <b><u>cezanın yarısı indirilir.</u></b> </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:red">      <b><u> Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar, yani mahkeme sürecinde; </u></b></span></span></span></span><br />
 
<ul>
	<li class="metin" style="margin-left:31px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">ödenmesi halinde ise verilecek <b><u>ceza üçte bir oranında indirilir</u></b>.</span></span></span></span></li>
</ul>
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Ayrıca, tarh edilen(yani hesaplanan) vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek <b><u>ceza yarı oranında indirilir.</u></b></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Son fıkrada etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayı belli şartlara bağlamıştır. Söz konusu ceza indiriminden faydalanabilmek için; </span></span></span></span><br />
 
<ol>
	<li class="metin" style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black"> Vergi mahkemesinde <b><u>dava açılmaması</u></b>, </span></span></span></span></li>
</ol>
 

<ol start="2">
	<li class="metin" style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Şayet dava açılmışsa <b><u>feragat edilmesi,</u></b></span></span></span></span></li>
</ol>
 

<ol start="3">
	<li class="metin" style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black"> Kanun yollarına <b><u>başvurulmaması</u></b>(İstinaf veya Temyiz Başvurusu olmaması) </span></span></span></span></li>
</ol>
 

<ol start="4">
	<li class="metin" style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Şayet kanun yollarına yani istinaf ve temyize başvurulmuşsa <b><u>vazgeçilmesi</u></b> şarttır </span></span></span></span></li>
</ol>
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Yukarıda sayılan durumlar devam ettiği sürece etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak mümkün değildir. </span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">VERGİ USUL KANUNUNDA DEVRİM GİBİ BİR YENİLİK: <b><u>ZİNCİRLEME SUÇ</u></b> </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Maddenin son fıkrasından bir önceki fıkrada <i>“Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” </i>şeklinde  yeni bir düzenleme getirilerek vergi ceza hukukuna bir yenilik getirilmiştir.  </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Son yapılan değişikliklerle Vergi Kaçakçılığı  Suçuna ilişkin Vergi Usul Kanunu’na <b><u>Zincirleme Suç</u></b> müessesi  kazandırılmıştır. </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black"> Vergi suçlarıyla ilgili gerek 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ve gerek 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nda Zincirleme Suç düzenlenmediğinden bu konuda bir belirsizlik meydana gelmiştir.  Bu belirsizlikten kaynaklanan boşluk, yıllarca Yargıtay’ın geliştirdiği içtihatlarla doldurulagelmiştir. Halbuki, bu belirsizliklerin giderilmesi ve bu konuda acil bir düzenleme ihtiyacı bulunmaktaydı. Nitekim  yapılan son değişiklikle birlikte tüm bu belirsizlikler  ortadan kaldırılarak uygulamada hakimlerin ve yüksek mahkemenin de karar verme noktasında önlerini açmış olacaktır.   </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><span style="color:black">PEKİ DAHA ÖNCE VERGİ KAÇAKÇILIĞI SUÇU İŞLEMİŞ VE HAKKINDA HÜKÜM VERİLMİŞ  OLUP DA İNFAZ AŞAMASINDA OLANLAR İÇİN DE ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİ  UYGULANABİLİR Mİ? </span></b></span></span></span><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""> </span></span></span><br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Bu sorunun cevabı EVET, geçerlidir. Kanun koyucu vergi kaçakçılığı suçundan hüküm giymiş olup da infaz aşamasında olanlar için 359 uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını 15/04/2022 tarihinden itibaren 1 yıl içinde yani 15/04/2023 tarihine kadar ödemesi durumunda soruşturma evresinde geçerli olan etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecektir. <b><u>Yani hapis cezasının yarısı indirilecektir. </u></b></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Aynı şekilde kanun koyucu, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayı burada da şarta bağlamış olup; </span></span></span></span><br />
 
<ul>
	<li class="metin" style="margin-left:31px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><span style="color:black">Vergi mahkemesinde dava açılmaması, </span></b></span></span></span></li>
	<li class="metin" style="margin-left:31px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><span style="color:black">Açılmışsa feragat edilmesi, </span></b></span></span></span></li>
	<li class="metin" style="margin-left:31px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><span style="color:black">Kanun yollarına başvurulmaması veya </span></b></span></span></span></li>
	<li class="metin" style="margin-left:31px; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><span style="color:black">Başvurulmuşsa vazgeçilmesi,</span></b></span></span></span></li>
</ul>
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">  hallerinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak mümkün olacaktır. </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Birinci fıkra hükümleri bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinde soruşturma ve kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında da uygulanır. Bu takdirde, ödemenin hüküm verilinceye kadar yapılması şarttır.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinde 359 uncu madde kapsamına giren suçlardan dolayı temyiz veya istinaf kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemelerde yer alan zincirleme suça ilişkin koşulların belirlenmesi, duruşma açılmak suretiyle yapılır.”</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">                                                                                     <b>Av. Abdulmenaf KAZANLI </b></span></span></span></span><br />
 ]]></content:encoded>
<author>AV. ABDULMENAF KAZANLI</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/av-abdulmenaf-kazanli/av-abdulmenaf-kazanli/v-u-k-magdurlarina-mujde/122445/</link>
<pubDate>Tue, 19 Apr 2022 12:12:05 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Basit Tanımıyla: KONKORDATO…</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Etrafınızda belli dönemlerde <b><i>“konkordato”,</i></b> <b><i>“filan şirket, filan iş yeri, filan adam konkordato ilan etmiş”</i></b> şeklinde kulağınıza elbette gelmiştir. Akabinde <b><i>“bu konkordato da ne oluyor</i></b>”, <b><i>“konkordato ne demek”</i></b>, <b><i>“konkordato ilan edilince ne olur” </i></b>şeklinde benzer sorular zihnimize gelebilmektedir. Hatta halk arasında <b><i>“konkordato”</i></b> kimi zaman <b><i>“iflas</i></b>” ile <u>karıştırılabilmektedir</u>. Halbuki, iflas ile konkordato arasında hem usul açısından hem de içerik açısından açık farklar olduğunu ifade etmekte yarar vardır. Hatta bir çok firma iflas etmemek ve iflas etmekten kurtulmak için haklı olarak konkordato yoluna başvurabilmektedir.  </span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Bilindiği üzere Türk Hukuk Sistemimize göre, konkordatoyu sadece borçlu değil, şartları mevcutsa alacaklı da talep edebilmektedir. Bunun şartları ise detaylı olarak ilgili kanunda düzenlenmiştir. </span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">            Ticari hayatta işler her zaman yolunda gitmeyebilir. Ekonomik olumsuzluklar, her ülkede, her ekonomide, her sektörde ve her bir işletmede olabilmesi pekala mümkündür ve bu, ticari hayatın doğasında olan bir durumdur.  Ancak, konkordatonun, borçulunun, borçlarını ödememek ve alacaklılarından mal kaçırmak için başvurduğu bir yol olduğu düşüncesi asla  kabul edilemez. </span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Hayatın olağan akışı gereği, borçlu, borcunu ödemek istemesine rağmen, çeşitli ekonomik nedenlerle bazen borcunu <u>ödeyememe </u>durumuna düşebilir. Ayrıca, tüm borçlarını planladığı şekilde vadesinde ödemesi halinde borçlunun ekonomik geleceği çok büyük zararlar görebilir. Böyle bir durumda ise, alacaklı taraf konumunda olanlar da alacaklarını tam olarak veya kısmen alamayabilirler. Bilhassa, birden fazla alacaklının olduğu durumlarda, bazı alacaklılar, alacaklarını tahsil edebilirken; bazıları alacaklarını tahsil edemeyebilir. İşte tam burada konkordato aracılığıyla, taraflar sulh yoluna sevkedilerek, bu tür zararların meydana gelmesi engellenmektir. Yani işletme, hem faaliyetini sürdürebilmekte, aynı zamanda alacaklıların alacak hakları da korunmuş olur<i>.(Mal varlığının terki suretiyle konkordatoda üretim devam etmeyecektir)</i> Yoksa halk arasında bahsedildiği gibi, borçlu kişinin/şirketin, alacaklılarından mal kaçırdığı algısı doğru bir bilgi değildir. </span></span></span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">            İşletmeler, önemli bir istihdam sağlayıcısı olduğundan, bünyesinde onlarca, yüzlerce ve kimi işletmelerde binlerce personel istihdamı sağlamaktadır. Genellikle yoğun olarak ürün imalatı üzerine çalışan işletmeler, bu ürünleri hem iç piyasaya sürerek ülkenin ihtiyacını karşılamakta, hem de imal etmiş olduğu ürünleri ülke sınırları dışına taşıyarak ihracat yapmakta ve bunun karşılığında ülkeye döviz getirisi sağlamaktadır. Ayrıca, bu işletmeler devlet hazinesine, önemli denecek kadar vergi geliri de sağlamaktadır. </span></span></span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Ekonomiye bu denli yararlı olan bir işletmenin faaliyetine son verip, gelir ve istihdam kapılarını kapatmak mı ülke menfaatine daha yararlıdır? Yoksa ekonomik olarak dar boğaza girdiği dönemlerde, ayakta durmasını sağlayarak ekonomiye ve istihdama kazandırmak mı daha yararlı olacaktır? Elbette ikincisinin yararlı olduğunu her aklı başında olan kabul edecektir. </span></span></span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">İşte, ülke ekonomisine ve istihdama bu denli yararlı faaliyetler yapan bir işletmenin, faaliyetlerini devam ettirmesi, ayakta durması ve ülkeye kazandırılması ve aynı zamanda alacaklıların alacak haklarının korunması için konkordato yoluna başvurması gayet olağan ve olması gereken bir yoldur. </span></span></span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">                                                                                  <b>Av. Abdulmenaf KAZANLI </b></span></span></span></span></span></span></span></span>]]></content:encoded>
<author>AV. ABDULMENAF KAZANLI</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/av-abdulmenaf-kazanli/av-abdulmenaf-kazanli/basit-tanimiyla-konkordato/122444/</link>
<pubDate>Tue, 22 Feb 2022 17:54:05 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İŞÇİ NEDEN KAZANIR? İŞVEREN NİÇİN KAYBEDER?</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Geçtiğimiz yüzyılda dünya’da ve bilhassa Avrupa’da sanayi devrimi sonrasında işçi sömürüsüne bir tepki, bir haykırış olarak doğan işçi hareketleri, dünya ülkelerini iş kanunu ve ilgili mevzuatını büyük oranda işçi lehine düzenleme yapma zorunda bırakmıştır.  Mazlum ve sömürülen işçi imajı ile şekillenmiş iş kanunları, işvereni dengesiz bir ispat yükü(külfeti) altında bırakmıştır.  İşçi, işe daha başlamadan galip durumundadır.  -Temsilde hata olmaz-, işçi-işveren durumunu bir  futbol maçına benzetirsek,  futbol müsabakası  daha başlamadan işçi 2-0 galip durumunda olmaktadır.  Bunun yanı sıra işverenin asıl yanıldığı konu, işverenin çok basit ihmalleri ve işçi tarafını zayıf görmesi ve hafife almasıdır. </span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Yoğun iş temposu içerisinde onlarca problemle karşılaşan ve çekişen işverenin kanunda ve  diğer ilgili iş mevzuatında öngörülen yükümlülüklerinin tamamını bilmesi işverenden beklenemez ve mümkün de değildir. Bildikleri şu ki; işçi konusunda şirketin ön muhasebe biriminin veya serbest muhasebeci mali müşavirlerinin gerekli bütün tedbirleri aldığını düşünür ya da yanında çalıştığı işçilerin kendisine sadık ve dava yoluna gitmeyecek kişilerdir diye düşünerek yanılgıya düşer. Bir başka neden de, başına böyle şeylerin gelmediğini ve bundan sonra da gelmeyeceğini düşünmesidir. Tüm bu anlatılanların birer yanılgıdan ibaret olduğu ancak bir iş davasıyla karşı karşıya kalındığı zaman farkına varılır ki çoğu zaman maalesef artık iş işten geçmiştir. </span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Bir firmada çalışan muhasebe elemanı veya işletmenin/şirketin mali müşaviri işçilere ilişkin konularda mali/vergisel yönden hakimdir ve olması da mesleği gereği zaruridir. Muhasebeci ve mali müşavirlerin şirket/işletme işçilerine bakışı mali ve SGK mevzuatına göre şekillenmiştir. Bu nedenle konunun iş hukuku ile ilgili kısmında ciddi boşluklar oluşmaktadır. İşçiyle  ilgili  oluşabilecek bir anlaşmazlığın görüleceği yer hiç şüphesiz iş mahkemeleridir. Bu durumda işletmelerde/şirketlerde yapılan işçi ile ilgili çalışmalarda geçerli olan bakış  tabiri caizse hakim bakışı olmalıdır. Bu çalışma ise şüphesiz iş hukuku çerçevesinde ve hukukçu nazarıyla olmak zorundadır. Aksi halde uyuşmazlıklar tecrübeyle sabittir ki genellikle işveren aleyhine hüsranla sonuçlanmaktadır….</span></span></span></span></span></span>
<div><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">                                                                                  <b>Av. Abdulmenaf KAZANLI </b></span></span></span></span></span></span></div>
]]></content:encoded>
<author>AV. ABDULMENAF KAZANLI</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/av-abdulmenaf-kazanli/av-abdulmenaf-kazanli/isci-neden-kazanir-isveren-nicin-kaybeder/122443/</link>
<pubDate>Fri, 03 Sep 2021 11:06:05 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KARAMAN'DA TANITIM</title>
<content:encoded><![CDATA[Karaman’da tanıtım her zaman şehrin gündemine gelen üzerinde yıllarca konuşulmuş bir konu. Fakat 3 senedir şehir dışında olmam sebebi ile Karaman’da bazı gelişmeler olmuş.<br />
Karaman’da bir sosyal medya mesajlaşma programında kurulmuş grup ile Belediye üzerinden 4–5 kişi birlikte her türlü tanıtım projesini sanki o sosyal medya mesajlaşma programında ki kişilerin ortak projesi gibi gösterilerek yüksek miktarda paraların fatura edilerek birçok iş yapıldığı konuşuluyor.<br />
<strong>Gelin – Kayınbaba ilişkisi</strong><br />
Karaman’da Belediye üzerinden her türlü projenin geçmesinde, bu 4-5 kişilik grupta yer alan bir Kayınbaba’nın gelini üzerinde kurduğu etkinin söz konusu olduğu gündemde konuşulan bir başka konu. Projelerin hazırlanması sonrasında saygıdeğer kayınbaba gelinine projeyi paslayarak projenin direk onay aldığı SÖZ KONUSU…<br />
2 Kişinin Kurduğu Şirket<br />
2 kişinin ortaklığı ile kurulan bir şirket ile proje hazırlanıp, hiçbir kurum ve kuruluşla alakası olmayan içinde 100 kadar Karaman’lı gazetecilerin, reklamcıların, medya ve prodüksiyon şirketi sahiplerinin, eski ve yeni belediye başkanlarının, akademisyenlerin, tarihçilerin vb. bulunduğu sosyal medya mesajlaşma programının adı kullanılarak bu grubun hazırladığı iddia edilen ama bu gruptaki  kişilerin bundan bihaber olduğu bu projelerden kimler para kazanıyor MERAK KONUSU…<br />
<br />
<strong>Hazırlanan Projele</strong>r<br />
Hazırlanan projelerin bazılarının gündemde olumlu tepki aldığı gibi, yüksek miktarda kesilen faturalar ile yapılan işlerin hiçbir etkisi olmadığı ve Karaman’da tanıtım konusunda para kazanmak üzerine kurulmuş projeler olduğu tanıtım ile alakadar olan tüm KARAMANLILARI DÜŞÜNDÜRÜYOR...<br />
<br />
<strong>DİKKAT DİKKAT</strong><br />
Bu kafa ile giderseniz otogar’daki KARAMAN tabelasının önüne geçemezsiniz.<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Kadir AKKOCA</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/kadir-akkoca/kadir-akkoca/karamanda-tanitim/122442/</link>
<pubDate>Fri, 18 Jun 2021 18:26:23 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Doğa ve talan…</title>
<content:encoded><![CDATA[Son günlerde Karaman gündemini ilgilendiren birçevre katliamı olayı hem basında hem de sosyal medyada sıkça yer buluyor. Sadece bir bölgede değil; Taşkale’de,Avgan’da,Dereköy’de, Karaman’ın en verimli topraklarına sahip Karalgazi köyünde, Sarıveliler ve Ermenek İlçelerimizde ve daha yüzlerce noktada.<br />
Mermer ocakları ve taş ocakları kimi yerlerde tarımsal alanları, kimi yerlerde orman alanlarını kimi yerlerde ise de sit alanlarımızı ciddi tehdit altında bırakmaktadır. Karaman’ın toplam yüz ölçümünün neredeyse yüzde 38’i maden alanı olarak ilan edilmiş durumdadır.<br />
Çevre Şehircilik Bakanlığı ait Çevre Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Müdürlüğünün internet sayfasında sadece 2021 yılında başvurusu yapılmış 70 adet işletme bulunmaktadır ve bu rakam süreci devam eden işletmeler bazında bakıldığında yaklaşık 400 adettir. İzin başvurularının tamamlandığı veya tamamlamakta olduğu görülmektedir ve bu ise çevremiz için ciddi bir tehlike oluşturmaktadır.<br />
Taş ocakları ve mermer ocakları ile anılan bölgeler doğal yapısını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Mermer ocağı çalışmalarının yürütülmesinden doğan, doğanın talan edildiği, tarım alanları ve meraların telafisi mümkün olmayacak şekilde zarara uğratıldığı,ardıç ağaçlarının kesildiği, faaliyet esnasında ortaya çıkan tozun, bitki yapraklarını kaplayarak solunumu ve fotosentezi engellediği, çiçeklenme döneminde döllenmeyi önlediği ve meyve oluşumunu azalttığı bilinmektedir.Oluşan moloz yığınlarınıntarım alanlarına, ormanlara ve meralara zarar verdiği, bu bölgelerde yaşamı imkânsız hale getirdiği ve özellikle bölgehalkının ve dolaylı etkileriyle tüm hemşerilerimizin sağlığına zarar verdiği açıkça ortadadır.<br />
Ülkemizin hemen hemen her yerinde bu tür ocakların faaliyetleri sona erdikten sonra bölge öylece bırakılmış, kaderine terk edilmiş olarak kalmıştır. Maalesef bizleri de bekleyen son aynen böyledir.<br />
Yaşam alanlarımızı korumak için tüm vatandaşlarımız dayanışma içinde olmalı, hukukun işletilmesi çabalarına destek verilmesi konusunda sorumluluk almalıdır. Karaman halkına, sivil toplum örgütlerine, mesleki örgütlere düşen; üzerindeki ölü toprağını atması ve çevresine sahip çıkmasıdır.Unutmayalım ki organize olmuş bir birlikteliğe ve haklı gerekçelerile bu tür projelere karşı çıkmak geleceğimize,yaşam alanlarımıza sahip çıkmaktır. Bu sahip çıkma konusunda sadece ilgili bölge halkı değil tüm Karamanlılar tepkisini ortaya koymalıdır.<br />
Hiçbirnedenama hiçbir neden tarım alanlarını, tarihi alanları, tabii güzellikleri ve sağlığımızı yok etmeye gerekçe olamaz. <br />
Mermer ve taş ocakları tarımdan, gıdadan, doğamızdan ve yüzyıllardır orada yaşayan insanlarımızdan daha mı önemlidir?<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Mustafa Cem KAĞNICI</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/mustafa-cem-kagnici/mustafa-cem-kagnici/doga-ve-talan/122441/</link>
<pubDate>Fri, 18 Jun 2021 17:57:36 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Karaman'ın Öz Değeri Yunus Emre</title>
<content:encoded><![CDATA[Yunus Emre’yi dinlerken iyi anlamak, anladığımızı cümle aleme anlatmak ve uygulamak, çocuklarımıza, ailemize, çevremizdekilere de uygulatmamız gerekir.<br />
Yunus Emre’mizi okurken, dinlerken sadece şiir dinlemek için değil, bir felsefeyi, bir dünya görüşünü, insanlığın temel değerlerini öğrenmek için dinlemeliyiz.<br />
Dinlediklerimizde, kelimelerde, cümlelerde, kıtalarda  ne demek  isteniyor, ne yapmamız isteniyor diye dinlemek gerekir.<br />
Bir öğretmeni dinler gibi, bir üniversite hocamızı dinler gibi dinlemeliyiz. İnsanlık tarihine ve gelecek çağlara mesaj verir gibi dinlemeliyiz.<br />
Yunus  Emre şiirlerinde insanı temel alarak yaratanı, yaratılanı, özde insan olmanın temel değerlerini ve sorumluluklarını hatırlatıyor cümle aleme.<br />
Yunus Emre dürüstlüğü ve özeni, hassasiyeti budaksız odunla anlatır.<br />
Tabiatı ve canlılığı sarı çiçekle anlatır.<br />
Gönlün yüceliğini “Dostun evi gönüllerdir.“ diyerek kutsal mekan olarak anlatır.<br />
Yunus Emre “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü” örnekle  hoş görüye davet eder.  Genç ölümünü gök ekinin biçilmesine benzetir.<br />
Yunus Emre’nin mesajları derin mana içerir ve insanlığı doğruluğa, dürüstlüğe, iyiliğe, hoş görüye, gönül yapmaya davet eder.<br />
“Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım<br />
Sevelim, sevilelim dünya kimseye kalmaz”<br />
Birbiri ile tanışmayan insanların birbirini anlayamayacağını bilerek tanışmaya, bilişmeye davet eder.<br />
Ve de“Sevelim sevilelim” diyerek tüminsanlığı kin ve nefretten arınmaya davet eder ve hakikatleri hakka bağlar.<br />
Yunus Emre’yi değerlendirirken nerede doğmuş, nerede yaşamış, ne yapmış, şiirleri hangi düzende yaşamış, hangi vezinde yazmış mutlaka önemlidir.<br />
Yunus Emre Karamanlıdır ve Karaman’da medfundur. Tarihi kayıtlar, tapu kayıtları, soy ağacı vb. bütün deliller bunu ispat ediyor, ama en önemlisi Yunus Emre’nin öğretileri Karaman insanının<br />
Alim, arifan, mütevazi, cesur, çalışkan ve devlet adamlığı ve kültür yaşamında tesiri yüksek iksir olmuştur. <br />
Dünyaya örnek insan olacak insan inşası eğitimine temel oluşturmuştur.<br />
Yunus Emre dili ve kültürü,<br />
O’nun dizelerindeki mana taşıyan sözleri,<br />
 Anadolu coğrafyası insanını ve Karaman insanını nakış nakış dokumuş ve bunlarla kalmamış dünyaya örnek insan yetiştirmiştir.<br />
İşte Karamanlının göçeylediği her karış toprakta;<br />
Balkanlar, Kıbrıs, Makedonya,Bulgaristan, Yugoslavya ve aklımıza gelmeyen sayıda dünya ülkelerinde.<br />
Dünyada birçok ülkede buram buram Karaman Türk kültürü esmektedir. Yunus Emre de her Karaman’lı gibi bu yönüyle de dünyalıdır.<br />
O der ki:<br />
“Ok gibi doğru olsam ele atarlar beni,<br />
Yay gibi eğri olsam elde tutarlar beni.”<br />
İşte Karamanlıda dünyanın dört bir yanına savrularak kültürünügittiği yerlere taşımıştır.<br />
Yunus Emre;  doğruluğun, dürüstlüğün gür sesi olmuştur yüzyıllarca. Olmaya da devam edecektir.<br />
Yunus Emre şiirleri, sanatsal yönü yanında, insanlığa örnek olması açısından da doğru amaç ve doğru hedefe bir vesiledir.<br />
Yunus Emre maddi ve manevi olarak varlığın sebebini bilen ve sebebini işleyen, varlıkta hiçliğe yürüyen bir numunedir.<br />
Yunus Emre’nin tevazusu toprak kadar engin,<br />
İnsani değerleri dağlar kadar yücedir.<br />
Yunus Emre; kaynağını kutsallarımızdan alan, rehberi ve önderi Kuran ve sünnet, yüksek ahlak ve insanlık olan, Türk kültüründen beslenen bir rehberdir.<br />
O Türkmen Beyinin kültür eğitiminden geçerek olgunlaşan Karamanlı boy beyleri, dünyanın dört bir yanına kültür taşıyan uç beyleri olmuşlardır.<br />
Yunus Emre ve Karamanlılar örnek insanlardır.<br />
Karamanlılar Türk dilinin mihmandarı ve bayraktarı olmuş, olmaya da devam etmektedir.<br />
Milli ve manevi değerlerin verdiği destek ve inancından kaynaklanan cesareti ile Karaman toprağının insanı, tarih boyu ve günümüzde öncü ve örnek insan olmuştur.<br />
Karamanımızın insanının genel karakterinde vekültüründe; Yunus Emre ve onlarca Türk alim, ilim adamı ve devlet büyükleri Karamanımızın insanını emek emek milli ve manevi kültürümüzle bezemiştir.<br />
Kısaca Yunus Emre Karamanımızın ve ülkemizin ve insanlığın öz değeridir ve Hak’la ve halkla  hayatın içindedir, halkın yanındadır. Hak ve halk ozanıdır.<br />
Yunus Emre’yi<br />
Rahmet ve minnetle anıyorum.<br />
 ]]></content:encoded>
<author>SAMİ ÖZDAĞ</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/sami-ozdag/sami-ozdag/karamanin-oz-degeri-yunus-emre/122440/</link>
<pubDate>Tue, 25 May 2021 12:38:06 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>TAM KAPANMA MI, KISMİ KAPAMA MI?</title>
<content:encoded><![CDATA[29 Nisan Perşembe akşamı başlayan ve 17 Mayıs Pazartesi günü bitmesi beklenen -beklenen diyorum çünkü akşamdan sabaha kadar karar değiştiren ve genelge yayınlayan bir idare ile yaşıyoruz- bir tam kapanmaveya kısmi kapama ile karşı karşıyayız.<br />
Literatüre baktığımızda mesela Vikipedi’de şöyle diyor:‘’Kapanma, özelliklesalgını ile mücadele sürecinde hükümetlerin başvurmasıyla tanınan ve riskli durumlarda kişilerin yerlerinde kalmalarını salık veren bir kısıtlama politikasıdır.Kapanmanın amacı korunması gereken bölgeyi dış tehditlerden korumaktır. Çoğu uygulamada sokağa çıkma yasağını içerir. Tam kapanma ise bölgedeki tüm kurumların belli bir süreliğine kapatıldığı ve insanların çok istisna haller dışında evinden çıkmasının yasaklandığı tedbirdir.‘’<br />
Ülkemizde ise tam kapanmanın kapsadığı gruplar; %80 oranda aşılaması tamamlanan 65 yaş üstü vatandaşlarımız, ev kadınları ve çocuklar, günübirlik kazancı olan küçük esnafımız, hizmet sektöründe ve küçük sanayide çalışan emekçilerdir. Yani bu grupların nüfusunu, ülke nüfusuna oranladığımızda yaklaşık %25-30 olduğunu görüyoruz. Oysaki tam kapanma bu oranın %80’leri aştığı durumlarda kullanılabilecek bir terimdir.<br />
Niye kapanamıyoruz veya kapanmış gibi yapıyoruz sorusunun cevabının tamamen ekonomik nedenlere dayandığını görüyoruz.Çünkü hükümetin bu kapanmada vatandaşlarına destek bağlamında sağlayabileceği bir ekonomik gücü yok.Aslında olması gereken bu kaynakların, yedek akçelerin nerelere harcandığını biliyoruz. Öyle ki, şu an dünya üzerinde salgın döneminde vatandaşına destek sağlayan ülkeler sıralamasında IMF’nin yayınladığı son raporda, ülkelerin GSYH’lerine göre salgın destek ve harcamalarının oranlarında Türkiye, yüzde 1,9 oran ile en az yardımı yapan ülkeler arasındadır.Türkiye, en düşük destek veren %2,5 grubuna girmektedir. Burada dahi, yüzde 1,5 orana sahip olarak, destek harcamaları yapan ülkeler arasında en alt sıralarda yer alıyor. Bu oranla Türkiye, girdiği gelişmekte olan ülkeler sıralamasının çok altında ve neredeyse az gelişmiş ekonomiler sıralamasındaki ülkelerle yarışıyor.Ocak 2021 itibarıyla dünya ölçeğindeki ülkelerin toplam Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) ortalamalarının yüzde 7,3’ü nakdi gelir ve harcama desteği olarak vatandaşa sunulurken, Türkiye için oran yüzde 1,1’de kalmıştır. Salgının derinleştirdiği krizlerin karşısında vatandaşımız bir başına bırakılmıştır.<br />
Buna rağmen mevcut hükümetimiz ekranlara çıkıp yaptıkları desteklerle(!) ilgili ardı ardına açıklamalar yapmaktadır. Görünen köy kılavuz istemez! İktidar sahipleri eğer çıkıp çarşı pazar gezerlerse; salgının başladığı ilk günlerden bu yana işsizlik fonunda birikmiş emekçinin hakkı olan paranın kısa çalışma ödeneği olarak dağıtıldığını, esnafa 25 bin liralık kredi, az bir kesimine 1000 TL yardım ve şartları tutana da 500 TL kira yardımı dışında bir şey yapılmadığını, geliri olmayan vatandaşlarımıza sosyal devletin gereği olarak yapılan rutin yardımların dışında bir şey yapılmadığını ve en son olarak Ramazan Bayramı öncesi 17 günlük kapama ile esnafın ipinin çekildiğini göreceklerdir.<br />
Sosyal destekler kapsamında hanelere Ağustos 2020'den itibaren üç faz halinde 1000'er lira destek verildi, en düşük emekli aylığı 1500 liraya yükseltildi. Hükümetten maddi desteklere ilişkin daha sonra da çeşitli açıklamalar geldi!Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sokağa çıkma kısıtlamalarından etkilenen toplam 1 milyon 239 bin 438 kişiye 3 ay süreyle ayda bin lira destek ödemesi yapılacağını duyurdu.Geçtiğimiz dönemde ise yüzde 50 kapasiteyle çalışan esnafa 1500 TL nakit destek yapılacağını açıkladı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, "Sosyal Koruma Kalkanı" programı kapsamında vatandaşlara aktarılan desteğin ‘60 milyar lirayı aştığını’ açıkladı.<br />
Rakamların acizliği, vatandaşımızın durumunu ortaya koymaktadır.Bu zor şartlarda vatandaşından her şeyi esirgeyenler;17 günlük kapanma süresince, Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri ile Avrasya Tüneli'nden geçemeyecek araçlar için toplam 4 milyonu aşkın araç geçmiş gibimüteahhitlerehazine'den 35 milyon 402 bin dolar ödeme yapacaklar.Aynı dönemde kapanmasına karar verilen kesimlere ise 100 milyon dolar kaynak verilebilseydi sorun çözülecekti. Vatandaşına gelince mücbir sebep, 5’li çeteye gelince tıkır tıkır ödeme…<br />
Gelişmiş ama bizi kıskanan(!) ülkeler vatandaşına yüzlerce milyar dolar kaynak aktarırken, vatandaşını unutan ona sadaka miktarını bile veremeyen bu iktidar sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirememiştir.<br />
Salgın sürecinde istihdamın azaldığı, 100 bine yakın esnafın kepenk indirdiği,tarım sektörü borçlarının 2020yılının ocak-aralık döneminde yaklaşık20 milyar liralık artış gösterdiği, bankalartarafından takibe alınan kredi borcunun ise 5milyarı lirayı geçtiği bir ülkede; sadece geçen ay ülkemizde 129 vatandaşımız hayatına son vermiştir.<br />
Kovid-19 salgınının gündelik yaşamlarımızagetirdiği kısıtlamalar; yoksulluğu veeşitsizliği derinleştirmiş, toplumsalgüveni aşındırmış, ülkelerin ekonomik kapasitelerini zorlamıştır. Bu durum; toplumsaleşitsizlikleri giderecek, koruyucusağlık hizmetlerini güçlendirecek, sürdürülebilir tarım ve planlıkalkınma süreçleri ve teknolojikaltyapı yatırımları ile teşvik edecekpolitikaların öneminin anlaşılması gerektiğini sağlamıştır. İktidarın yapması gereken sadece vatandaşını dinlemek ve har vurup harman savurduğu milyar dolarları insanımız için harcamasıdır.<br />
Salgının faturasını yoksullukla, ölümle ve işsizlikle halkımıza ödettirmemeliyiz..<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Mustafa Cem KAĞNICI</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/mustafa-cem-kagnici/mustafa-cem-kagnici/tam-kapanma-mi-kismi-kapama-mi/122439/</link>
<pubDate>Tue, 11 May 2021 00:38:53 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KARAMAN'IMIZ ve YAKIN DÖNEM DEĞERLERİ</title>
<content:encoded><![CDATA[Üstat Ahmet Tek’in köşe yazısını okuyunca, gözümde canlandı koskoca mazi.<br />
        Çok beğendim eline, emeğine, yüreğine sağlık.<br />
   Ve yine, Karaman’ın değerlerinden biri olan Mustafa Koçak, diline sağlık yazıya anlatımları ile katkı vermiş.<br />
 Benimde yazıyı okurken  gözümde mazi ve çocukluğum canlandı.<br />
        Bu kıymetli yazı bende hatıraları canlandırdı ve bildiğim kadarı ile o dönemin ve de muhitin canlı şahitlerinden biri olarak katkı vermek istedim.<br />
       Bu yazının kahramanları rahmetli Onbaşı ve onun hamisi olan Pastacı Sait amcayı görme fırsatım oldu. Sait amca dönemin en iyi pastanelerinden birine sahipti, örnek 10 numara adamdı.<br />
       Sanırım merhum pastacı Ömer abi, merhum pastacı Tahir abi ve merhum pastacı Yahya abiler dükkanlarını; ustaları diyebileceğimiz merhum dondurmacı Topçu dayı, Merhum Sait amca ve  Allah sağlıklı Ömür versin sağ olduğunu bildiğim (Ahmet Hıdır'ın babası ) Yahya Hıdır amcadan sonra açtılar.<br />
      Tabiki bu şahsiyetleri yazarken Karaman'ımızın unutulmaz ilk gazozunu üreten merhum Kürt Ali amcayı anmadan geçemiyorum.<br />
        Çünkü dönemde Karaman'ımızda nadir bulunan  buzdolabı  bizim dükkanımızda  olduğu için gazozunu satardık ve keyifle içerdik.<br />
      Babam Durhasan'ın Kamil ve bizde o muhitin esnafı olduğumuz için Onbaşıyı çok iyi tanırdık.<br />
İyi insandı, kimseye zararı yoktu. Kızdırıldığı zaman ise homurdanarak, açıkça anlayamayacağınız aklınca küfürler eder ve çomakla gezerdi. Birileri tarafından kızdırıldığında, ifrit olduğu dırrrrrrrrr diye ses çıkarıldığında çomağını fırlatırdı.<br />
       Bu arada merhum  Mehmet Emin'de anlaşılmayan konuşmalar yapar ve elinde bir çıta veya değnek ile  motor ve bisikletlerin oturağına eşek eşek diyerek vurur, eğer fırsatını bulursa kaçırıp bindikten sonra geri getirirdi.<br />
        Yine merhum İrebiş’e “İrebiş fırrr” dersen ve Merhum Elif abaya Başına parmağını kornaya basar gibi “dütttt”diyerek basarsan, çok kızar ağzına ne gelirse sayardı ve İrebiş ile Elif aba birbirleri ile kavga çekişmeleri ile meşhurdu.<br />
        Deli Ali lakaplı Kazalpa mahallesinden Deli Ali, pazara girdiğinde sebze yağmuruna tutulup kızdırılırsa sapanla taş atardı. Herkes ondan çok korkmasına rağmen ona takılmadan duramazdı.<br />
       Karaman halkı sabahları serinde ve ikindin vakti mesai bitim zamanı, memur dağılma saatinde, sebze pazarını gezip alışveriş yapmadan çıkmazdı.<br />
         Tabiki bu meşhur ismini ve anılarını bahsettiğimiz merhumlarda mutlaka pazara uğrardı.<br />
Bizde babamız Durhasanın Kamil Özdağ’ın çocukları olarak küçük yaşta Karaman'da  o atmosferi yaşadık.<br />
Merhum tellal Mustafa amca her sabah ve ikindin ilan okur ve zeytinin iyisi Durhasanın Kamil'de, Peynirin iyisi Durhasanın Kamil'de, Tereyağının, balın iyisi Durhasan'ın Kamil'de diye tellal ederdi.<br />
Rahmetli babamın Sebze pazarında kuru bakliyat, tereyağ, bal, peynir, zeytin, zeytinyağ ve ayçiçeği yağı sattığımız dükkanımız vardı.<br />
       Ve yine Doktor Zeynel beyin muayenehanesinin yanındaki dükkanda; iğneden, ipliğe, kırtasiyeden, gıdaya ürünler olan toptancı dükkanımız vardı.<br />
        Şehrin ve köylerin bakkallarına satış yapardık, bakkallar isterlerse  ihtiyaçlarını dükkanlarına kadar götürürdük.<br />
       Babam çekirdekten yetişmemiz için abilerimle beni dükkanlarımıza götürürdü ve dükkanlarımızı çok erken açardık.<br />
       Sait amcayı ve diğer bahsettiğim merhumları bu yüzden iyi tanırdık. Sait amcanın pastanesinden sabah erken saatlerde süt ve poğaçasını  ve açmasını yerdik.<br />
        Aynı dönemde o mıntıkada Pastacı Yahya Hıdır amcanın dükkanında serinlemek için çok kavunlu bulutunu içtik.<br />
        Rasık Doğan abinin  kahvesinde sabah erken simit çay yiyerek, pazarın ana kapısının açılmasını beklerdik.<br />
         Tarihe şahitliğimiz var.<br />
           Ahmet Tek Üstat’ın yazısında dikkatimi çeken Yahya Kemal üstadın anılarından alıntı yaptığı aşağıdaki cümleler çok hoşuma gitti.<br />
       Yahya Kemal’in nüfus tarifi ve anlayışını Türk kültürünü anlatmak bakımından aşağıdaki tarifi çok ilginç buldum.<br />
        “Yahya Kemal’e, Paris’te bulunduğu yıllarda bir tarihçi İstanbul’un nüfusunu sormuş. Türkiye nüfusunun 20 milyondan az olduğu dönemler. Yahya Kemal, 50 milyon demiş. Soruyu soran tepki göstermiş, abartılı bulmuş. Sessiz Gemi’nin şairi öyle bir cevap vermiş ki, kulaklara küpe olsun:<br />
“Biz ölülerimizle birlikte yaşarız.”<br />
          Bu güzel alıntıdaki cümlelerde anlatılmaya çalışılan derinliği unutmayacağım.<br />
          Benimde gözümde Karaman’ımızın Değerli insanları ve eski günleri canlandı ve hala bizlerle yaşıyor gibiler.<br />
       Babamın, abilerim Adnan Özdağ ve Hasan Özdağ’la o muhitte yaşadığımız hatıraları ve o günlerin diğer esnaflarını hatırladım, biran  hepsi canlandı zihnimde.<br />
Onlar Karaman’ın değerleri kalbimizde, gönlümüzde, zihnimizde yaşıyorlar ve ruhları bizimle İnşaAllah.<br />
Hepsine yüce Allah’tan rahmet diliyorum.<br />
30/04/2021.<br />
<i><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Calibri","sans-serif"">SAMİ ÖZDAĞ</span></span></span></i>]]></content:encoded>
<author>SAMİ ÖZDAĞ</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/sami-ozdag/sami-ozdag/karamanimiz-ve-yakin-donem-degerleri/122438/</link>
<pubDate>Sun, 02 May 2021 03:12:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>UYANDIRMAK GEREKİR</title>
<content:encoded><![CDATA[Sevgili E-Karaman okuyucuları. Sizlere E-Karaman gazetesindeki ilk yazımda merhaba diyorum. Karaman’da gördüğüm güzellikleri ve sorunları artık buradan sizlere aktaracağım. <br />
<br />
**********<br />
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde bir uyanma gerçekleşti. Kurulduğu günden bu yana içine kapanık, dışa açılamayan, halk ile birleşemeyen Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi; Rektör olarak atanan namı değer AK Hoca (Namık AK) ile tamamen çehresini değiştirdi. Öncelikle Üniversite içine kapalı kalmayan Ak Hoca, Üniversite de ki akademisyenlere de resmen yol açtı. Üniversite’de ki akademisyenlerin Yunus Emre ve Türkçe Yılı için yapılan tüm çalışmalarda etkin yol alması bunun en açık göstergesi.<br />
Karaman’da Üniversite’nin harekete geçmesi aslında çok zor değildi. Ak Hoca’nın gelir gelmez ilk adımı bana Tolstoy’un şu sözünü hatırlattı:<br />
“İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir.”<br />
AK Hoca’da tam olarak bunu yaptı. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde bir ameliyata ihtiyaç yoktu. Sadece içerideki dinamikleri uyandırmak gerekiyordu. AK Hoca’da resmen öyle yaptı, içeride ki dinamikleri harekete geçirdi ve  Üniversite Karaman için adım atmaya halk ile bütünleşmeye ve akademik çalışmaları şehir üzerine gerçekleştirmeye başladı.<br />
Tekke’den çıkıp, ilçe ve beldelere yaptığı ziyaretler ile Karaman’ı sahiplenen Rektör AK, kısa sürede hem Karaman merkezde hem de Karaman çevresinde yaptığı ziyaretler ile üniversitenin Karaman’a ait bir yapı olduğunu ve her alanda Karaman için çalışması gerektiğini Üniversite’de ki akademisyenlere resmen kendi gösteriyor. <br />
<br />
Rektör Prof. Dr. Namık AK, akademisyenlerine Karaman’da ki basın kuruluşları ile irtibat kurmalarını, gazetelerde ve internet sitelerinde uzmanlık alanlarıyla ilgili yazılar yazmalarını önererek, Yunus Emre ve Türkçe Yılı ile alakalı olarak akademisyenlerin ilgili televizyon programlarında konuşmalar yapmalarını tavsiye ettiğini bizzat kendisi Gazeteciler Cemiyet seçiminden sonra hayırlı olsun ziyaretinde dile getirdi. <br />
Rektör AK, Gazeteciler Cemiyetinde ki ziyaretinde de Cemiyetin yapacağı etkinlikler ve basın mensuplarına yapılacak eğitimlerde Üniversite’nin tamamen Karaman basınının yanında olduğunu söyledi. <br />
İlk intiba ile Rektör Prof. Dr. Namık AK, sahip olduğu yenilikçi yaklaşımlar ve inovatif yönetim anlayışı ile Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde ve Karaman’da fark yaratacak gibi görünüyor. KMÜ Rektör AK döneminde  yenilikçi uygulama ve projelerle, akademik, bilimsel, sosyal,  kültürel, sanatsal ve sportif alanda başarılarla adını Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nin adını üst sıralara taşıyacağa benziyor.<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Kadir AKKOCA</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/kadir-akkoca/kadir-akkoca/uyandirmak-gerekir/122437/</link>
<pubDate>Sat, 17 Apr 2021 13:02:27 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Dünya onlarla güzel…</title>
<content:encoded><![CDATA[Etrafımıza şöyle bir baktığımızda ne kadar çok sokak hayvanına sahip olduğumuzu görüyoruz oysaki sokaklarda olmalarının en önemli sebebi bizleriz. Hayvanlar dünyamıza bizimle birlikte ev sahipliği yapan ve her geçen gün bizim yüzümüzden yaşama alanlarını kaybeden dostlarımızdır.<br />
Evlerimizde ve bahçelerimizde bakmak için aldığımız sonrasında farklı sebeplerle yalnız bıraktığımız canlar onlar, kendi yaşam mücadeleleriyle baş başa kalan sahipsizler onlar. Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler.<br />
4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları gününü geçen hafta tekrar hatırladık evet acaba onlar için neler yapabiliriz?<br />
Öncelikle onlar için yaşam alanları oluşturmalıyız.Özellikle köpekler için bunu ivedilikle yapmalıyız.Bunun için Karaman’da kurulmuş bulunan hayvan, doğa dernekleri ve topluluklarıyla belediyemizin iş birliği içerisinde olması gerekiyor.<br />
Özellikle KARDOHAK (Karaman Doğa ve Hayvan Hakları Derneği)üyelerinin özverili çalışmasıyla ilimizde ciddi çalışmalar yapılmakta ve farkındalık yaratılmaktadır.Sokak hayvanları konusunda önemli ihtiyaç alanlarını tanımlamaya, bu meseleyi bütünsel olarak sahiplenen ve çözüme yönelik adımlar atan bir projeye ihtiyacımız var. KARDOHAK başkanı Sayın Barış Çağlar, Belediyeler Birliği’nin açtığı bir proje yarışmasına proje hazırladıklarını ve Belediyemizin bu proje ile başvurduğunu dereceye girmeleri durumunda Karaman’a çok güzel bir tesisi kazandıracaklarını söyledi, gözlerinin içi umut dolu idi. Sayın Belediye Başkanımız Savaş Kalaycı’dan seçim vaatlerinden biri olan Pati Köy böyle bir kaynakla hayata geçirilebilir,hayvan severlerin kendisine gerekli yardımı ve desteği olacaktır bu projenin hayata geçmesi insan,hayvan sağlığı ve çevre için Karaman’a ciddi bir katkı sağlayacaktır.Buralarda kalan canların sağlığı,kısırlaştırma işlemlerinin kolaylığı kontrolsüz çoğalmalarınında önüne geçecektir. Sokaklarda yaşayan kedilerde de durum hemen hemen aynıdır ve onlarında yuvaya ve kısırlaştırmaya ihtiyaçları var.<br />
Sokak hayvanının adı üstünde yeri sokaktır. Mutlu olduğu, rahat hareket ettiği alanda hatta kendisine iyi davranılacağı ümidiyle insanlarla bir arada olmayı tercih eder. Bu sahiplenildiği durumda kedi için bir ev, köpek için bir bahçe de olabilir. Ama günümüzde kullanılan barınaklar adeta bir hapishanedir. Ülkemizdeki çok az barınak onların rahat yaşayabileceği ölçütlere sahiptir. Genelde barınaklardaki daracık alanlarda, bakımsız, aç ve hastalık kaparak yaşamlarını acı içinde tüketirler. Bunun için proje bir barınak değil yaşam bahçesi olmalıdır.<br />
Hep birlikte oluşturacağımız projeyle, hepimizin ortak sorunu olan sokak hayvanları konusunda ortak bir çözüm bulacağımıza eminim.<br />
Hukuki açıdan kanunlarımızda da eksiklikler bulunmaktadır, 2004 yılında yürürlüğe giren 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda hayvanlara karşı yapılan davranışlar suç olarak değil ‘kabahat’ olarak nitelendirilmiş ve idari para cezası yaptırımına bağlanmıştır. Ancak idari para cezası yaptırımı son zamanlarda ülkede yaşanan olaylardan da açıkça anlaşılacağı üzere, yeterli caydırıcılığa sahip olamamıştır. Bu durum kanunda eksiklikler olduğu ve yaptırımların yetersiz kaldığı gerçeğini göz önüne sermektedir.10 yılı aşkın süredir gündemde olan ama bir türlü çıkarılamayan Hayvan Hakları Yasası mecliste beklemektedir en azından bugünlerde komisyona gelmiş durumdadır ancak acil olarak Genel Kurul’un gündemine gelmeli ve kabul edilmelidir.Hayvanların yaşam hakkının anayasal güvenceye alınması gerekiyor.<br />
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı evde beslenen kedi, köpek ve gelincikler için kimlik kartı zorunluluğu getirmişti bu konuda da eğer köpek sahipleri 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren, kedi sahipleri de 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren en geç 1 yıl içinde kayıt işlemlerini yaptırmak zorunda olacaklar. Bu uygulama kayıt altına alınmaları için yerinde olacaktır.<br />
Pandemi döneminde evlerimize kapandık ve evlerinde küçük dostlara sahip olanlar hiç şüphesiz psikolojik olarak bu dönemde onların sayesinde daha güzel günler geçirdi. Veteriner Hekim arkadaşlarımızdan aldığımız bilgilerde ise bu günlerde sahiplenilen evcil hayvan sayısında ciddi bir artış olduğu yönünde, işte dostluk böyle bir şey.<br />
Tüm canlılar için sevgi temel ihtiyaçtır. Sevginizi ve şefkatinizi onların üzerinden çekmeyin. Siz de sahiplenin…<br />
Unutmayın dünya onlarla güzel…<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Mustafa Cem KAĞNICI</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/mustafa-cem-kagnici/mustafa-cem-kagnici/dunya-onlarla-guzel/122436/</link>
<pubDate>Sat, 17 Apr 2021 12:58:07 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÖNLEYİCİ HUKUK</title>
<content:encoded><![CDATA[İşletmeler alınan ticari risklerle birlikte büyük emek ve önemli sermayeler ile kurulmakta , ulusal ve küresel ekonomik şartların , rekabet koşullarının , yerel ve küresel faktörlerin vesair çok sayıda etkenin içerisinde faaliyetlerine devam etmektedirler .<br />
İşletmeler bu faaliyetleri sırasında  tabi oldukları ulusal veya uluslararası hukuk normlarına uygun hareket etmeleri gerekmekte kendilerini ilgilendiren uluslararası hukuk normlarını,Kanunları, Kararnameleri, Tüzük ,  Genelge , Yönetmelik ve Tebliğleri sürekli takip etmeleri gerekmektedir.<br />
Hukuk disiplini sabit - statik olmayıp sürekli değişen ve yenilenen bir yapıya sahiptir. Bu değişim işletmelerin hukuk hizmetine her an ulaşabilmelerini gerekli kılmaktadır.<br />
Yanlış bilgi, eksik bilgi  kimi zaman işletmeleri hatalara sürüklemekte , yapılan basit hatalar  ileride aşılması güç problemlere ve uyuşmazlıklara neden olabilmekte , bu sebeplerle de işletmeler veya yöneticileri maddi külfetlerle idari veya mali yaptırımlarla hukuki veya cezai sorumluluklarla karşı  karşıya kalabilmektedir.<br />
Yapılan anlaşma ve  sözleşmelerde , düzenlenen kıymetli evraklarda ( çek, bono , poliçe vs. ) , personel istihdamına ilişkin hukuki süreçlerde , mal ve hizmet  sunumu süreçlerindeki hukuki işlemlerde yapılan hatalar , eksik bırakılan hususlar , önemsiz görülen konular  ileride çok büyük hak kayıplarına neden olabilmektedir.<br />
Diğer bir tabirle maalesef cephede kazanılan masada kaybedilmektedir. Yanlış bilgi , eksik bilgi , önemsiz görülen konular , hesap edilmeyen riskler , düşünülmeyen ihtimaller işletmelerin emeklerinin zayi olmasına , büyük miktarlarda  maddi kayıplara uğramalarına ve finansman sorunları yaşamalarına neden olmakta  ve hatta işletmelerin iflasına dahi götüren süreçlere sebep olabilmektedir.<br />
Önleyici hukuk problemler ortaya çıkmadan önlenmelerini esas alan bir metot olup Önleyici Hukuk Metodunun uygulanması ile özellikle ticari hayatta hukuki sorunların ortaya çıkmalarının engellenmesi veya ortaya çıkabilecek  hukuki risklerin analiz edilerek gerekli önlemlerin alınabilmesi mümkün olmaktadır.<br />
İş ve ticari hayata ilişkin uyuşmazlıkların sayıca çokluğuna ve mahkemelerin işyüklerine bakıldığında Önleyici Hukuk Metodunun tam ve etkin bir şekilde uygulanmadığı sonucuna varılmaktadır.<br />
İşletmelerin hukuki problemler ortaya çıkmadan önce ve karar alma süreçlerinde hukuki destek almaları ileride doğabilecek ihtilafları en aza indireceği gibi , işletmeleri uzun dava süreçlerinden ve  yüksek yargılama maliyetlerden koruyabilecektir.<br />
Alınacak önleyici hukuk hizmeti sayesinde gerçekleştirilecek basit ve doğru tedbirlerle ileride doğması muhtemel büyük ihtilaflar ve sorunlar bertaraf edilebilecektir.Bu sayede  iş ve ticaret hayatında oluşabilecek riskler alınan hukuki yardım sayesinde minimize edilebilecektir. <br />
 ]]></content:encoded>
<author>Av. Erdal YILMAZ</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/av-erdal-yilmaz/av-erdal-yilmaz/onleyici-hukuk/122435/</link>
<pubDate>Sat, 10 Apr 2021 13:36:54 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Liyakat mı Sadakat mi?</title>
<content:encoded><![CDATA[Kamuoyunu meşgul eden ve birçok kesim için çeşitli sorgulamalara neden olan Boğaziçi Üniversitesi’nin rektör ataması ile ilgili gelişen olaylar ülke gündeminde ilk sıralara oturmuştur.<br />
İşte tam burada sorgulanması gereken konu, olayın Boğaziçi’nde gerçekleşmesi değildir. Bu olay şehrimizin üniversitesi Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi’nde veya Dokuz Eylül Üniversitesi’nde de olabilirdi!<br />
Apartman dairelerine bile üniversitelerin açılması ile ciddi bir öğretim görevlisi açığı oluşmuş ve hızlandırılmış bir süreçle yeterli akademik geçmişi olmayan doçentler, profesörler cenneti haline geldik. İş yaşamının büyük kısmını özel sektörde, siyasette ve akademik çalışmaların dışında geçirenler hızlı bir takvimle en üst düzeyde akademik seviyeye ulaştırılmıştır. Bu kişilerin yayın sayılarına, makale sayısına, bilimsel araştırma ve bunlara yapılan atıf sayısına bakınca durumun vahameti açıkça ortaya çıkmaktadır. <br />
Bundan önceki dönemlerde; 6 rektör adayının proje sunumları sonrası üniversitedeki öğretim görevlileri oylarını kullanıyor, bu oylama sonucu YÖK’e gidiyordu ve bu 6 aday burada mülakatı alındıktan sonra sayı üçe indiriliyor ve kalan son 3 aday Cumhurbaşkanı’nın önüne getiriliyordu. Böylece atama gerçekleştiriyordu. 15 Temmuz ile başlayan bu süreçte ise YÖK’e başvurular yapılıyor, mesela 1 aday 11 üniversitenin rektörlüğüne aday olabiliyor, Cumhurbaşkanı’nın atamasıyla süreç sonlandırılıyor. Atamalarda üniversitenin tüm bileşenlerinin görüşü ve benzeri bilimsel detaylar yok sayılıp onun yerine kimin mevcut iktidara daha yakın olduğu ve bu iktidarın isteklerini zorluk çıkarmadan yerine getirebileceğine bakılmaya başlanmıştır. Bu doğrultuda, şu anda ülkenin gündeminde olan Boğaziçi Üniversitesi’nde olduğu gibi, bu şartlara en uygun isimlerin sadakat öne alınarak iktidar partisine ve onun desteklediği dernek, vakıf vb. kuruluşlara yakın olanlardan seçildiğini  görüyoruz.<br />
Ülkemizde devlet kurumlarının en üst seviyesinden başlayarak aşağıya doğru gerçekleşen atamalar, çalışma şekillerinde ortaya çıkan sorunlar ve kurumlar içi erozyon ciddi boyutlara ulaşmış kurumların değerini sıfıra yaklaştırmıştır.<br />
Boğaziçi’nin çok değerli öğretim üyeleri ve öğrencilerinin ortaya koyduğu refleks sadece kendi üniversiteleri için değil, Türkiye’deki tüm kurumlarda yaşanan çürümeye karşı koyulmuş bir reflekstir. Buradaki çok kıymetli öğrencileri terörist olarak nitelendirip farklı farklı konulardan suçlamaya çalışan ancak hiçbirinde başarılı olamayıp düştükleri çamurda iyice dibe yönelen siyasi iktidar, içinde bulunduğu durumun acizliğini ortaya koymaktadır.<br />
Bu tür atamaların yapıldığı diğer üniversitelerdeki öğretim üyelerinin ve öğrencilerinin içlerine gömüldüğü sessizlik ve umursamazlık sadece iktidar baskısı ile açıklanamaz. Toplumsal muhalefetin öncülüğünü yapacak ve yapması gereken kurumların başında üniversiteler gelmelidir.<br />
<br />
İçinden geçtiğimiz pandemi günlerinde ekonomik sıkıntılarla boğuşan toplumumuzun daha çok toplumsal dayanışmaya, sevgiye ve diyaloğa ihtiyacı var. Bizler de dilimizi ve davranışlarımızı buna göre gözden geçirmeli ve uygun şekilde davranmalıyız. Bu ülkeye yazık etmemek için birbirimizi anlamalı, kutuplaşmanın önüne geçmeli ve yüzyıllardır olduğu gibi beraber yaşayamaya devam edebilmeliyiz.<br />
Önce hukuk, önce adalet, önce bilim, önce aydınlanma...<br />
Yunus'un dediği gibi “sevelim, sevilelim“ ve tekrar biz olalım.<br />
Sağlıklı günlere en kısa sürede kavuşmak dileğiyle...<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Mustafa Cem KAĞNICI</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/mustafa-cem-kagnici/mustafa-cem-kagnici/liyakat-mi-sadakat-mi/122434/</link>
<pubDate>Sun, 28 Feb 2021 00:00:54 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YUNUS EMRE VE SEVGİ</title>
<content:encoded><![CDATA[2021 yılının Unesco tarafından Yunus Emre yılı olarak belirlenmesi ilimizin tanıtımı açısından bizler için çok önemli. Bunun gereğini Karaman'da kalbi Yunus Emre ve İimiz için atan herkesin anlaması ve gerekli çalışmalara katkı vermesi gerekiyor.  Kasım'da Eskişehir’de yapılan ve devletimizin üst kademe bürokratlarının da katıldığı toplantının eşleniğinin acil olarak ilimizde de yapılması ilk adım olabilir.<br />
İimizle özdeşleşmiş bu topraklarda yaşamış ve sahip çıkmamız gereken nice değerlerimiz var bunlar başta ataları Taşkale’den göçmüş  Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Yunus Emre, Hz Mevlana, Kazım Kara Bekir Paşa, Piri Reis, Şeyh Edebali ve niceleri.<br />
Gelelim Yunus Emre konusuna evet Yunus Emre Karamanlıdır. Yunus Emre'yle ilgili bütün kaynak ve belgelerde, atalarının Horasan'dan gelerek Karaman eyaleti topraklarına yerleştiği ve Yunus'un Karaman'da yaşadığı açıkça belirtilmektedir.<br />
Yavuz Sultan Selim döneminin Konya il yazıcı defterindeki belge Başbakanlık arşivindedir. Bu belgede Yunus'un bağlı bulunduğu aile reisi İsmail Hacı'nın, cemaati ile birlikte Horasan'dan Larende'ye (Karaman) gelerek; burada yerleşip yurt edindiği yazılıdır.<br />
Bu belgede adı geçen Hacı İsmail Köyü, Yunus Emre’nin dedesi olan Hacı İsmail tarafından kurulmuş ve Yeşildere yakınlarındadır. Yine bu belgede Yunus Emre'nin, Karamanoğlu İbrahim Bey'den Yerce adındaki yeri satın aldığı ve ölünce mülkünün çocuklarına miras kaldığı belirtilmektedir. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde 1648 yılında Karaman'a gelişinden bahisle "Kirişçi Baba Caminde Yunus Emre Hazretleri merkadi (mezarı) bulunmaktadır yazmıştır.<br />
<br />
Aslında konuyu Yunus Emre'nin Karamanlı olmasından veya Anadolu'nun diğer yerlerinde yaşamış olması iddiasından başka bir yönünü daha incelemek gerekir. O şiirlerinde sevgi, hoşgörü gibi insani duyguları hep öne çıkarmıştır.<br />
İyilik ve kötülüğün sözden geldiğini, ifadesini doğru bulmayan sözün, nelere yolaçabileceğini görmüştür. O'na göre söz, insanları dost da düşman da eden bir araçtır. İnsanları kırmamak için, iyi ve tatlı sözler söylenmesinden yanadır. Biz de toplum olarak bu duyguları en çok ihtiyacımız olan bir dönemden geçiyoruz.<br />
Pandeminin yarattığı sağlık sorunları ve ekonomik sorunlar milletçe birbirimize daha sıkı sarılmamızı gerektirmektedir. Yüzyıllar boyunca dayanışmanın, sevginin ve kardeşliğin hakim olduğu Anadolu topraklarında yaşıyor olma şansına sahibiz ama bizler birbirimizi ötekileştiren benden değilsen yoksun anlayışına, empati yapmayan, birbirini anlamayan, sevmeyen anlayışa yenik düşmemeli ve geçit vermemeliyiz.<br />
<br />
<br />
<br />
Anadolu toprakları Yunus'un, Hz Mevlana'nın, Hacı Bektaşi Veli'nin yaşadığı topraklardır.Yunus’un söylediği gibi   ‘’Sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz’’  anlayışını yaşantılarımızda öne alarak tekrar kucaklaşmalıyız bunu Karamandan uygulamaya başlamalı ve yurdun her köşesine yaymalıyız.<br />
    Tabii ki ilimiz için diğer önemli konuyu Unesco'nun ilan ettiği Yunus Emre yılınıKaramanın tanıtımında en üst düzeyde kullanmak zorundayız. Bu konuda gerekli girişimler acilen başlatılmalı bu yıl yapılacak etkinliklerin önemli bir kısmının Karamanda olması sağlanmalıdır.Bunun için başta Maliye Bakanımız,Milletvekillerimiz,Valimiz,Belediye Başkanımız, Ankara'daki Karamanlı bürokratlarımız, STK‘larımız, meslek odaları ve Siyasi Partilerimiz ve konuda emek vermek isteyen herkesle  ortak bir hareket noktası oluşturup sesimizi ve Karaman'ı tüm dünyaya duyurabiliriz. 2021 yılında da daha önce yaptığımız gibi bu şansı yine bir trene bindirip başka yerlere göndermeyelim.<br />
Unutmayalım ki’YunusEmre’siz Karaman,Karaman’sız Yunus Emre olmaz.’’<br />
Sağlıcakla kalın.<br />
<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Mustafa Cem KAĞNICI</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/mustafa-cem-kagnici/mustafa-cem-kagnici/yunus-emre-ve-sevgi/122433/</link>
<pubDate>Sun, 24 Jan 2021 20:34:08 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SARIKAMIŞ HAREKATI</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">22 Aralık 1914 / 15 ocak 1915 arasında cereyan etmiş, hâlâ yüreğimizi burkan, şanlı tarihimizin en buhranlı dramatik vakalarındandır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2 Ağustos 1914 de Almanya ile gizli bir anlaşma imzalandı.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çok geçmeden Akdeniz de Libya limanlarını topa tutan 2 Alman savaş gemisi (Goeben ve Breslau) İngiliz Kraliyet Ailesine ait gemileri ile bu ihtilaftan dolayı takip ve dalaşma ve kovalaması sonrası 10 Ağustos 1914’te, Harbiye nazırı ve Başkomutan vekili Genel K.B Enver paşa izni ile Çanakkale boğazından içeri alındı ve İstanbul’da demir attı.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Son 30 - 40 yıldır ilişkilerimizin çok iyi olduğu, Sirkeci, Haydarpaşa tren garlarımızı Demir yolları ağımızı yapmış,</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ordumuzun gelişme ve yenileşmesine destek veren Almanların baskısının artması ile Harbiye nazırı Enver paşa kabineye danışmadan 2 Alman gemisinin 27 Ekim 1914 de, Karadenize çıkmasına izin verdi ve 29 Ekim’de (Yavuz ve Midilli) adı ile Osmanlı Türk bayrağı çekip Karadeniz’e çıktılar.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu izin ve saldırı emrinin Genel Kurmay Başkanlığı arşivlerinde olduğu kaydını tarihçilerimizin kitaplarında not düşülmüştür..</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çok iyi yetişmiş 1881 doğumlu bir Osmanlı kurmay subayı olan Enver paşa Fransızca, Rusça, Farsça’yı iyi derecede bilmekle genç bir subay olarak Trablusgarp’ta başarılar göstermiş. Balkanlardaki gelişmeleri çok iyi analiz edip strateji geliştirmesi ile Almanya ile Berlin Ateşemiliterliğine atanmış, Alman hayranlığıda orda gelişmiş Alman dilinede hâkim olmuştur. Genel çizgisi Türkçü, Turancı, İslamcı olarak bilinir. Enver paşayı genç yaşta Harbiye nazırlığına taşıyan Balkan harbi sonucu işgal edilen Trakya ve Edirne'yi tekrar geri almasıdır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başaralı bu kurmay subay saltanata’da damattır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Konumuza dönersek Karadeniz’e çıkan bu gemiler.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sivastopol ve bazı Rus Limanlarını topa tutmuştur. Bunun üzerine Ruslar Osmanlı devletine savaş ilan etmeden 1877-1878 Osmanlı Rus savaşından beri işgal ettikleri, Kars, Sarıkamış yönünden</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1 Kasım 1914 Erzurum’da 3,üncü TÜRK ordusuna saldırıya geçmiş ve Osmanlı fiilen savaşa girmiş oldu.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ruslar 7-12 Kasım arası Köprüköy. 17-20 Kasım 1914 tarihlerinde Azap mevkiinde yapılan muharebeleri kaybederek geri çekildi.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu galibiyet ve moralle Rusların Kars ve Sarıkamıştanda temizlenmesi fikrini bazı komutanlarda uyandırdı.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kars, Sarıkamış civarını 180 bin mevcutlu Rus ordusu kuşatmıştı,</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Genel görüş harekâtın baharın başlaması yönünde idi, bu konuda çekince koyan 3,üncü kolordu komutanı görevinden azlini istedi.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Harbiye nazırı (bakanı) ve Genel Kurmay Başkanı Enver Paşa gelip saha ve orduyu teftiş ettikten sonra, müspet görüş beyan eden komutanların ve çevre İl Valilerininde Kars ve Sarıkamışın'da düşmandan temizlenmesinin tam zamanı görüşünün etkisinde kalarak, 15 Aralık 2014 harekata karar aldı ve ordunun başına geçti.!</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Harekâta başlayan mevcudumuz</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">9. uncu Kol Ordunuz    36.784</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">10.uncu Kol Ordumuz  48.943</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">11.inci Kol Ordumuz    27.019</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">ve 2.inci süvari tümeni 5.428</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İle birlikte 118.174 tür.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Taarruza karla kaplı, 3.000 bin metreyi bulan yüksek rakım, dağlık yol yok arazide --25  derece bulan soğukta, kış donanımından yoksun, ayaklar çarıklı idi.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kalın giysiler olmadan, yaya ve atlılarla yapılan bu harekât çok zorlu ve riskli idi.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Harekât planında Rusları arkadan kuşatıp geri çekilmelerini sağlamak planı, alanı açıp genişlediği için daha da zorlaşmıştı.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">ALLAHÜ EKBER Dağlarını aşmak gerekiyordu. Yoğun sisten 31 inci tümen kolordu ile 32 tümen birbirini düşman sanıp çarpıştı ve anlaşılıncaya kadar 2.000 şehit verildi.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu acı talihsizlik, irtibatsız İletişimin, telsiz telefon  olmayışı  moralleri daha da bozarken, zamanında Sarıkamış'a gitmeye de mani oldu. Askerimizin büyük çoğunluğu da 26 - 27 Aralık 1914 gecesi toplu donarak şehit olmalarına sebep oldu. Onbinlerce askerimiz şehit olurken 10.Kolordu büyük oranda eridi. Baskın verip püskürtme yeteneğimizi de kaybetmiş olduk. Harekat 15 Ocak 1915 de son buldu.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu mağlubiyetin acı sonuçlarından biride baharla birlikte Ruslar harekata geçip, doğudaki birçok ilimizi işgal ettiler.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sarıkamış Harekâtında 15.000 bin askerimizi esir verdik. Ruslar 28.000 bin askerimizi topluca defin ettiklerini bildirdiler. Ruslar 20.000 ölü ve yaralı verdiklerini 6.000 de donarak kayıp verdiklerini tarihe not düştüler.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sarıkamış harekatının 106 yılında VATAN ve BAYRAK için can veren bütün şehitlerimizi, Rahmet minnet ve şükranla anıyorum, Ruhları şad Makamları Ali olsun.<br />
<img alt="" src="https://www.e-karaman.com/images/files/2020/12/5fe4ed294de2d.jpg" style="width: 650px; height: 426px;" /><br />
<img alt="" src="https://www.e-karaman.com/images/files/2020/12/5fe4ed3e99179.jpg" style="width: 650px; height: 867px;" /></span></span></span><br />
 ]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/sarikamis-harekati/122432/</link>
<pubDate>Thu, 24 Dec 2020 22:30:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>NELER OLUYOR </title>
<content:encoded><![CDATA[Önce Merkez Bankası Başkanı görevden alındı. Yerine eski Maliye Bakanı Sn Naci Ağbal Merkez Bankası yeni başkanı olarak atandı. <br />
Sn Naci Ağbal ile halef selef olan Berat Albayrak aynı günün akşamı ilerleyen saatlerde temayüllere aykırı bir şekilde instagram hesabından istifası sosyal medyaya düştü.! <br />
Lakin ne arter, ne havuz medyada nede sair haber kanallarında bu konuda ne haber, ne yalanlama, nede doğrulama geldi.<br />
Saray ve iktidar partisinden bu konuda bir açıklama yapılmadı.<br />
Taki 27 saat sonra Cumhurbaşkalığı basın danışmanı Fahrettin Altun’un Sn Bakan Berat Albayrak’ın istifasının Sn. Cumhurbaşkanı tarafından kabul edildiğinin bildirmesine kadar.<br />
Peki ne oldu,da gündemimize bomba gibi düşen bu gelişmeler yaşandı.!<br />
<br />
Sorun Merkez bankası Başkanında mıydı.<br />
Yoksa uygulanan para politikalarında mı.<br />
Yada Sn Cumhurbaşkanımızın ısrarla savunduğu Faiz sebep, enflasyon sonuçtur söz ve görüşünün ekonomide hakim olması mı.!<br />
Düşük faiz'in sonucu ( yatırım aracına dönen ) kontrol edilemez yüksek kur mu bu çatlağa sebep oldu. <br />
Taki 6 Kasım günü Dolar 8.55 Euro 10.20’yi görmesi hem kamu hemde özel sektörün sırtındaki kamburu kat kat artırmış adeta bu yüksek tansiyon ve aşırı ısınma bir yerleri çatlatacak hale gelmişti.<br />
Tabi yukarıdaki gerekçeleri veya birini sorunların sebebi görmek yanlış olurdu.<br />
Kalkınmayı beton köprü, bina, havalimanı vb yada yüksek bedelle karşılıksız borçlanma ile hakketmeden harcamamıydı, direk ve dolaylı vergilerle toplanan kaynakların yola, asfalta gömmek. Yerli üretimi bitiren yüksek maliyetli girdilerle, ve ithalata dayalı bir ekonomik büyüme modelinin benimsenip yıllardır uygulanması mıydı.! <br />
Öyle ki ekmeklik buğdayı dahi ithal ederek 2019 yılı ekmeklik buğday ithalatımız 8.milyon 374 bin ton. 3 milyon 263 bin tonunu işleyip un yapmış ihraç etmiş. 5 milyon 111 bin tonunu fırınlarda ekmeğe çevirip dolarla ekmek yemişiz.<br />
Bu yıllara şamil yanlış politikaların sonucu ekonomik metabolizmamızı bozulmasının sebebimiydi.! <br />
<br />
Bu güne kadar Merkez Bankası geleneğinde kurum içinde birikim ve tecrübe kazanmış bürokratlar başkanlığa atanırdı.<br />
Şöyle ki;<br />
Süreyya Serdengeçti 21 yıl.<br />
Durmuş Yılmaz 26 yıl.<br />
Ethem Başcı 8 yıl.<br />
Murat Çetinkaya 4 yıl.<br />
Murat Uysal 3 yıl sonra<br />
Kurum içinde çalışıp Merkez Bankası başkanlığına gelmişti.<br />
Temennimiz Maliye bakanlığı yapmış siyasi otorite, donanım ve tecrübesi Merkez Bankası başkanlığında başarılı olmasıdır.<br />
<br />
Gene Merkez Bankası Başkanları görev süreleri ve kur hareketleri;<br />
S. Serdengeçti 2001 mart 2006 Mart  kur: 1.00 / 1.34.<br />
D. Yılmaz 2006 Nisan 2011 Nisan 1.34 / 1.79 <br />
E. Başcı 2011 Nisan 2016 Nisan 1.79 / 2.83<br />
M. Çetinkaya 2016 Nisan 2019 Temuz 2.83 / 5.60 <br />
M. Uysal 2019 Temuz ve 7 Kasım 2020 arası <br />
5.60 / 8.55 tir.<br />
<br />
Tabi burada daha bağımsız ( özerk) olması gereken Merkez Bankası mı Enflasyon ve reel faizin çok üstünde kur artışının sorumlusu yoksa siyasi otorite Bakanlar mı onun değerlendirmesini herkes kendi algı ve oturduğu siyasi zemine göre değerlendirmekte.<br />
<br />
Netice: Hazine ve Maliye bakanı olarak atanan 2007 yılından bu güne hem parlamenter hem Plan Bütçe Komisyonu Başkanlığı, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı görevlerinde başarı ile hizmet etmiş.<br />
Gayretli, dürüst, mütevazı çalışması ve <br />
Devlet adamlığı ciddiyeti ve sorumluluğu taşıyan hemşehrimiz sn Lütfi Elvan Bey ile Merkez Bankası başkanlığına gelen Naci Ağbal’ı piyasalar müspet okumuş ve olumlu reaksiyon vermiştir.<br />
Önümüzdeki günlerde döviz ve altın biraz daha gevşeyeceği ekonomik çevrelerce beklenmektedir.<br />
Temennimiz Faiz, döviz kuru, enflasyon, borsa birbirini bozan değil dengeleyen işsizliği azaltan, ihracatımızı artıran, milli gelirimizi yükselten bir ekonomik başarıyı yakalamaları milletimizi sevindirecektir.<br />
Saygılarımla]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/neler-oluyor/122431/</link>
<pubDate>Mon, 16 Nov 2020 12:00:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İSYAN</title>
<content:encoded><![CDATA[Çoğumuzun hayatı boyunca isyanı olmuştur mutlaka. Bazen sağlık sorunlarına, bazen ekonomik sıkıntılara, bazen vefasız dost ve akrabalara, bazen huzursuzluk ve sevgisizliğe ….<br />
İsyanın sebebi her ne olursa olsun kendimize yaptığımız kötülüklerden sonuncusu olmakta esasında. İstisnalar hariç isyan etme sebebimiz kendimiziz aslında.<br />
Dişlerimize bakmadık dişçiye gittik, yemedik doktora gittik, yemeğe hiç ara vermedik yine doktora gittik. Hiç durmadık kendi kendimize kafamızı yorduk, psikoloğa gittik. Tipimizi beğenmedik estetik yaptırdık. Hiç hastalığımız yok, hastalık hastası olduk yine doktora gittik. Sonra isyanlardayız.<br />
Daha fazla para kazanma hırsı ile yada bizden daha rahat yaşayan ve zengin olanlarla aynı seviyede olmak için rizikolu işler yaptık, kaybettik. Gelirimizle doğru orantılı yaşamaya çalışmadık. Bizim de hakkımız dışarlarda yemek yemeliyiz, herkes internetten alışveriş yapıyor biz de yapmalıyız ….diye diye yine gelecekten borç aldık. Her evden birden fazla kişi ev ekonomisine katkı sağlamak zorunda kaldı. Aileler artık ticari kooperatifler ya da işyeri gibi işlemeye başladı. Hem ekonomik sorunlara hem de mutsuzluk kaynağına kendimiz koşarak gitmiş olduk.<br />
Kardeşler arasında üç aşağı olsun demedik miras kavgasına düştük, kardeşten olduk. Kimseye maddi manevi destek olmadık dostlarımız küstü, biz maddi manevi destek bekledik bize de yardım eden olmadı bu sefer biz küstük. Babasını, kardeşini, arkadaşlarını dolandırmış sahtekârlara biz de çarpıldık, sahtekârın yüzünden iyi insanlara iyilik yapacak kimse kalmadı.<br />
İnsanlar olarak kendimize bu mutsuz, huzursuz tabloyu çizdik. Bu tablonun içinde yaşamaya çalışıyoruz.<br />
Ne yapalım mı diyorsunuz? <br />
İlk olarak sağlık elden gitmeden kıymetini bilelim. Dünya malının arkasından koşarak hem sağlığımızdan, hem de mutluluğumuzdan olmayalım. Ailemizin, arkadaşlarımızın, çevremizde ki iyi insanların değerini bilelim. Kalleş, çıkarcı, sahtekâr, düzenbaz, yalancı,menfaatçi …kimler varsa aileden, arkadaşlardan, çevreden hiç fark etmez hemen uzaklaşalım. <br />
<strong>Trafik kurallarına uyalım, mutlaka okuyalım, topluma saygılı olalım, topraktan uzaklaşmayalım. Yunus Emre’nin dediği gibi ‘’sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz’’.</strong><br />
<br />
<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Hasan Hüseyin ŞANLITÜRK</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/hasan-huseyin-sanliturk/hasan-huseyin-sanliturk/isyan/122430/</link>
<pubDate>Mon, 16 Nov 2020 11:30:23 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Fransız bir kadının Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a yazdığı mektup.</title>
<content:encoded><![CDATA[Siyasi gündemimizde olan, Hastalıklı haçlı ruhunun 1400 küsur yıllık öfkeli, zehirli çıplak yüzünü adeta hem itiraf hemde nedamet duyup yüce islamla şereflenen ve Meryem ismin alan bir Fransız mümin kadının Macron'a şamar gibi mektubunu köşeme aldım. Okumanızı tavsiye ederim.<br />
 <br />
Fransız bir kadının Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a yazdığı mektup.<br />
 <br />
Sayın Macron!<br />
 <br />
Doğru yolu izleyen kimseye selamlar olsun..<br />
 <br />
Ben Sophie Pétronin; beyaz ırktan Fransız, Hristiyan ve Katolik bir kadın olarak, 75 yıl boyunca Hristiyanlığı yaşayan bir birey iken son dört senesini Müslümanlar arasında esir olarak yaşamış ve İslam dinini seçmiş olmam anladığım kadarıyla sizi hayretler içerisinde bırakıp şoke etmiş.<br />
 <br />
Sayın Macron!<br />
 <br />
Evet, ben Afrika’nın fakir ülkesi Mali’de Müslümanların rehinesiydim, lakin hiçbir zaman bana karşı kötü ve çirkin bir davranış sergilemediler hatta son derece saygılı olmaya özen gösterdiler. Ellerindeki kıt imkânlara rağmen yeme-içme konusunda bana nelerden hoşlandığımı sordular ve hep onları temin etmeye çalıştılar. Mahremiyetime son derece saygı gösterip asla bu konuyu ihlal etmediler.<br />
 <br />
Bilmenizi isterim ki onlardan hiçbirisi bana karşı herhangi bir sözlü ve fiziki tacizde bulunmadı, öte yandan kendi dinime ait hiçbir kutsala; ne Hz. İsa Mesih’e ne de Hz. Meryem’e hakaret etmediler yani sizlerin Aziz İslam Peygamberi Muhammed’e davrandığınız gibi asla davranmadılar.<br />
 <br />
Onlar asla bana İslam dinini dayatmadılar ama ben onların ahlaklarından, sade yaşam tarzlarından, dürüstlük ve merhametlerinden İslam’ın nasıl bir din olduğunu yakından gördüm.<br />
 <br />
Onlar kendilerini az bir miktar suya sahip olmalarına rağmen tertemiz tutmaya, günde beş vakit ilahlarının huzurunda durmaya, doymayan karınlarına rağmen Ramazan Ayı’nda oruç tutmaya, dinlerinin emirlerine uymaya, yaşadıkları zor ve çetin şartlara, açlık ve yokluk içerisindeki sıkıntılarına rağmen ruhlarını karartmadan ahlaklı bir şekilde yaşamaya özen gösteriyorlardı.<br />
 <br />
Sayın Macron!<br />
 <br />
Mali’de yaşayan Müslümanlar oldukça fakirler ve üstelik yaşadıkları bu ülke de fakir bir ülke. Hiç Eyfel gibi kuleleri, Louvre’n gibi müzeleri, Versay ve Elysee gibi sarayları yok ve hatta Fransa’nın o meşhur parfümlerinin bırakın kokularını isimlerini dahi bilmiyorlar lakin buna rağmen tertemiz bedenlere, yumuşak kalplere ve pırıl pırıl parlayan ruhlara sahipler.<br />
 <br />
Evet, belki onların şık restoranları, lüks otomobilleri, yüksek yüksek gökdelenleri veya kendilerini ispatlayacakları dans pistleri yok ama onların arzuları bulutlardan daha yüksek, imanları dağlardan daha sağlam ve ruhları kemale erişmek için enginleri yırtarcasına uçmaktaydı.<br />
 <br />
Sayın Macron!<br />
 <br />
Acaba bir kez olsun Kur’an-ı Kerim’in okunuşunu dinlediniz mi? Hâlbuki onlar tüm namazlarında, gece-gündüz ve hatta gündelik yoğunluklarını bir kenara koyup Kur’an okumaktalar.<br />
 <br />
Dinleseniz ne de güzel bir şey olduğunu belki anlardınız; kalbe nasıl işlediğini, manasını anlamasanız bile vücudunuzun nasıl titrediğini, o ahenge ruhunuzun nasıl kapılıp gittiğini, insanın derinliklerine nasıl işleyişi görürdünüz. İşte onlar tüm bu İlahi sözleri ezberliyorlar bile!.. Sonra ister istemez bu sözlerin insana ait olmadığını, âlemler üstü bir söz olup, gökten bizlere hediye olarak sunulduğunu fark ediyorsunuz. Daha sonra merak ediyor ve manasını öğrenme arzusuna kapılıyorsunuz. En sonunda ondan daha cezbedici bir söz olmadığını kavrıyorsunuz.<br />
 <br />
Sayın Macron!<br />
 <br />
Acaba siz bugüne değin bir kez olsun alnınızı toprağa koyup merhamet dolu Allah’a secde ettiniz mi? Yaşadığınız sıkıntıları, içinden çıkılamayacak meselelerin hallini O’na danışıp, umutlarınızı O’nunla paylaştınız mı? Peki, bizlere hediye ettiği nimetler için bir kez dahi olsun teşekkür ettiniz mi?<br />
 <br />
Acaba bir kez olsun kendinizi Allah’a ve O’nu kendinize yakın hissettiniz mi? Kendinizin O’nunla ve O’nun da sizinle olduğunu fark ettiniz mi? İşte bu dediklerimi oldukça sade ve yokluk içerisinde yaşayan oradaki Müslümanlar yapıyor; onların zenginliğini görün ve yaşadıkları fakirliğe bakın.<br />
 <br />
Sayın Macron!<br />
 <br />
Onların kadınları aynı kömür gibi kara ama kalpleri sütten daha beyaz. Oldukça sade ve bol elbiseler giymelerine rağmen eşleri nazarında oldukça sevecen ve güzel kabul ediliyorlar. Yabancı erkeklerle bir arada asla durmuyor, eşi evde yokken yabancı bir erkeği evine sokmuyor; bu masumluğu günah, dedikodu ve kusurları aramakla kirletmiyorlar.<br />
 <br />
Onlar içki içmez, kumar oynamaz, zinaya yeltenmez, eşcinsellik nedir bilmez ve köpekleri için kocalarını terk etmezler.<br />
 <br />
Sayın Macron!<br />
 <br />
O bölgenin Müslümanları tüm İlahi peygamberlere, İsa Mesih’e, Meryem Ana’ya bizlerden daha fazla saygı duyuyorlar. -Ben de kendi adımı Meryem Ana’ya olan sevgi ve mahabbetimden ötürü Meryem olarak değiştirdim- Hatta onlar Hz. Meryem’i Aziz İslam Peygamberinin kızı Fatıma ve eşi Hatice’den ayrı görmüyorlar.<br />
 <br />
Sayın Macron!<br />
 <br />
Onların İsa Mesih’e nasıl bizlerden daha fazla saygı gösterdiğini ve kutsadığını soracak olursanız; size şöyle cevap vermek isterim: Evet, onlar bizden daha fazla Hz. İsa’yı seviyorlar. Bizler Mesih’in adıyla nice günahsız fakirin kanını döktük hâlbuki o tüm bunlardan kendini korumuştu, sonra onları kendi kölelerimiz yaptık, tüm yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yağmaladık, şimdilerini ve geleceklerini mahvettik hâlbuki İsa Mesih bundan da insanları men etmişti.<br />
 <br />
İnsanlık dışı sömürgeyle, insafsız eğitimlerimizle onların üzerine gittik ve Müslüman ülkelerin zenginliklerini ele geçirdik. Onların kalkınabileceği nice projelerimiz olmasına rağmen baskıyla köle gibi kullanmaya devam ettik, aralarında fitneler çıkarıp onlara öldürücü silahlar sattık sonra da onları terörist olarak yaftaladık hâlbuki asıl teröristler bizler idik onlar değil!<br />
 <br />
Lakin onlar biz rehinelere biz gibi değil de kutsal kitapta yazan, kiliselerde öğretilen ve bugün yeryüzünde emaresi dahi görülmeyen İsa Mesih’in ahlakıyla yaklaşmayı tercih ettiler.<br />
 <br />
Sayın Macron!<br />
 <br />
Son olarak… Ben İslam dinine geçtiğimi aziz Mali topraklarında açıklamak istemedim. Çünkü bana zorla İslam’ı benimsettiklerini iddia edecektiniz; işte bu yüzden özgürlüğüme kavuşacağım günü bekleyip, kendi ülkem olan Fransa’da milyonlarca Fransız’a, yaşadığım kıta olan Avrupa’ya Hristiyan dininden ayrılıp Müslüman olduğumu haykıracağım günü bekledim.<br />
 <br />
Sayın Macron!<br />
 <br />
İşte ben, gece-gündüz yılmadan aleyhinde çalıştığınız, amansızca komplo ve hilelere başvurduğunuz, yaşadığı topraklara bin bir bahane ile uluslararası örgütler ve istihbarat birimleri ile saldırdığınız, Fırat’tan Nil’e sahip olduğu yurtları viran edip ele geçirmeye çalıştığınız ve sonunda da terörizmin hamisi olduğunu iddia ettiğiniz İslam dinini kabul ettim. Ama size şunu söylemek isterim ki; İslam, benim kalbimde hayalini dahi kuramayacağım bir esenlik ve merhamet oluşturdu, zihnimi tüm kötü düşüncelerden arındırdı ve duygularımı yaşamamı sağladı.<br />
 <br />
Tüm ihtişamıyla parlayan Fransa'yı artık gözlerim görmez oldu, fakir ama alçakgönüllü olan, yaptığınız zulümler nedeniyle her karışına bin bir acının sindiği Mali benim için çok kıymetli. İşte bu yüzden fakir olmasına rağmen oldukça bereketli o topraklara dönme kararı aldım.<br />
 <br />
Ama bu dönüşümü kendi vatanım olan Fransa’da yaşayan ailem ve dostlarımı, geleceğinden oldukça endişe ettiğim kendi kıtam olan Avrupa’da bulunan insanları Aziz İslam dinini anlattıktan sonra yapacağım. Ümidim halkımın en kısa zamanda kurtulması; benim tattığım o tarifsiz kulluk tadını tatmalarıdır. Tüm dinlerin vaat ettiği kurtarıcının bize verdiği o kutlu sözü onlara anlatmak istiyorum.<br />
 <br />
Sayın Macron!<br />
 <br />
Sizi de bu yücelikler dinine davet ediyorum; işte bu din Âdem’den Nuh’a, İbrahim’den Musa’ya ve hatta İsa Mesih’e sonunda ise insanların en üstünü Muhammed’e aktarılan İslam dinidir. Ümidim İslam’ın merhamet dolu güneşinin bu karanlıklara gömülmüş korkunç gezegenin üzerinde parıldaması. İşte böylelikle huzurun her bir yanı sarmasıdır. Elbette bu Yüce Allah için hiç de zor bir şey değildir. Allah’a güvendim ve dönüşüm de mutlaka O’nadır.<br />
 <br />
Doğru yolu izleyenlere esenlikler olsun!<br />
 <br />
İslam'ın gölgesinde yeniden doğan<br />
 <br />
Mariam Pétronin<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/fransiz-bir-kadinin-fransa-cumhurbaskani-macrona-yazdigi-mektup/122429/</link>
<pubDate>Thu, 29 Oct 2020 14:26:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DÜĞÜN TAKILARI KİME AİTTİR ?</title>
<content:encoded><![CDATA[Düğün sırasında takılan tüm takılar hangi eşe kim tarafından takıldığına bakılmaksızın kadına aittir.<br />
Erkeğe takılan takılardan sadece erkeğin kullanımına özgü nitelikte olabilecek olanlar erkeğe aittir.<br />
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verdiği kararda <strong>; Kural olarak düğün sırasında takılan ziynet eşyaları , kim tarafından ,kime takılırsa takılsın , kadına bağışlanmış sayılır ve artık kadının kişisel malı sayılır </strong>demiştir. <em>( Yargıtay 3. H.D. 5/11/2015 tarih ve 2014/21125 Esas ,2015/17417 Karar )</em>Yargıtay’ın diğer emsal kararları da bu yöndedir.<br />
Düğün takıları boşanma davasında talep edilebileceği gibi  boşanma kararından sonra ayrı bir dava ile de talep edilebilmektedir.<br />
Bu konuda açılacak bir davada takıların iadesi , iade mümkün değilse de takıların bedeli talep edilecektir.<br />
<strong>Düğün takılarının evlilik ihtiyaçlarına , ortak giderlere , düğün masraflarına vs. harcanması halinde dahi kadının boşanma halinde takıları talep edebilme hakkı vardır.</strong><br />
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi emsal niteliğindeki verdiği kararında ; <strong>Ziynet eşyalarının tarafların tüp bebek tedavisi için kullanıldığının anlaşıldığını</strong> , bozdurulan ziynet eşyalarının rıza ile ve iade şartı olmaksızın verildiğini erkeğin ispatlamak zorunda olduğunu , erkeğin bu durumu ispat edemediğinden <strong>dava konusu ziynet eşyalarınıkadına iade ile mükellef olduğunu</strong> belirtmiştir. <em>(Yargıtay 2.H.D.19/11/2018,2017/1769,2018/13037 )</em><br />
Kadın hür iradesi ile  ve iade edilmemek şartıyla düğün takılarını  erkeğe vermişse artık bu durumda takıları geri isteyemez , böylesi bir halin varlığını ispat yükü erkekte olup kadının rıza ile kendisine iade edilmemek üzere takıları verdiğini ispatlaması gerekmektedir.<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Av. Erdal YILMAZ</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/av-erdal-yilmaz/av-erdal-yilmaz/dugun-takilari-kime-aittir/122427/</link>
<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 11:13:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>HALİ PÜR MELALİMİZ</title>
<content:encoded><![CDATA[Ne yazık ki artık toplumumuzda sevgisizlik, güdümsüzlük ve öfke hakim durumda. Hayat artık akıcı, verimli ve sevimli değil. <br />
Toplumun ufku kasvetle kararırken korku hakim olmuş, güvensizlik sarmış ve daraltmış yürekleri, bunalıp çökmüş sinelere, herkes örmüş etrafına surdan bir kale...<br />
<br />
Kimse kimseye kolaylık göstermiyor ; ego tatmini ve işleri zora götürmek üstünlük olmuş vaziyette. Oysa anlayış ve hoşgörü ile yardımcı olmak insanca!<br />
<br />
Bu trajik sosyal vakayı, dağılamayı, çözülmeyi adını koymadan kabul etsekte masum, sorumlu ve etik davranan, haklı olan biziz. Karşıdaki tu kaka, bencil ve haris.<br />
Empati kurmak, iletişime geçmek ve ortak akılla gönül köprüsü kurmak yerine sosyal medyadan klişe sloganvari yazılarla beslenir olduk. Kendi doğrumuzu dayatıp tutturduğumuzdan dolayı etrafımıza ördüğümüz duvarlarla artık yalnızız...<br />
Merhameti ve kusur örtmeyi esas almayıp ; her  durumdan kendi menfaatimizi, kazancımızı ve gururumuzu esas alıp, muhabbeti, maddi manevi çıkar haline getirdiğimiz için yalnızız...<br />
<br />
Yeni yuva kuran çiftlerimiz, evliliklerinin daha ilk aylarında ayrılık rüzgarlarına kapılıp gidiyorlar. Geriye  kalansa hırçınlık ve öfkeleri ile dolan yalnızlıkları... <br />
İyilik ve insanlık kazansın, o onun olsun, o mutlu olsun diyemediğimiz ve gurur putlarını kıramadığımız için artık yalnızız...<br />
Senin ruhundaki asalet ve incelik, muarızyın içindeki şeytana batıyor, onu rahatsız ediyorsa ; verdiği yaşama sevincini, hayata tutunma umudunu geri alıyorsa, aldığı ahı da güle güle kullansın der ve onu bilir, hisseder, görür ve uzaklaşıp kaçarsın.<br />
<br />
Genede küsüp ayrıldığın eş, dost, arkadaş'ın sende kalan sırlarını kalbinde bir yere göm, sakla, unut.<br />
Kalpler, sineler sırların mezarı olsun. <br />
Kaliteli insan'ın erdemli davranışı halidir bu..<br />
Fakat genelleyip, peşin hüküm koyup kapıları kapatır, dedikodu ve vehimde bulandırırsak zihnimizi vijdanımızı, artık  kalabalıklar içinde kaybolan yalnızlar oluruz. <br />
<br />
Mayasında sevgi olmayana sevgi ve ilgi göstersen hemen kibre kapılır. Sen yinede sıcak, gönül alıcı bir söz söyle, belki uyanır da utanır! Zira  soğuk bir söz duyan gönül kırk yaz görse de ısınmaz.<br />
"Sevmek güzel birinde aşkı aramak değil ; o kişide bilmediğin bir zamanın, beklenmedik bir anında kendini bulmaktır",der Dostoyevski. <br />
Eğer ki dağın ardını göremez, olacak olanı bilemezsek. hayatımız, konuşurken insanlar içinde yaşar, gezerkende yaşadığımız ölüm yalnızlığıdır ! <br />
<br />
Her şeye rağmen bir dala tutunacak, hayata sarılacak bir şeyler vardır genede<br />
"Gülü sevip dikenine katlanmayacaksan papatya sevin", der bak Cahit Zarifoğlu. Bunuda yapmayacaksan... <br />
Ve bir gün herkes bir başına oturacak bir bank bulamayacak, yalnızlığı seçerken...]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/hali-pur-melalimiz/122426/</link>
<pubDate>Sat, 29 Aug 2020 19:21:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DOĞALGAZ VE EKONOMİ!</title>
<content:encoded><![CDATA[Piyasalar cuma müjdesini olumlu algılamadı.!<br />
Tabi geçen perşembe Merkez ve hazine toplantısında faizlerinin sabit kalması da önemli bir etken, sonuçta gevşeyip geri gelen döviz, anlık bir refleksle % 2 civarında tekrar yükseldi.<br />
Bunlar sadece bir sebep mi?<br />
Resmin bütününe Bakan ekonomik çevreler farklı bakıyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Radings, Türkiye’nin BB-- seviyesindeki kredi notunu teyit etti, görünümünü durağandan negatife çevirdi.<br />
Tabi buna gerekçe olan sebepler dayanakları.<br />
Döviz rezervlerindeki ciddi azalma, döviz kuruna sürekli müdahaleler, kredilerdeki ve cari açıkta hızlı artış ile negatif reel faizler konusundaki uyarılar yer alırken.<br />
Tabi bu kuruluşlar ve küresel finans çevreleri,<br />
Ekonomi üzerinde siyasi baskılar, Merkez Bankasının sınırlı bağımsızlığı, ekonomik gelişmelere siyasetin gölgesinde yanıt vermekte gecikmesi, pandemi durumundan dolayı siyasetin belki millete karşı sorumlu yaklaşımından emisyonun sıkılaştırılmasında yetersiz kalması bakış açılarına bir dayanak olarak kullanırken, bu piyasa istikrarsızlığını ve dış dengesizlikleri beraberinde getiriyor.<br />
Bu, bizi dış piyasalarda kaynak finans bulma da zorlarken, bulsak da yüksek bedelle swap piyasalarına mahkum ediyor.<br />
 <br />
Gerçeğimiz (TCMB) , geçen hafta brüt döviz rezervimiz 2005 yılından bu yana 45 milyar dolar seviyesini gördü,  brüt olarak görebiliyoruz, netini veriler de net yazmıyor, bazı ekonomik çevreler -33 milyar dolar seviyesinde olarak beyan ediyorlar.<br />
Tabi içerdeki bir sıkıntımız da eleştirel bir yaklaşım ya da cuma müjdesine temkinli yaklaşımlar direkt ön yargıyla hain, nankör, fetocu gibi sığ bir yaklaşımı beraberinde getiriyor.<br />
Oysaki kimse kimsenin içine bakmadı!<br />
Kimsenin elinde başkasının yüreğindeki vatan, millet sevgisini ölçecek bir aleti yok.<br />
Bu günahtır ,bühtandır..<br />
Bu bayrağın altında namusu korunan, ezanı okunan, seyahat mülkiyet, eğitim, sağlık, güvenlik vb hizmetleri alan, terörist unsurlar ve yandaşları hariç her ülke evladı fert başına düşen milli geliri yüksek, insanları saygın, mutlu, huzurlu ve yarınlarından umutlu olmasını ister, diler.<br />
Hatta hangi siyasi parti ve lider bu hizmeti veriyorsa alkış tutup, dua edip sahip çıkmak lazım diyorum.<br />
Lakin bu ülkede ta 40 sene evvelinden bildiğimiz; Batman'da şu kadar sondaj kuyusunda petrol ,Trakya'da ve özellikle Tekirdağ'da şu kadar petrol rezervi.<br />
Vay efendim manşetler ve propagandalar şu kadar trilyon dolarlık bor madeni...<br />
2003 Hilmi Güler,<br />
2007 Hilmi Güler,<br />
2012 Taner Yıldız<br />
Hükümetimizin enerji bakanları Karadeniz'de doğalgaz ve petrol bulduğumuzu ihtiyacımızın şu kadarını karşılayacağını beyan ettiler.<br />
Bunlar kayıtlarda var.<br />
Bu gerçekleri göz önüne alıp temkinli yaklaşan insanımızı da hoş görmek lazımdır.<br />
Temennimiz devletimizin güçlü, milletimizin mutlu olmasına SAMİMİ bir şekilde kim hizmet ederse teşekkür ederiz.<br />
DEVLET olarak sırtımızda kamburumuz çok, Libya, Suriye, Irak, ve Karadeniz'de aktif olarak varız, bunun dışında Afrika, Afganistan, Balkanlarda birçok yerde varız, içerde misafir mülteci ve sığınmacılar var. Bunların sağlık eğitim ve güvenlik harcamalarına da ek bir yükümüz var.<br />
Millet olarak lüks ithal tüketimden kaçıp kamuda ve özelde etkin tasarruf, üretime destek ve teşvikle artı katma değerli ürünler üretmek ve yıllardır yanlış tarım tohum politikalarını bırakıp kendi coğrafyamıza uygun tarım ürünleri üretmek önceliğimiz olmalı.<br />
Milyonlarca ton buğday ve tahıl ürünleri ithal eden değil, dünyaya satan olmalıyız..<br />
Saygılarımla.<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/dogalgaz-ve-ekonomi/122425/</link>
<pubDate>Sat, 22 Aug 2020 20:13:37 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI </title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruma ve kişisel verileri işleyen kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenleme amacı güden 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanun’u , ilgili Yönetmelikler ve sair hükümler düzenlenmiş bulunmaktadır.  Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin getirdiği hak ve yükümlüklerden bir kısmı şöyledir. ;</p>

<p><b>1-)</b> Kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişiler veri işlemeye başlamadan önce <b>Veri Sorumluları Siciline </b>kaydolmak zorundadır.  <i>( 6698 sy. K.V.K.Kanunu md.16/2)</i> Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 18. maddesi ile veri sorumluları siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket edenler hakkında 20.000 TL’sinden 1.000.000 TL’sine kadar idari para cezası verileceği belirtilmiştir. Sicile ilişkin işlemler , veri sorumluları tarafından <b>VERBİS</b> üzerinden gerçekleştirilecektir. <i>( Veri Sorumluları Sicili Hakkında Yönetmelik Md. 5/g )</i></p>

<p><b>2-) </b>Sicile kayıtla yükümlü olan veri sorumluları , <b>Kişisel Veri İşleme Envanteri </b>hazırlamakla yükümlüdür.<b> </b>Sicil başvurularında Sicile açılanacak bilgiler Kişisel Veri İşleme Envanterine dayalı olarak hazırlanır.<b> </b><i>( Veri Sorumluları Sicili Hakkında Yönetmelik Md. 5/ç )</i></p>

<p><b>3-)</b> Veri Sorumluları Siciline kayıt olmakla yükümlü olan veri sorumluları ,kişisel veri işleme envanterine uygun olarak <b>Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası </b>hazırlamakla yükümlüdürler. <i>( Kişisel Verilerin Silinmesi , Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik Md.5/1 )</i></p>

<p><b>4-)</b> Kişisel verilerin elde edilmesi sırasında kişisel verisi işlenen kişiyi veri sorumlusu veya yetkilendirdiği kişi <b>aydınlatma  yükümlülüğüne</b> uygun bilgilendirme yapması gerekmektedir . Kanunun 18. maddesi ile aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında 5.000 TL’sinden 100.000 TL’sine kadar idari para cezası verileceği belirtilmiştir.</p>

<p><b>5-)</b> Kişisel Verilerin Korunması Kanun’un 5. , 6.  ve 8. maddeleri  ile getirilen düzenlemeler gereği kişinin <b>açık rızası</b> olmaksızın kişisel veriler ile özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi veya aktarılması yasaktır. Bu  kuralın istisnaları yine kanun 5 ve 6. Maddelerinde sayılmak suretiyle belirtilmiştir.</p>

<p><b>6-)</b> Veri sorumlusu, kişisel verilerin muhafazasını sağlamakla , kişisel verilerin <b>hukuka aykırı işlenmesini ve kişisel verilere hukuka aykırı erişilmesini </b>de önlemekle yükümlü kılınmıştır. Veri sorumlusu bu yükümlülüklerin yerine getirilmesine, güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. Kanunun 18. maddesi ile veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyenler hakkında 15.000 TL’sinden 1.000.000 TL’sine kadar idari para cezası verileceği belirtilmiştir.</p>

<p><b>7-)</b> Kişisel verisi işlenen gerçek kişiler Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uygulaması ile ilgili taleplerini veri sorumlusuna iletmeleri halinde, veri sorumlusu başvuruda yer alan talepleri en kısa sürede ve <b>en geç 30 gün içinde</b> sonuçlandırması gerekmektedir. Başvurunun reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması veya süresinde başvuruya cevap verilmemesi hallerinde kişisel verisi işlenen kişi veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren 30 gün içinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikayette bulunabilecektir. Şikayet üzerine veya resen yapılan inceleme sonucunda ihlalin varlığının anlaşılması halinde kurul tespit ettiği hukuka aykırılıkların veri sorumlusu tarafından giderilmesine karar vererek ilgililere tebliğ eder. Bu karar tebliğden itibaren gecikmeksizin ve en geç 30 gün içinde yerine getirilmesi gerekmektedir. Kanunun 18. maddesi ile kurul tarafından verilen kararları yerine getirmeyenler hakkında 25.000 TL’sinden 1.000.000 TL’sine kadar idari para cezası verileceği belirtilmiştir.</p>

<p><b>8-)</b> Kanuna uygun olarak işlenmiş olan kişisel verilerin işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel verilerin resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından <b>silinmesi, yok edilmesi veya anonim</b> <b>hale getirilmesi</b> gerekmektedir.</p>

<p><b>9-)</b> Türk Ceza Kanununun 135/1. maddesi ile <b>hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye</b> 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verileceği, TCK’nun 138/1. maddesi ile <b>kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlara görevlerini yerine getirmediklerinde </b>1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezası verileceği düzenlenmiştir.</p>

<p><a name="_gjdgxs"></a><b>10-)</b> Veri Sorumluları Siciline Kayıt Yükümlülüğüne İlişkin 23/06/2020 tarih ve 2020/482  Sayılı Kurul kararı ile;</p>

<p>▪          Yıllık <b>çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den çok olan</b> gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları ile yurtdışında yerleşik gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının sicile kayıt yükümlülüğünü yerine getirmeleri için belirlenen sürenin <b>30/09/2020</b> tarihine,</p>

<p>▪          Yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den az olup ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olan gerçek veya tüzel kişi sorumlularının sicile kayıt yükümlülüğünü yerine getirmeleri için belirlenen sürenin <b>31/03/2021 </b>tarihine,</p>

<p>▪          Kamu kurum ve kuruluşu veri sorumlularının Sicile kayıt yükümlülüğünü yerine getirmeleri için belirlenen sürenin <b>31/03/2021 </b>tarihine,</p>
kadar uzatılmasına karar verilmiştir.                         ]]></content:encoded>
<author>Av. Erdal YILMAZ</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/av-erdal-yilmaz/av-erdal-yilmaz/kisisel-verilerin-korunmasi/122424/</link>
<pubDate>Sun, 16 Aug 2020 15:43:55 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>EKONOMİDE UÇUYOR MUYUZ.! GERÇEKLERDEN KAÇIYOR MUYUZ..!! </title>
<content:encoded><![CDATA[Toplumumuzda algı, meseleleri önceleme, gündem oluşturma, insanları gerçek konulardan uzaklaştırma, bir parti yada lidere kanalize etme, pembe tablolar çizip sonra dizi, film, kadın programları, “sör-var-vır” yarışları, futbol, magazin ile uyutma. Bir kesimi de tarikatla efendi hazretlerinin torpil ve himayesiyle kabirde, mizanda, kolayca cennete kavuşma avutmasıyla, yaygın ve etkin bir şekilde uygulanmaktadır.<br />
 <br />
Ciddi olan meselelerde, Goya en ciddi adamlar, sözde aydınlar ki bunlar parmak sayılarını geçmez.<br />
 <br />
Bir gün bir kanalda, ertesi gün diğerinde, ya yeniden vekil olmak için, veya kaptığı havuz medyasından ya da diğerinden bir köşeyi, konumunu korumak ya da terfi için kapı kulluğu yapmakta, yda yağdanlık olmaktadırlar.<br />
 <br />
Gündemleri geriye doğru bir sıralama yapsak.<br />
Muharrem ince’nin kuracağı yeni parti ve CHP,<br />
 <br />
Ayasofya, Fetö ve bir türlü gelemedikleri siyasi ayağı, pandemi, çalvella, Libya, Fetö, AKP’den kopan, yeni parti kuran zatlar ve çarpan etkisi. İstanbul kanalı, rahip branson, yerli otomotiv, vesayetlerin kırılması, dövizde dalgalanma hep dış güçler, Suriye, başkanlık sistemi, başörtüsü, anlık gelişen ülkemizde ve bölgemizde tesiri beş, on günlük konular, vs olaylar konular..<br />
 <br />
Oysa merhum mütefekkirimiz Cemil Meriç şahıs özelinde bir tespitinde. “İnsanın en büyük hürriyeti kendini kandırmasıdır.”der.  Kendini kandırmaya başladı mı bir insan.<br />
Bu hürriyetini sınırsız kullanıp, kendi hayal dünyasında her şey olabilir. Çok şey yapabilir. Çünkü bunun ona bir maliyeti yoktur ve hayalle rüya arasında gevşeyip rahatlar. Sonra kendiside inanır ve etrafında ona yakın muti, aileden ve çevresinden insanları da inandırıp kandırır.<br />
 <br />
Bunu toplum ölçeğinde değerlendirirsek;<br />
Yukarıdaki algıyı oluşturan şartlar, ve acı gerçeklerden kaçan insanlar kolay olanı seçip, hayalle yaşamayı seçer, ta ki gerçek yüzümüze çarpana, hakikat bir şamar gibi suratımıza inene kadar.<br />
Oysa malum bindiği araba, kullandığı telefon, yaktığı sigara, iş yerindeki makine, hatta kullandığı kalem bile Çin malı, o kadar çok şey yabancı iken, ya bizi kıskanırlar, ya da coca cola içme dış güç, düşman siyonistlere bir mermi verme, fasit dairesinde öfkeyi kusma rahatlama, ya da kıskandıklarına inanarak egomuzu tatmine gideriz.<br />
 <br />
Böyle bir girizgâh yaptıktan sonra diyorum ki !<br />
Toplum populist söylem ve eylemlerle oyalanmamalı, Parti ve liderlerin idealleri, dün “Ak dediklerine bugün kara, dün kara dediklerini bugün ak diyince ispat edeceğiz.” diye tv ekranlarında sözde aydınlar, sosyal medyada troller, tabanda kemikleştirilmiş taraftarlar, düşmanla savaş yapar gibi, sapık düşüncedeki insana ikna yolu ile doğruyu anlatır gibi yorulmamalı, yüreklerine beyinlerine bir vebal gibi konulmamalıydı.!<br />
 <br />
Sadece gerçekler yani yaptıkları, icraatları konuşulmalı, iddiası olanda akılcı irdelenmeli nasıl yapacağı ve iddialarına sadık kalıp kalmayacağı sorgulanmalıydı. !<br />
 <br />
Oysa dünyada insanları mutlu, Devletleri saygın güçlü kılan ekonomik göstergeler, değerleridir.<br />
 <br />
Son 3,4 yıldır 2,90 seviyesinde olan dolar, (Altın ve Euro’ya girmiyorum) bugün 7,30 seviyesinde.<br />
Bu yaklaşık % 150 üzerinde bir devalüasyon olduğumuzun adı konulmamış şeklidir.<br />
Ve bunun dalgalı seyrinin ekonomideki hasarı.<br />
Tansiyon ve şeker hastasının yükselip ve düşmesindeki riski gibidir.<br />
Bu artış ve dalganın üretimde maliyetleri şişirmesi sonucu fiyatlar yükseldi. Kamuda çalışanlar, ya da bütün emeklilerin geliri ciddi manada daraldı.<br />
 <br />
Alım gücünün düşmesi talep daralmasını oda rekabeti artırır, karlılığı düşürür piyasalara zararı.<br />
İşsizlik ciddi manada arttı. Resmi rakamlara yansımayan gizli işsizlik ayrıntılı bir konu.<br />
 <br />
Son 6 aydır pandemi süreci ile gıda hariç bütün sektörler özellikle hizmet sektörü ciddi bir kayıp ve daralmanın içinde.<br />
 <br />
2020 Turizm sektörü ve ülke ekonomisine yaklaşık 50 milyar $ gelir beklerken 14 milyar $ öngörülüyor şayet tutturabilirsek.<br />
 <br />
Bu kayıp bu yılki Cari/açık dengemize 30/40 milyar gibi ek bir kambur getireceği acı bir gerçek.<br />
Kaldı ki dahili bütçe planlamamızda 2020 yılı 138 milyar TL açık hedeflenmişken. Temmuz ayı rekor artışla 59 milyar, toplamda 169 milyara ulaşmıştır.<br />
 <br />
Üstelik pandemi döneminde piyasaya mali disiplin bozularak yılbaşında 153 milyar (katrilyon) olan emisyon yaklaşık % 42 artışla ( 64 milyar tl ) artmış. Kurban bayramı nedeni ile ilave olarak % 10 daha artarak ( 22 milyar tl ) toplamda 247 milyar tl’ye çıktı.<br />
 <br />
Burada bütün ekonomist çevreleri kaygılandıran Şu anda etkin ve yetkin olduğumuz Suriye topraklarına ne kadarının mubadele aracı olarak sürüldüğü. Ve bunların bize geri gelip dolar ve altına dönüp. Karşılıksız bastığımız bu paranın döviz ve altın olarak bizden çıkması..<br />
 <br />
Pandemi döneminde binen ve binecek olan mali yükler, Swap piyasası, varlık fonu. Dövizde gerçek rezervlerimiz, özelleştirme ile satışa açık pozisyona gelen varlıklarımız her biri ayrı bir konu başlığı inşallah sonraki yazımızda yazacağız.<br />
 <br />
Sonuç olarak Devlet ve milletimiz olarak, israf ekonomisine son verip tasarruf. Borçlanıp ya da satıp harcamaktan ziyade, artı katma değerli mal üretip dünyaya satmak.<br />
 <br />
Pandemi ve yarınlara karşı sorumlu pozisyon almak. Eğitimde bir sürü eksikler sorunlarımız var idi, pandemi ile ciddi bir kopukluk handikap var.<br />
 <br />
Bu açığı kapatmamız. Nitelik ve donanımlı nesiller yetiştirmek, insana yatırım en önemli sorun, meselemiz olmalıydı.<br />
 <br />
Tv ler, dizi ler Aydınlar, konular hedefler hep bu olmalıydı...<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/ekonomide-ucuyor-muyuz-gerceklerden-kaciyor-muyuz/122423/</link>
<pubDate>Sat, 15 Aug 2020 15:41:14 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Peki şimdi nasıl bakıyorum bu meseleye, bu atmosferde..! </title>
<content:encoded><![CDATA[Yayın hayatına’da başlayan E-Karaman gazetesine yerel,de yazılı basın,da başarılar diler.<br />
Aralarına benimde yazılarımla katılmam için nazik davetlerine teşekkür ederim...<br />
 <br />
Herkes ve her yerde hakim olan gündem Ayasofya olduğu için, Acizane bizim baktığımız pencereden nasıl buyurun.!<br />
 <br />
Memleket sathında 68 ve 78 Kuşağı’na hitap eden siyaset, edebiyat, şair, dava dinamik ve öncülerinin yaklaşık 70 yıldır en etkin ve tesirli kullandığı bir konu, sevdaya dönüşmüş bir dava algısı ile hep gündemde heyecanla sıcak ve taze kalmıştır.<br />
 <br />
Öyle, ki<br />
O. Yüksel serdengeçti.<br />
İdamdan yargılanmasına sebep o efsane şiirinde..<br />
Ey İslam’ın nuru<br />
Türklüğün gururu Ayasofya.!<br />
Şereflerinde fethin Fatih'in şerefi<br />
Işıl ışıl yanan muhteşem mabet!..<br />
Neden böyle bomboş, neden böyle bir hoşsun?<br />
Seni bu hale koyan kim?<br />
Seni çırılçıplak soyan kim?<br />
Elleri kurusun, dilleri kurusun.!<br />
Gibi bizlerin coşkunluğuna, deli akan kanına hitap eden keskin mısralarla...<br />
 <br />
Arif Nihat Asya’da<br />
Mahsun Ayasofya şiirin’ de.<br />
Ulu mabet niye hicrana büründün böyle.!<br />
Fatih'in devrini bir nebzecik, olsun söyle.!<br />
Beş vakit loşluğunda saf saftık.<br />
Davetin vardı dün ezanlarla.<br />
Seni ey mabedim utansınlar.<br />
Kapayanlar da açmayanlar da ...<br />
 <br />
Dizeleriyle en lirik şekilde duygularımıza yoğun bir şekilde dokunmuş hitap etmiştir.<br />
 <br />
N.F.Kısakürek şiir, makale ve konferanslarında.<br />
Hatta Nazım Hikmet bile 857 Ayasofya Fetih tarihini hicri tarihi şifreli kullanarak güzel bir şiir yazmış.<br />
Bütün geçmiş siyasiler<br />
Samimi, gayretli, belki bir kısmı da politik hesap olarak hep gündemde tutmuş, kitlelere bir heyecan katmak için konuşmuştur...<br />
 <br />
Bizden önce ve sonraki kuşaklar hep bir coşkuyla, heyecan içinde geldik bu günlere.!<br />
Peki şimdi nasıl bakıyorum bu meseleye, bu atmosferde..!<br />
Bizler için ne.!<br />
Mescidü'l-Haram<br />
Ne Mescidü'l nebi<br />
Nede Mescidü'l aksa.!<br />
Aşırı mana, kutsiyet yükledik kim bilir..<br />
Kendi içimizde bu kadar itham, suçlama, dışlama, ayrışmaya ve gerilmeye üzüldüm belki de,<br />
Efendim Fatih’in emaneti, vakfiyesi.<br />
Tamam da rahmetle anarken dâhi sultanı<br />
İmparatorluk çökerken bugün bile okuyunca yüzümüzü kızartan en ağır dağıtıcı, bitirici, yok edici maddeler le 30 Ekim 1918 Mondros (mütarekesi) bırakışması sonucu.<br />
Ne kanun, ne vakfiye, ne ordu, ne silah, ne donanma, ne ermeni, rum esir, ne İstanbul kalmış.<br />
13 Kasım 1918 birinci 16 mart 1920 ikinci kere ihtilaf devletleri tarafından. Başta İngiliz, Fransız İtalyan ve Yunan askerleri olmak üzere işgal edilmiştir..<br />
Varın ötesini siz düşünün. Mumunu yaktılar ayın,mi yaptılar Ayasofya,da<br />
 <br />
Ve sonra büyük fedakarlıklarla yapılan istiklal harbi, Anadolu’da süpürme,  temizleme, Lozan, İzmir işgalinin sonlandırılması ile 4 Ekim 1923 te ihtilaf devletleri İstanbullu terk etmek zorunda kalmış. 6 Ekim 1923 de hakimiyet ve hükümranlığımız tekrar tescil edilmiş İstanbul düşmandan temizlenmiştir.<br />
 <br />
Buraları atlayıp, O günkü dengeler. örtülü şarlar ve mecburiyetleri bilmeden 1934 müzeye dönüştürülmesine yıllardır tepki ver sek’te,<br />
19 kasım 1936,da Ayasofya kebiri camii şerif-i, olarak tapusuna şerh konulması.!!<br />
Zaman-ı gelince tekrar cami,ye çevrilmesine, murat etmiş olarak yorumlamak daha doğru, daha akil, daha birleştirici vefalı ve sorumlu davranış olsa gerektir.<br />
 <br />
Demem oki ALLAH cc  bize arz-ı (yeryüzünü) secde için mubah kıldı.<br />
İlah-i hükümlerle kutsal yerlerimiz de bellidir.<br />
 <br />
Peygamber sav daha dünyaya gelmeden yüzlerce yıl yapımında, yanmış, yıkılmış,<br />
ve Efendimizin doğumundan 34 yıl önce açılmış muhteşem bir eser.<br />
Fatih Sultan'ın emaneti hepimize tamam.  Tamam da ya resmin bütünü<br />
İstanbul yada vatan sathında satılan topraklarda emanet..<br />
Genede İşgalden kurtarıp bugünlere erişmesine ve samimi gayretle açılmasına sebep olanlardan ALLAH cc razı olsun..<br />
 <br />
Benim sevindiğim ve üzüldüğüm asıl iki konu, genel temayül,den ayrı, farklı bunu asil vicdanlara arz ediyorum..!<br />
 <br />
Ayasofya da namaz kılınca yüz yada bin kat sevap yada üstün falan olmaz..<br />
Ayasofya’nın açılması dini bir misyon, vecibe den ziyade TÜRK DEVLETİ ve MİLLETİN,İN hükmi şahsında İSLAM ÜMMET’İNİN izzetli vakur duruşu,  psikolojik motivasyonla zilleti kırma,<br />
Batı ve Hıristiyan âlemine bıyık hizasında, sen sensin, bende benim. Benim hakkım’da benim. Örtülü dayatma, üstünlük, siyasi baskı dayatmasını kırmıştır.<br />
Burası çok keyifli..<br />
 <br />
Yalnızca siyasete malzeme yapılıp, insanlar buradan cepheleşir fırka, fırka ayrışırsa buda bir arada topluca ibadet etme, dertlerini paylaşma yeri olan mescit (cami) ruhuna aykırıdır..<br />
 <br />
Yüce ALLAH kuran-ı kerimde Maide süresi 8 ayette buyurur ki.<br />
 <br />
Ey iman edenler Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun, Bu Allah’a karşı gelmekten sakınmaya (özünü temiz tutmaya) daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan  hakkıyla haberdardır..<br />
 <br />
Şüphesiz Allah doğruyu söyler.<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/peki-simdi-nasil-bakiyorum-bu-meseleye-bu-atmosferde/122422/</link>
<pubDate>Sat, 15 Aug 2020 11:46:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Biraz Yalnızlık</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yeşile adanmış bir mevsimin ayak sesleri gelirken yavaş yavaş, ihtiyacımız olan biraz yalnızlık sanırım. Orman haftası, gözlerini gökyüzüne dikmiş, yalnız ama birlikte yarınlara uyanan ağaçları hatırlatıyor bana. Kardeşçe yaşamanın keyfine doyasıya varmak ve güneşli günlere uyanmak..<br />
Olmaz dedi, olmaz…! &nbsp;Sahip olduğun alışkanlıklar yangına çeviriyor dünyayı…&nbsp;<br />
Ses ver kuytuda ağlayan çocuklara, analara. Ses ver mazlumlara ki çaresizliğin hırçın kollarında yanmasın yürekler. Dünya olarak yalnız kalmaya ihtiyacımız var şu günlerde, anlamak ve yaşamak için. Yalnızlık, yarına daha güçlü çıkmak için…<br />
Görünmeyen ortak bir düşmanın, koronavirüs hedefinde, yön bulmaya çalışıyor insanlık. Bir olmadan, birlikte hareket etmeden, &nbsp;zor olacak yarınlara ulaşmak. Kardeşçe yaşamaya alışmalı insan ve alışkanlıkları bu doğrultuda olmalı ki, dünya daha yaşanabilir, daha yeşil ve bol güneşli olsun.&nbsp;<br />
Ses ver dedi, bak yanıyor karşıda ki ağaçlar..! Bakma öyle. Sessizliğin pençesinde mutluluğu yakalayamazsın. Yüreğinde ki sevgi sınırları aşmadan, insanı, insan olduğu için sevmeden ufka varamazsın. Yalnız kalmaya ihtiyacımız var şu günlerde, daha iyi anlamak için.<br />
Aç sınırlarını, aç gönlünü paylaş var olanı, paylaş sevgiyi. Yoksa zorlu bir mecburiyetten kapatmak zorunda kalırsın bütün kapıları…<br />
Yeni bir güne uyanacak dünya. Anlamış, görmüş, hissetmiş.. İnzivaya çekilmiş gönüller biz nerede hata yapıyoruz diyecek, diyecek ki alışkanlıklar değişecek. Paranın, varlığın hükmünün bir yere kadar ama birlikte yaşamanın keyfinin sınırsız olduğunu hissedecek ve şükredecek..<br />
Eğitimci Yazar / Fatih Bircan<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/biraz-yalnizlik/122421/</link>
<pubDate>Sat, 21 Mar 2020 15:11:13 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KUŞATILAN TÜRKİYE&#039;Mİ KUŞATMAYI YARAN TÜRKİYE&#039;Mİ</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çanlar Bizim İçin mi çalıyor.<br />
Kurulan kapanı gördük bozduk mu?</p>

<p>Bu dizi Filmin bitmesinden önceki son sahnedeyiz, Esas oğlan kendisine uzanan namluyu ters çevirecek mi Filim aynı gergin sürecek mi? &nbsp;</p>

<p>Türk milleti ve Türk vatanı 21.inci yüzyılın en büyük tehdidi altındadır. Tekerrür eden tarih, tıpkı 100 yıl önceki yaşananlar gibi tezahür ediyor.</p>

<p>Soğuk savaş sonrası, Türk devleti güvenlik konseptini sağlam bir stratejik temele oturtamadı.&nbsp;</p>

<p>NATO alt yapılı iç ve dış tehditlere yönelik güvenlik stratejisi, NATO içinde misyonumuz ehemmiyetini kaybedeli. El bebek gül bebek yaklaşımı bitmiş. Güvenliğimiz yeterli olmaktan çıkmıştır.&nbsp;</p>

<p>Yeni oyunlar kurulurken masaya yeni oyuncular oturtulmuş. Bize tarihin derinliklerindeki öfke ile bakanlar coğrafi ehemmiyetimizin,&nbsp;<br />
( Peyk bir Kürdistan ) hayali ile bölgedeki Hâkimiyet ve tesirimiz kırılmaya çalışılmaktadır.</p>

<p>Batı’nın ve ABD’nin Baskı, tehdit ve suçlamalarından kurtulmanın yolu, Rusya'nın olduğu bloğa savrulmakla aşılamaz. Unutmamamız gereken tarihi stratejik lineer siyasi doğru şudur. Moskova, Erivan Tahran ve Şam arasındaki kutsal ittifak, doğuda tarih boyu Türk milletinin karşısındaki “şer bloğunu“ oluşturmuştur.&nbsp;</p>

<p>Standart yaklaşımlı müttefik ABD ve Batı yoktur.&nbsp;<br />
Fakat tek bir Rusya ve İran vardır. Katolik ve Ortodoks dünyası &nbsp;aralarındaki 900 &nbsp;yıllık kavgayı kini temizleyip barıştı. Aralarında Türk milletine ve Anadolu topraklarına yönelik gizli idealleri ile bir ittifak, sinsi bir tuzağın olduğu, da tarihi bir vakadır. Bu doğrular içerisinde, Buz pistinde<br />
Batı ve Rusya arasında savrulmanın bedeli bize çok ağır olur.&nbsp;</p>

<p>Demokrasi havarisi ABD ve AB’yi Kıbrıs’ta, Dağlık karabağda, Bosna Kosova’da Haçlı Ermeni, Sırp, Hırvat katliamında gördük. Keza milyonlarca sığınmacıya kucak açmış ve onların meşru hakları için Fırat kalkanı, Barış pınarı harekatında bir kez daha gördük.</p>

<p>Haçlı seferlerinde İran hangi safta ise bugün de aynı saftadır.</p>

<p>Karabağ'ın işgalinde ve sonrasında Ermenistan’ın yanında saf tutan Rusya ve İran'ın Türkiye'nin ve Türk milletinin yanında olacağına nasıl inanıp güvenebiliriz.!&nbsp;<br />
Yarın belki de çok yakında ABD ve AB’nin önümüze koyacağı &nbsp;Kürdistan’ın da olduğu yeni haritayı kabul etmediğimizde Rusya ve İran kimin yanında olacak sanıyoruz.?&nbsp;</p>

<p>Arap kardeşlere ayrı bir paragraf açıp midye bulandırmaya bile değmez.</p>

<p>Kısaca çok tehlikeli, &nbsp;derin ve tekniği taktiği çok iyi çalışılmış bir tuzakla karşı karşıyayız. Bu günleri görmeden hoyrat ve hovardaca Devlet ve millet olarak borçlandırıldık. Stratejik birçok kamu varlığımız elden gitti. Tuzağın ve tehdidin halkımız farkına vardıkça iç barışımız daha kırılgan hâle gelmemesi için özellikle, Siyasilerin dikkatli ve temkinli bir dil kullanması elzemdir.<br />
Birbirine kenetlenmiş bir ve diri BEKA bilincinde toplum olmamız daha da önem arz etmektedir.&nbsp;</p>

<p>Üniter yapı içerisinde,&nbsp;<br />
Hukukun üstünlüğünü esas alan, Kuvvetler ayrılığı prensibi ve dokunulmazlığını tekrar tesis ederek, Devlet teki etkin kurumların birbirini denetleyen, Frenleyen ortak aklı kullanarak. Hariciye politikalarımızda Parti ve lider görüşü değil, Devlet’ te devamlılığı esas alan ( Monjör, de olsa ) bir yapıya tekrar dönmemiz lazım.</p>

<p><br />
Mısır ve Sisi, Suudi Kral modelleri. Libya, Ürdün örnekleri ortada iken. İslam ülkeleri ve Türk dünyasına Örnek ülkemiz,&nbsp;<br />
Tekrar güçlü parlamenter sisteme, Yada Başkanlık sisteminde daha tarafsız ve adil.<br />
Hem parti başkanı, Hemde milletimin bütününü nasıl kucaklayacak.!<br />
Devletin başı Her birey ve kurumu temsil eden ve sahiplenen ve bunu topluma hissettiren olmalıdır.<br />
Yukarıdaki yazdığım Ortadoğu ve Arap ülkeleri gerçekleri göz önünde bulundurularak,&nbsp;<br />
ilk yapılacak şey Türk halkı arasında ciddi kırılmalara ve fay hattına ve provokatif terör eylemlerine kaynaklık yapacak iktidar kaynaklı siyasi adımların da atılmamasıdır. Sığınmacılar buna bir örnektir. Bundan sonra akılcı bir şekilde misafirliği bitirip gayri masraflarında şU hamilerine yıkarak Yükün omuzlarımızdan inmesi. Bu konudaki sorumluluk,da halktan önce &nbsp;en sorumlu makamlarda bulunanlara düşer..</p>

<p>Terörün bu sisli hava fırsatını değerlendirip yaygınlaşması batının desteği ile ümitle beklediği “ realitedir.</p>

<p>Bu durumda sorumluluk makamı iktidardır. Türk milletine karşı tuzak kuranların kuyruğunu birbirine bağlamak, Bi ses bombası ile bir yanlara kaçarken kuyruğun kopması ve birbirine düşman yapılması, Milletim adına masum bir hayal olmamalı,&nbsp;</p>

<p>Devletimiz ve Milli birliğimiz, ortak tehdidin BEKA tanımında birleştirilmeden ve ülkemize kurulan Doğu - Batı ittifakındaki tuzağın farkına varmadan sağlanamaz...</p>

<p>Saygılarımla / Esat Şen<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/kusatilan-turkiyemi-kusatmayi-yaran-turkiyemi/122420/</link>
<pubDate>Wed, 23 Oct 2019 16:35:31 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>GÖZÜMÜZE BATAN ÇAPAKLAR</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son bir haftalık siyasi ekonomik eylem ve söylemlerde yine köşe yazanı, sosyal medyada hava atanı, televizyonlarda köşe kapmış ordinalüs herbokoloklar...<br />
Geçimini aydın tetikçiliği ile yapan, yarınları adına parçalı bulutluda olsa umudu hesabı olanlar.. Efendisini, &nbsp;partisini kutsalı gibi gören ve ona dayanan sonra savunan muhterem zevatlar...<br />
Velhasıl herkes kendi penceresinde durup dayanıp güvendiği merkeze sevgisine ve öfkesine göre yazıyor, söylüyorlar..</p>

<p>Bizim baktığımız yerden ise Sn Cumhur-reis ( Başkan ) BM genel kurulunda yine malum hoşumuza giden “Dünya 5’ten büyük”diye egzotik kelam edip İsrail’in son yüz küsür yıldır aşama aşama nasıl Filistin topraklarına yayılıp Filistini yok ettiğini, &nbsp;Bizlerin hoşuna giden tavır ve üslupta İsraili kınarken..</p>

<p>İyide Suriye fiilen 4’e bölünmüş İsrail’in Suriye kuzeyinde pkk,istan kürt devletçiğini kendi lehine havlasın dursun diye ABD’li abisine icraat, &nbsp;yerleşim yaptırırken..</p>

<p>1967 / 68 Arap İsrail savaşından beri Suriye İsrail arasında ihtilaflı bölge olan Golon tepeleri,<br />
Suriye’nin topu tankı İsrail’e karşı çevrilmişken şimdi İsrail’in eline geçmiş, İsrail lehine.&nbsp;</p>

<p>Yine Güney ve Doğu Akdinizde Mısır, Suudi, Yunan, İsrail, Kuzey Kıbrıs Rum yönetimi ve ABD gizli ve açık ittifak olmuş; petrol, doğalgaz arayıp bulma ortaklığı içinde bu da İsraillin lehine.</p>

<p>Her “eyy İsrail eyy” abd dendiğinde sonuç onların lehine ve onların menfaati örtülüp, kamufle oluyor gibi..<br />
ABD ile ortak denetim operasyonu yapıyoruz, en yetkili ağızlar ABD’nin pyd / ypg ‘ye silah yardımı yaptığını anlatıyor. Yav hani neyi kimle denetliyoruz? Yoksa ortak denetimle iltimas alanı mı veriyoruz ABD’ye?</p>

<p>Vah Filistin, eyy İsrail falan BM ‘in bir yaptırım,ınıda görmedik. BM genel kurul demek: liderlerin karın şişini indirme, tribünlerin gazını alma, &nbsp;tabanına selam çakma gibi...<br />
Yada söyle söyle gerçekte olsa yalanda olsa hoşuma gidiyor, bu posta koymalarla sevinip avunuyorduk falan oluyor.</p>

<p>Lakin muhalif, muarız, muzur olanlar soruyor.<br />
“Yav bu Suriyenin parçalanmasında bu BOB eş başkanlığının hiç mi dahli, vebali günahı yok”diye.&nbsp;</p>

<p>BM genel kurulunda ey zalim İsrail askerleri sokakta savunmasız bir kadını katlederken derken. ( Tamam bizim inanç iman derdimiz, yürek yaramız ) Bu olanların yüzlerce ağırı, Doğu Türkistan’da ve Uygur Türklerine, &nbsp;Çin zülüm ve işkencesi olarak, Türk Müslüman kardeşleri daraltma, asimile edilmesinde keşke keskin bir dille söylese, şamar gibi suratlarına indirseydin.<br />
Yine 5,5 / 6 yıl oldu Karadeniz,imizin karşısı Kırım, Rusyanın işgali altında ve orda,da Müslüman Tatar Türkleri. keza 28 yıldır dağlık Karabağ,da, Azeri Türkleri ermeni işgali altında iken.<br />
Bu ızdırap ve zülümleri anıp, mazlumların ızdırabını dile getirip gönül alsan,<br />
Zalimleri telin edip, yiğitliğe yakuttan bir apolet daha taksan ne güzel olurdu.</p>

<p>Ama yok taa New York,ta ABD ve Suudi vatandaşı merhum “Cemal Kaşıkçı cinayeti’nin peşini bırakmayacağız ve sonuçlanıncaya kadar takipçisi olacağız” diyorsun.</p>

<p>Yaa syn Reis’im bu milletin kendi öz evladı üstelik avamdan ve sıradan adi bir olay, kaza kurbanı,da değildi.&nbsp;<br />
İdealist insan. öncü lider özelliği olan, çile adamı Muhsin Yazıcıoğlu başkan kanı karlar altında kaç kardelen açtı, Kaç bahar toprakta kır çiçekleri şehit koktu.<br />
Suikast üzerinden insaf tam 10,5 yıl geçti.<br />
Bembeyaz kar üstünde kıpkırmızı helokopterin bulunamadığı mevzusuna girmiyorum.<br />
Dava,nın faili suçlusu bulunsun, iddiası ortaya konulsun diyor mahsun gönüller huzur bulsun istiyoruz.</p>

<p>Bu cümleleri yazarken televizyonda ekonomi ve hazine bakanımız “Enflasyon da tek hane hedefimiz yıl sonuna falan, &nbsp;işsizlik %11’e düşecek, büyüme hızı enaz %5 olacak”diyor.</p>

<p>Arkasından üçüncü kez &nbsp;elektriğe %14.9 zam geliyor. Daha dün 2020 yılında memur maaş zammında 3 + ikinci 6 ayda %3,5 zam çok görülürken bir de elektrik zammında işyerleri, KOBİ ve sanayi tesisleri konutlardan kat kat daha zamlanıp. Tereğe konulan malların &nbsp;maliyeti şişip örtülü enflasyon milletin belini kırarken.&nbsp;<br />
Milletin gözünün içine bakarak hamaset yap, at, tut...<br />
Biz pirim vermesek bu kadar rahat olurlar mı bilmiyorum onu soruyor, söylüyorum..</p>

<p>Saygılarımla/ESAT ŞEN<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/gozumuze-batan-capaklar/122419/</link>
<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 14:37:51 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>NEFSİ ve İÇTİMAİ MÜLAHAZA / 4</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu hafta yeni bir eğitim ve öğretim yılına, Siyasiler, STK’lar, Eğitim camiamız ve veliler birbirine hayır ve başarılar dileyerek başladı...</p>

<p>Tabi bizde hayır içinde güzellik, başarı temenni, umudu ile Yarınlarımız olan yavrularımıza başarı dileyelim.&nbsp;<br />
Temayül ve çoğunluğa uyarak. Yüreğimin sesi ile iyi temennilerde bulun samda&nbsp;<br />
( şerh koyarak ) Kupkuru temenni, dilek, dua ile ( Gereğini yapmadan ) bir şey olmayacağı düşüncemi de ifade etmek isterim.</p>

<p>Her yıl başarı dileyerek başladığımız.<br />
EĞİTİM Durumumuzda vahim iç karartıcı acı bir tablo olarak ne yazık ki şamarı suratımızda.</p>

<p>Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı (YKS-2019) Değerlendirme Raporu geçtiğimiz haftalarda yayınlandı.<br />
Rapora göre 307 bin 712 kişi matematik, 787 bin 506 kişi de fende bir soru bile çözemedi.&nbsp;<br />
Fizikte 1 milyon 131 bin 330, kimyada 1 milyon 163 bin 813, biyolojide 1 milyon 477 bin 782 aday hiçbir soruya doğru cevap veremedi.&nbsp;<br />
Temel Yeterlilik Testi ‘ne (TYT) 2 milyon 515 bin 12 aday başvurmuştu.</p>

<p>G/20 yani Gelişmiş 20 ülke sıralamasında 18 inciyiz yok 17 inciyiz yok yaklaşık 30 yıldır oralardayız zaten.<br />
Yok efendim 2023 de ilk 10 girmek hedefimiz falan.<br />
Sayın siyasi beyler ilk 10 ve daha iyi sıralama ve güçlü bir ekonomi istiyorsak.<br />
Bilgi, yazılım, yüksek teknoloji satabilecek konuma dönüşmemiz.<br />
Kansere, şekere, tümöre vb. hastalıklara ilaç bulup Dünyaya satabilecek firmalara, beyinlere, bilim, fen, buluş, icatlara ihtiyacımız var.</p>

<p>Keşke otoban, bölünmüş yol, Köprü, saraylarımız olmasa da.<br />
Bütün yatırımlar tasnif edilmiş, Vasfına, meyil ve meziyetine göre yavrularımıza olsaydı.</p>

<p>İnsan bu yaşa gelince anlıyor. Atalar niye öyle demiş.<br />
Oğlun akıllı neylesin malı.<br />
Milletin zeki ne yapsın otobanı, köprüyü.&nbsp;<br />
Oğlun akılsız nidecek malı.<br />
Bölünmüş yollarda veya caddede Baba arabasını döndürüp, arkasını attırıp, müzik ve bira eşliğinde yola, yolcuya, mala kendine zararla ömrün geçirir.</p>

<p>Dünya ekonomik formu tarafından 137 ülkede 2018- yılı Eğitim kalitesi raporuna göre 99 uncu sıradayız. 2019 raporu 100 sınırını aştığımız için buraya utanarak 3 haneli rakamı yazamıyorum...</p>

<p>Bu nahoş ve utandıran tablonun sorumlusu...!!&nbsp;<br />
Hükümet mi / Her bakana göre ortalama 2 yılda bir değişen Eğitim sınav yerleştirme Sistemi’mi /&nbsp;<br />
Çevremi / TV dizilerimi / yoksa ilk okul talebesine kadar inen yavruların elindeki kontrolsüz, Bıçaktan daha tehlikeli cep telefonlarımı /&nbsp;<br />
Yoksa çocukları elindeki telefonla marka mont, &nbsp;nike ayakkabı vs. ile yarıştıran&nbsp;<br />
( Bilgi, terbiye ile değil ) maalesef çok sorumlu biz aileler, ebeveynler mi...</p>

<p>Enn kahredeni orta okula kadar düşmüş okul önlerinde, sakız fiyatına satılan uyuşturucu haplar.<br />
Ağır ve acı faturası ortaya çıkmadan müdahale etmeyen yetkililer, aileler mi.</p>

<p>Haa bana batan, Bir konuyu da vicdanlarınıza sunmak isterim.<br />
20 milyon civarında ana sınıfından, lise sona kadar öğrencimiz geleceğimiz var.<br />
Bir milyon kadar eğitici öğretmen ordumuz..<br />
Maalesef bir kreşte yetersiz bakıcı, yada okulda özel sorunu, yada psikolojik rahatsızlığı olan milyon içinde üç beş öğretmeni. İstisna konuyu, olayı &nbsp;TV’lerin Reyting uğruna Haber bültenlerinde ha bire, AB kriterleri kültürü normlarında, süsleyip acite ile çevirip kamuoyu oluşturan ve genele şamil gibi, Bütün öğretmenlerimizi potansiyel tehlikeli, saldırgan gibi sorgulayıp yargılayıp baskılayan..</p>

<p>Gerçekte Kadın programları, gün, pasta, maç dizi müptelası olmaktan Çocuğuyla ilgilenmeyen anne babaların TV’lerden aldığı zehirli tesirle en ufak bir öğretmenin eğitim metodu ile ilgili konuyu. Şikayet ederim, peşini bırakmam, BİMER e yazarım, Bu burada kalmaz gibi ucuz yaklaşım ve anlayışlar.</p>

<p>Sevgi, güven, saygı, ortak amaç, motivasyonunu bozan. Hem öğretmenin ideali olan başarılı öğrenci profili hedefini.<br />
Öğrencide bilgi edindiği öğretmene saygıyı, hürmeti, Amacına giderken öğreteni boş geçen bir yapıya büründük maalesef.</p>

<p>Derken kör sağır umursamaz olalım demiyorum, ama unutmayın ki Orada bir hiyerarşi, müdürü, müfettişi, il ilçe sorumlu amiri var.</p>

<p>Dikkat çekmek istediğim konu. Bu atmosfer ve yaklaşım içinde.<br />
Baskılanmış ve kısıtlanmış, Otoritesi sarsılmış olan öğretmenin.&nbsp;<br />
Şımartılmış amacından uzaklaştırılmış olan öğrenciye ne verebileceği kaygımı paylaşıyorum.</p>

<p>Galiba hepimiz az veya çok sorumlu ve sorunluyuz.<br />
Para, ticaret, ev arabamızdan daha önemli bu konu üzerinde enine boyuna ehemmiyetle saygı içinde fikir teatisi mütalaa ve münazara yapmak zorundayız.</p>

<p>Ne idi bu ülke, bu vatan, bu Millet ve Devlet bize, Atalarımızdan miras değil.<br />
Çocuklarımıza olan borcumuzdu..</p>

<p>Saygılarımla &nbsp;/ &nbsp;Esat Şen</p>]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/nefsi-ve-ictimai-mulahaza-4/122417/</link>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 12:25:59 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>NEFSİ ve İÇTİMAİ MÜLAHAZA / 3</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir veciz söz olarak okumuştum.<br />
Büyük ve çok idealı konuşma.<br />
Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki,&nbsp;<br />
Kendini sevdiklerinle savaşırken.<br />
Nefret ettiklerinle de selamlaşırken bulursun.<br />
Tabi bu sözün özü, Kainatın ve insanlığın efendisi Peygamber efendimiz sav tarafından söylenmiştir.<br />
Öz cümle olarak. Dostunu çok övme, Gün gelir yereceğin gelir.&nbsp;<br />
Düşmanını çok yerme, Gün gelir öveceğin gelir.&nbsp;</p>

<p>Tabi bütün bu sözlerin anası menşei Kuran-ı kerimdir.<br />
Topuklarını yere vurarak kasıla kasıla yerde yürüme, Ne dağların boyuna erişebilir, nede yeri yarabilirsin. /<br />
Yeğiniz içiniz israf etmeyiniz. /<br />
Konuşurken birde sesini yükseltme zira seslerin en çirkini avazı çıktığınca bağıran merkeplerin sesidir./<br />
Cimri pinti kimseye faydası olmayan olma. &nbsp;Büsbütün eli açık savurgan,da olmaki. Herkes tarafından ayıplanan kaybettiklerine hasret çeken bir hale düşmeyesin.&nbsp;<br />
Rabbimizin buyruğu bu meyanda çok ayetler var.</p>

<p>Yukarda yazılandan murat.<br />
Fert ve toplum olarak genelde hiç dengemiz yok.<br />
Yani ya İFRAT,ta ya TEFRİT,deyiz<br />
Düğünümüzde, Bayramımızda, Kinimizde sevgimizde, Dindarlığımızda günahımızda, Siyasetimizde ticaretimizde,<br />
Dostluğumuzda küslüğümüzde,<br />
Başımızı örtmemizde, Altına kot pantolon giymemizde.<br />
Orucu midemizle tutup, Küfürlü ağızla söylediğimizle. Frenleyemediğimiz gözümüzle.&nbsp;<br />
Sünneti gayri müekked olan teraviye koşup.<br />
Farz olan sair namazları es geçmemizle.<br />
Domuz eti yemeyiz Lakin riba faizi besmele ile yiyenlerle.<br />
Kumar haram oynamayız Lakin piyango loto toto,ya takılanımızla.<br />
Neyi başaramadığımızı değil, Kimin neyi başaramadığı Kazanamadığı sınavı üniversiteyi konuşuruz.<br />
Yani üçüyüz, beşyüz kelimeyle konuşur.<br />
Onbin kelime ile konuşanı &nbsp; yargılayıp sorgulamamızla.</p>

<p>Yani biz kendimizi değiştirmeden ALLAH cc bize Doğruya Adalet Merhametli Başarılı mutlu bir topluma dönüştürmez.</p>

<p>Saygılarımla / Esat şen<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/nefsi-ve-ictimai-mulahaza-3/122416/</link>
<pubDate>Wed, 28 Aug 2019 18:10:23 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>NEFSİ ve İÇTİMAİ MŪLAHAZA / 2</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>O geceyi sizin için bir elbise, Uykuyu da bir dinlenme ve gündüzde dağılıp çalışma ( Rızkınızı arama zamanı ) kılandır.<br />
Furkan süresi / 47&nbsp;</p>

<p>Geceyi evimizde dinlenip huzur bulduğumuz, Ailemizle ülfet ve muhabbetle hem dem olup, Gecenin şerrinden ayazından, çukurundan, soğuğundan, hırsızından, vb. korunup. Bir dinlenme yeri vakti yapan.<br />
Rabbimize ( sahibimize ) Şükürler olsun.</p>

<p>Geceyi bir örtü yaptık. Nebe/10&nbsp;</p>

<p>Gündüzde rızkımızı Bağımızda, bahçemizde, mahsul ektiğimiz tarlamız, da aradığımız.&nbsp;<br />
Yâda çalıştığımız hastane, postane, fabrika, herhangi bir kurum.<br />
Yâda rızk kapısı yaptığımız işyerinde.<br />
Birbirimizden hizmet alan veren, Mübadele (değişim) imkanı, akılla sistem kurdurup veren.<br />
Yüce yaradana hamdū senalar olsun.&nbsp;</p>

<p>ALLAH gece ile gündüzü evirip çevirir. Gerçekten bunda basiret sahipleri için birer ibret vardır.&nbsp;<br />
Nur süresi / 44</p>

<p>İşte akşam sığındığı bir çatı altı barınağı küçük evi,&nbsp;<br />
Bu bayrak altında 784,bin km kare Ezanının okunup, Namusunun korunup, Mülkiyet, seyahat, sağlık, eğitim, ticaret vb. yerleri bütün Vatan sathını, BŪYŪK EVİ Görmeden.<br />
Gelişip dönüşmeye başlayamayız..!</p>

<p>Yaşadığımız köy, şehir, toplumda,<br />
Kendi öz evimiz ailemizi koruyup, onların mutluluğu, huzuru, refah, eğitim, seviyesi için uğraşırken.<br />
Milletler ailesi içerisinde, de Yoğun aidiyet duygusu ile &nbsp;TŪRK Milleti’nizde BŪYŪK AİLEMİZ sevgisi duygusu ile.<br />
Düşmanlarına korku salan.<br />
Dostlarına güven veren.<br />
Fert başına milli gelirini &nbsp;yükseltme sorumluluğu ideali ile bakıp, çalışıp uğraşmadan.<br />
Gelişip dönüşmeye başlayamayız..!</p>

<p>Yani&nbsp;<br />
Akşam sığındığım evim&nbsp;<br />
Küçük evim, Küçük ailem, Küçük vatanım.</p>

<p>Üstünde gezdiğim, rızkımı temin edip, korunduğum.&nbsp;<br />
MİLLİ SINIRLAR. ki NAMUSUM.<br />
Büyük evim, Büyük ailem, Büyük Vatanım.</p>

<p>Kimse çok sevdiği, ölmüş ana, baba, evlat, kardeşini evinde tutamaz.<br />
Büyük Ailenin ortak değerine vatan toprağına, Büyük ailenin bir kısım ferleri ile teslim eder..!!</p>

<p>ALLAH cc BİRDİR BİRLİK İÇİNDE BİR OLANLARI SEVER.</p>

<p>TŪRK DŪNYASININ BÖYŪK ŞAİRİ&nbsp;<br />
Prof. Bahtiyar Vahapzade’den mısralar düştü gönlüme..</p>

<p>Çelik çelik olamaz&nbsp;<br />
Kırılmadan eğilse.<br />
Sen kendinin değilsin&nbsp;<br />
Vatan senin değilse.<br />
Sen kendine gel önce.<br />
Vatan darda da olsa, zorda da olsa.</p>

<p>Bilinci, şuuru, ideali ile&nbsp;<br />
Saygılarımla / Esat şen.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/nefsi-ve-ictimai-mulahaza-2/122415/</link>
<pubDate>Fri, 16 Aug 2019 12:44:39 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>NEFSİ ve İÇTİMAİ MŪLEHAZA / 1</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />
Piknikte sofra gibi serip, sonra paket sarıp, topçu popçu resmine, Rahmete gitmiş Atamız gibi &nbsp;baktığımız gazete sayfalarını, Siyah beyaz 2 a4 büyüklüğünde yapıp gerçekleri, bilim, teknik, irfan, dūşūnce, erdem ve yenilikleri &nbsp;okuduğumuz zaman. Gelişip dönūşmeye başlarız.</p>

<p>Kitabı senede 1000,kişide de / 30 adet okuyoruz maalesef. En az 1000,de / bin, kişi yetmez ama başlangıç için kafi.<br />
Zira gelişmiş ülkelerde Bin, kişi 13 bin kadar kitap okuyor. Kişi başı 13 değil en az senede ciddi bir kitap okuduğumuz zaman. Gelişip dönüşmeye başlarız.</p>

<p>Gençlerimiz lüks araba tutkusu, Marka telefon, Marka ayakkabı, Kot, Mont, Parfüm peşinde değil, Yüreklerinden, beyinlerinden güç alıp. Kendileri marka oldukları zaman. Gelişip dönüşmeye başlarız.</p>

<p>Hacı emmiler&nbsp;<br />
Her sene umreye giderek değil,<br />
Mahalle camisinde halı üstüne halı sererek Pasif iyi değil.<br />
Bir gariban genci okutup sahip çıkınca,<br />
Bir yoksul genci everip mutluluğuna ortak olup, toplum adına aktif iyi olduğu zaman. Gelişip dönüşmeye başlarız.</p>

<p>Partiyi Din gibi görūp tutmadan, Parti, lider, tarikat şeyh, din bilmeden. Benim değişmeyenim dinimdir.<br />
Oda babamdan dedemden kaldığı için değil,&nbsp;<br />
Mutlak HAK ve DOĞRU olduğu, Bilgisi bilinci, şuuruna erdiğimiz zaman. Gelişip dönüşmeye başlarız.</p>

<p>Mahalle aile baskısı ile,&nbsp;<br />
Bizimde öğünecek bir hikayemiz olsun. Anlatacak avunacak &nbsp;mesel,imiz olsun diye,&nbsp;<br />
Kredi kartı ile tatile gitmediğimiz zaman. Kredi kartı taksitiyle kurban kesmeyip, Kesmeyince vakur bir duruşla beklediğimiz zaman.&nbsp;<br />
Tatile gidemedik diye komplekse girmeyip, Koyūmūzde kırda bayırda bir çiçek sevip, bir fidan dikip, karıncayı, arıyı onlardaki gayreti, hikmeti görūp dūşūnūp tefekkürle dinlendiğimiz zaman, Kurbanda Yıllık eti dolaba basarak, kavurma yaparak değil, secdede kulluk şuuruna erdiğimiz zaman. Gelişip dönūşmeye başlarız.</p>

<p>Kimin batıp kaçtığını ağı göğū yedi doymadı diye iftira kara değil.<br />
Kendimizin nerde durduğunu ve sonra hayatın cilvesinin bize ne hazırladığının temkini tetbiri ile.<br />
Birinin günah kusur yada ayıbını gördūğūnde.&nbsp;<br />
Vicdan aynasında kendi kusur günah ve ayıbını dūşūnūp, Onları düzeltmeye günahını sildirmeye &nbsp;çalıştığı zaman. Gelişip dönūşmeye başlarız.</p>

<p>Duygusal taraf olduğun&nbsp;<br />
Aidiyet duyduğun aile, sülale &nbsp;parti, kurum, şirket lehine, Muarız gördūğūn karşı taraf adına.<br />
Lüzumsuz konuşup fitne tefrika çıkarmak.<br />
Ve kaleminle, yani elindeki kuru sıkı tabancayla tehtit santajla karartma yapıp. Kamu hakkını hukukunu gözetmeden. Kendi süfli menfaat ve çıkarı uğruna.<br />
Sorumsuzca.&nbsp;<br />
Rüzgarı hesap etmeden Ormanda ateş yakmaya benzer. Sonuçlarını hırsı, menffatı yūzūnden göremese bile.<br />
Bu ateş öyle būyūr öyle būyūrki, Kurt kuş yandığında, Börtū böçek çicek zayi olduğunda,<br />
Afakı saran kara duman o toplumun, firmanın, kurumun &nbsp;ūzerine çöktūğūnde.&nbsp;<br />
Sorumluluk bilincinde olanların, Bunların ağzına biber sūrūp, Sulh,u sūkunu sağlayıp. Fitne merkezlerine pirim vermeyip hatta onları tecrit edip, kınayıp, cezalandırdığı zaman. Gelişip dönūşmeye başlarız.</p>

<p>( Ey iman edenler, herhangi bir fasık size bir haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın. Yoksa, gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz) Hucurat sūresi 6 ayet.</p>

<p>( Dünyada fitne kalmayıp din, tamamen Allah'ın dini &nbsp; &nbsp;hükmü oluncaya kadar onlarla mücadele edin.<br />
Eğer fitneden vazgeçerlerse, onları bırakın.<br />
Allah zaten onların yaptıklarını hakkıyla görmektedir.)&nbsp;<br />
Saygılarımla / Esat Şen<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/nefsi-ve-ictimai-mulehaza-1/122414/</link>
<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 09:52:08 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SURİYELİ SIĞINMACILAR MUHACİR Mİ?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Siyasiler,in siyasi duruş ve yanlışına bir savunma olarak emsal gösterilen Hicret, Muhacir, Ensar gibi tarihi olaylar, &nbsp;İslam dininin doğuşu ve yayılıp taban bulmasında, Bütün çağları aşan nazik bir konudur..</p>

<p>Hicret (hicran) Ayrılık, ayrı kalmak kökünden türeyen &nbsp;bir kelime olup.&nbsp;<br />
Muhacir Muhtaç olmaktan sığınan çaresiz dayanan manasında, Ensar ise Sahiplenen, ev sahibi koruyan gözeten manasındadır.<br />
Suriyeli sığınmacılar olayına zahiren bakarsak konu yukarıdaki tarifle, yada tarihte yaşanan olaylarla örtüşsüde.</p>

<p>Tarihteki gerçek Hicret. Muhacirin olayını irdeler, Ayrıntıya girersek sebep sonuç ilişkisinde Hukuki, Etnografik, Sosyal ihtiyaçlar okul, hastane, parklarda gevşeklik, Fuhuş, İstihdam ve içtimai hayata Entegrasyon, uyumsuzluk olarak doğurduğu sonuçlar ve oluşacak problemler olarak bir açmaza &nbsp;kör düğüme doğru gitmektedir.</p>

<p>Şöyle ki ; Mekke'den Yesrib (medine,ye) hicret etme, Bir dinin kural ve kuramları ile doğuş sancıları çekerken. Yūce dini yok etme, Doğmadan boğma, Müşriklerin düşmanlığına karşı. Yasa koyucu yūce yaradanın emri ile (ayet) le emredilmiştir..<br />
( Zūlme uğramaları yūzūnden, Allah uğrunda göç edenleri, Muhakkak ki biz bu dünyada,da güzel bir yere yerleştireceğiz. Ahiret ecri ise daha būyūk olacaktır. Keşke bilselerdi) Nahl suresi 41.<br />
( Onlar gūçlūklere katlanan, Rablerine güvenen kimselerdi) &nbsp;Nahl suresi 42 ayet&nbsp;<br />
Bakınız 8 sure el-Enfal 74&nbsp;<br />
Ve hicret mana muhteva hikmeti ile.<br />
Cehaletten Bilgiye, &nbsp;Karanlıktan aydınlığa,<br />
Barbarlıktan insanlığa.<br />
Belli bir Hukuk çerçevesinde Medine heyeti ile 1,2,ve 3'ncū akabe bayatları neticesinde ve sonra Yesrib,e varınca,ki Medeniyet insanlık geldi, Medine oldu Medine paktı anlaşması ile ( Musevi, Nasrani, ve Müslümanları kapsayan saldırmazlık anlaşması ile ) Hukuki bir zemine oturmuş antlaşmanın neticesi iledir.</p>

<p>Ve bugün ki yaşanan süreçten tamamen farklıdır,. Sığınmacı misafirlerin Dinlerine karşı müşriklerin vahşi bir saldırısı, &nbsp;Hakim kafir güçlerin ABD yada Rus, ab gibi orantısız güç kullanarak toplu imha soykırım gibi bir ağır insanlık suçuna tabi tutulmuş değildirler, Rejim güçleri zulmün dozacını artırsa da. Daha ziyade yabancı istihbarat güçlerinin finansa edip kullandığı guruplar arasındaki çatışmalardır.</p>

<p>AKP çevrelerince dillendirilen Osmanlı bakiyesi bunlar, Yani bizim tebaadan yaklaşımı tamamen yanlış olup. Ki O bakiye topraklardan kalma şu anda 28 devlet kurulmuş, Hepsinin tebaasına kucak açmak, Dünya gerçekleri çatışan bir vahim tabloyu ortaya çıkarır.<br />
Kaldı ki TŪRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ&nbsp;<br />
Bir ŪMMET DEVLETİ DEĞİL.<br />
BİR ULUS DEVLETİDİR<br />
Müslümanlar kardeştir imanın,da inancın,da biri olarak Duygu, düşünce, dua, Acılarını yüreğinde duymak olarak kabül etsem bile, Aynı kan karındaş kardeşlerin dahi uyumsuzluğu menfaat yada miras kavgası ile ayrışıp çatışması Dünyanın bir gerçeği olarak dururken.&nbsp;<br />
Suriyeliler sokağı, Suriyeliler mahallesi, Taksimde açtıkları Suriye bayrağı,&nbsp;<br />
Okulda, hastanede, vb vb onların vergisiz ticareti toplumu germekte daha büyük problemlere gebe hale dönüşmektedir..</p>

<p>Bütün bu sorunlar aşılsa dahi, ki 1961 de Almanya'ya giden gurbetçilerimiz yaklaşık 60 yıl geçmesine rağmen hala entegrasyon ve uyum sağlayamamış. 2 gün önce Münihte Bayern Münih ile FB maçında tribünlerin çoğunluğu orda yaşayıp karınlarını orda doyurmasına rağmen gurbetçilerimiz TŪRK takımı lehine tribünleri &nbsp;doldurulmuştur..</p>

<p>Kaldı ki Arap kültürü, koklū ve hakim bir kültürdür, asimile olması ölü bir topluluk haline gelip &nbsp;Bizim milli kültürümüz içinde yok olması mümkün değildir.&nbsp;</p>

<p>Bunlardan öte asıl büyük sorun Askeri ve siyasidir ki, Bunun sonuçları çok daha kotū ve geleceğimiz torunlarımız ve onlardan gelecek nesilleri bile tehdit edecek boyuttadır.<br />
Şöyle ki bu olaylar irticalen gelişmiş tesadüfi vakalar değildir.<br />
Bunun arkasında ABD, (cia) İsrail (mossad) gibi Siyonist planlar ve hesaplar vardır. Bu Suriyeli misafirlerin çıkıp geldiklere yere pkk ve onun uzantısı paralel pyd, ypg yerleşmiş. Kuzey ırak kürt bölgesi gene korumalı 32 / 36 paralelde nasıl özerk kūrt devletciği kuruldu ise &nbsp; Suriyenin kuzeyi TŪRKİYENİN güneyinde aynı Kuzey Suriye kürt devletinin kurulması Būyūk kūrdistana giden ūçgenin 2 inci büyük ayağını tamamlamış olacaklar. ve sonrasında her fırsatta bizi ıstırap havlayıp kaçacaklar. K konjonktür &nbsp;gözetip TŪRK MĪLLETĪ ve İSLAM ŪMMETİNİN UMUDU TŪRK DEVLETİ ve MİLLETİNDEN hak talep edecek. Bu misafirlerin boşattığı alanların faturası bize çıkacaktır.&nbsp;</p>

<p>Necip milletimin vakarını bozmadan, Misafirleri de tedirgin düşman yapmadan. Kamuoyunu oluşturup siyasi erkin, planlı etkin ve geniş kapsamlı sığınmacıların geri donūşūnū akılcı bir şekilde Türkiye'n inde GŪVENLĪĞĪNĪ öngörerek çözmesi gerektiğini bir düşünce olarak sizlerin bilgisine sunarım.<br />
Unutmayın Filistin halkının gösterdiği gevşeklik ve &nbsp;terk ettiği yada sattığı toprakların bedelini taa dedelerinden beri çekerken torunları dahi bu faturayı ödeyecek gibi.&nbsp;</p>

<p>Saygılarımla / Esat Şen.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Esat Şen</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/esat-sen/esat-sen/suriyeli-siginmacilar-muhacir-mi/122413/</link>
<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 11:03:40 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YAZ AYLARINDA BÖCEK ISIRMALARINA DİKKAT</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında havanın sıcaklığı nedeniyle zamanın büyük bölümü ev dışında, açık havada geçirilir. Bu yüzden, böcek sokma sıklığı yaz aylarında artan bir sağlık problemidir.<br />
Karaman Devlet Hastanesi Acil Uzmanı Uzm.Dr. Mehmet Sekan YURDAKUL böceklerin sokması, genellikle ciltte küçük tahrişlere yol açsa da, böceğin türüne göre bu ısırıklar ciddi sağlık problemlerine de yol açabileceği uyarısında &nbsp;bulundu.<br />
Uzm.Dr. Mehmet Sekan YURDAKUL “Böcek sokmaları özellikle yaz ve sonbahar başlarında tarlada çalışan, tatil ve piknik yapan insanlar için keyif kaçırıcı, bazen de yaşamı tehdit edici bir sorundur. Yaz aylarında daha çok sivrisinek ve arı sokmalarıyla karşılaşılsa da açık mekanlarda çok vakit geçirildiği için akrep, kene, örümcek vs. gibi canlıların da sokmalarıyla karşılaşılabiliyor. Böcek sokmasından sonra ortaya çıkan reaksiyon kişiden kişiye ve böcekten böceğe değişiklik gösterir. Genellikle ilk görülen kaşıntı, kızarıklık, şişme, acı ve ağrı gibi semptomlar dır.<br />
Böcek sokması olan bölgeden uzakta şişme, kızartı, ürtiker, kaşıntı, kolik şeklinde karın ağrısı, kusma, ishal, göğüste sıkışma hissi, nefes almada zorluk, hırıltılı solunum, dilde şişme olabilir. Bu bulgular, ciddi alerjik reaksiyon ve anafilaksi bulgularıdır ve birkaç dakika içinde ortaya çıkar. Nabzın alınamaması ve kan basıncının düşmesi, bilinç bulanıklığı ve kalp durması yaşamı tehdit eden bulgulardır. Bu durumda bir sağlık merkezinde acil müdahale yapılmalıdır.”</p>

<p>Böcek sokmasının ardından yapılacak ilk müdahaleden de söz eden Uzm.Dr. Mehmet Sekan YURDAKUL; &nbsp;Böcek ısırığı durumunda öncelikle sakin kalarak sizi ne tür bir böceğin ısırdığını bulmaya çalışın, eğer kendinizi gerçekten kötü hissediyorsanız vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna gidin. Bir uzman tarafından görülene kadar yarayı kaşımayın ve sıkmayın.&nbsp;<br />
Yapabileceğiniz en önemli şey, hızlı bir şekilde eğer bulabiliyorsanız bol su ile ısırılan bölgenin yıkanması. Eğer yılan, akrep ya da arı sokması ise yani zehri cilt yolu ile ileten bir canlı tarafından ısırıldıysak buz uygulaması yapmak gerekiyor. Buz uygulamasını da mutlak bir poşetin içerisine, doğrudan cilde temas etmeden uygulama yapmalıyız. Bu şekilde zehrin geçişini bir miktar yavaşlatabiliyoruz. Çünkü sıkma hareketini bıraktığımızda bulunduğu bölgede biriken zehrin daha hızlı vücuda yayıldığı ve hastada şok tablosunu daha da hızlı gösterdiği ortaya konuldu. Bunun yerine buz tatbiki yapıyoruz. Kesinlikle oradaki zehri emip tükürmek gibi uygulamalar yapmıyoruz. Yapabileceğimiz bol suyla yıkamak varsa buz uygulaması yaparak en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak" dedi.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Uzm.Dr. Mehmet Sekan YURDAKUL</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/uzmdr-mehmet-sekan-yurdakul/uzmdr-mehmet-sekan-yurdakul/yaz-aylarinda-bocek-isirmalarina-dikkat/122410/</link>
<pubDate>Mon, 06 Aug 2018 18:26:51 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Güneş Işığının Zararlı Etkileri</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyamızı aydınlatan güneş ışığı hayatın idamesi için gereklidir. Güneş ışığının hayatın kalitesini arttırdığı, psikolojik durum üzerinde pozitif etkisi ve D vitamini sentezindeki rolü bilinmektedir Ancak yaşam için vazgeçilmez olan bu ışığın fazlası oldukça zararlıdır. İnsan sağlığı açısından belli başlı zararları güneş yanığı, deri kanseri oluşumu, fototoksik ve fotoallerjik reaksiyonlar, ışığa bağlı deri yaşlanmasıdır. Karaman Devlet Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Gülel sıcak yaz aylarında güneş ışınlarının zararlı etkileri konusunda uyarılarda bulundu. “Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için, güneşten uzak durulmalıdır. Özellikle güneş ışınlarının en kuvvetli olduğu saatler olan 10-16 arasında mümkünse güneşe çıkılmamalıdır. Güneşe çıkılması gerekiyorsa, korunmak için krem veya losyon şeklindeki koruyucu ürünler kullanılmalıdır. Bunlar, koruma güçlerine göre derecelendirilir ve bu derecelerin adı güneşten korunma faktörü'dür (Sun Protecting Factor = SPF) Güneş koruyucu ürünlerin UVB korumasını SPF2 ile SPF50+ arasında değerlendirmiştir. SPF2-12 olan ürünler minimal, SPF 12-30 olan ürünler orta derecede, SPF 30’un üstündeki ürünler yüksek koruma sağlar. Güneş koruyucular cilt tipine göre seçilmelidir, açık tene sahip kişiler daha yüksek koruma faktörlü kremleri tercih etmeli, ancak koyu tene sahip olunsa da yani her deri tipinde güneş koruyucular kullanılmalıdır. İdeal bir güneş koruyucu ürün iyi tolere edilebilmeli, kozmetik açıdan kabul edilebilir olmalı, toksik olmamalı, ışığa ve suya dayanıklı olmalıdır. Ortalama güneş alan bölgelerde kış aylarında SPF 15 kullanımı yeterli olsa da, yaz aylarında bu değer yetersiz kalır. SPF 15’ in altında koruma kullanılmamalı, yaz ayları için en az 30 koruma faktörlü kremler kullanılmalıdır. Koruyucular, dışarı çıkmadan 30 dakika önce sürülmeli, 2-4 saatte bir yenilenmelidir. Güneşe çıktıktan 30 dakika sonra yapılacak ilk tekrarın etkinliği arttırdığı bildirilmektedir. Eğer çok fazla terleniyorsa veya denize veya havuza girilip çıkılıyorsa daha sık aralıklarla uygulanmalıdır. Güneş koruyucu kullanımının D vitamini sentezine engel olacağı korkusu hastaların korunmadan kaçınmalarına neden olmuştur. Oysa, sadece yüz ve el sırtlarının güneşe günde 10-20 dakikalık maruziyeti, düzenli güneş koruyucu kullanılsa dahi maksimal vitamin D üretimini sağlar. Bronzlaşma, D vitamini üretimini azaltır. Ultraviyole ışınları bulutlardan geçebildiği için bulutlu günlerde de güneş yakıcıdır. Bu sebeple, bulutlu günlerde de, güneşli günler gibi koruyucu önlemler alınmalıdır. Geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü takılmalıdır. Pamuklu beyaz veya açık renkli, ince ve hafif giysiler giyilmeli, gözlerin korunması için güneş gözlüğü takılmalıdır. İnce, pamuklu kumaşlar, tişörtler ve suni ipekten yapılmış ürünler ışığı daha fazla geçirir. Bu giysiler giyilmeden önce güneş koruyucular kullanılmalıdır. Vücudunuzu mümkün olduğu kadar çok örtebilen bol ve açık renkli, uzun kollu tişört, pantolon ve elbiseleri tercih edilmelidir” dedi.</p>]]></content:encoded>
<author>DR Aslıhan GÜLEL</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/dr-aslihan-gulel/dr-aslihan-gulel/gunes-isiginin-zararli-etkileri/122409/</link>
<pubDate>Mon, 30 Jul 2018 17:23:06 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Okul yöneticisi geminin kaptanıdır</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda teknolojideki hızlı değişimler, geçmişten günümüze akıp gelen bazı kavramlarda güncellemeyi de beraberinde getirdi. Okul yöneticiliği de bu anlamda kendine yeni ufuklar çizebilir.<br />
Endülüs Emevi Devleti’nin ilk temellerinin atılması sırasında her köye bir eğitimci verilerek köylüyle bütünleşmenin ve günümüz teknolojilerinin başlangıcının ta o zamanlardan atılmasının yanında, bu gün Japonya’da eğitim kurumlarının yanı başında bir arge biriminin bulunmasının asli amacı insan yetiştirmektir. Yönetici, bu insanın yetişmesinde temel taşlardan birisidir. Çünkü eğitimin yanında yaşamla bağlantı kuran ve eğitimi sosyal hayatla bir bütün haline getiren yöneticidir. Yönetici okul yönetmez! Okul yöneticisi gelişen ve değişen teknolojiyi öğrenciye yansıtmanın yanında, personelinin sevdiği amiri, köyünün saygı duyulanı, ailesinin can parçası, toplumun ise yarınlarıdır. Çünkü okul yöneticisi çocuklarımızı yarınlara taşıyan geminin kaptanıdır.<br />
Dünyadaki, ülkesindeki, çevresindeki olumlu gelişmeleri personeline, çocuklara aktarma hususunda azimli, aynı zamanda okulunun meyvelerini çevresine ve dünyaya sunma hususunda gayretli yöneticiler gemilerini karaya güvenle ulaştıracaktır. ‘Kelebek etkisi’ tarzında &nbsp;dokunuşlar ile en güzel sistemleri ve araçları öğrencilerin hizmetine sunmak mümkün. Aynı zamanda velinin yüreğine dokunarak adeta bir öğretmen edasıyla onu cesaretlendirici, evladının arkasında durma hususunda teşvik edici gayretler ile eğitim süreci boyunca öğrenciyi okulda tutucu bir kaptandır okul yöneticisi.&nbsp;<br />
Milli Eğitim Bakanlığı’nın son yıllarda uygulamaya koyduğu e-okul &nbsp;ve web yönetim sistemi gibi devasa yazılımlar okullar açısında da ilham kaynağı olmalı ve kurum içinde eğitim ile teknoloji birleştirilmeli. Kodlama dersine ağırlık verilerek veya wordpress gibi açık kaynak yazılımlar öğrenciler tarafından okul sıralarında öğrenilmeli. Sokakta yazılım öğrenen gençlerin kurduğu devasa sistemler ile yönetiliyor artık toplumlar. Yönetici bu anlamda personelinin de desteği ile takım ruhu içerisinde öğrenciyi yarınlara hazırlayabilir. Öğrenci bu bilgiler ile aynı süreçte evdeki aile işine de olumlu katkıda bulunacaktır. Teknolojiden zarar gören değil, teknolojiyi ahlak eksenin de insanlığın hizmetine sunan öğrencilere ihtiyacımız var.<br />
Son yirmi yılda dünya tarihi boyunca üretilen bilgiden fazla veri ortaya çıkarıldığı düşünülürse yönetici olarak bu hıza ayak uydurma telaşında olunmalı. Teknolojinin gıdası bilgidir. Bilgiden ilham alarak sistemler kurup yöneten, aynı zamanda gönüllere huzur veren, ahlaklı gençler yetiştirmek &nbsp;yöneticiliğin asli görevlerindendir.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/okul-yoneticisi-geminin-kaptanidir/122407/</link>
<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 13:52:16 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hızlı okuma nedir?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bilginin ışık hızında üretildiği günümüzde, zihnimizi daha elverişli kullanmaya ihtiyacımız var. Zaman hızla akıyor ve günler ardına bakmadan yarınlara koşuyor. Hızlı okuma bu koşturmaca da bilgiye daha çabuk ulaşmamızı sağlıyor. Peki hızlı okuma nedir?<br />
Okuma eylemini gerçekleştirirken gözümüzün daha hızlı hareket etmesi ve beyin hızına yetişmeye çalışmaktır hızlı okuma. Normal şartlarda okuma hızımız 150- 200 kelimedir. Beynimizin hızı &nbsp;ise bin kelimeye kadar çıkmaktadır. Eğer 1 dakikadaki okuma hızımızı 500 üzerine çıkarabilirsek bilgiden, eğitimden ve kitaptan keyif alacağımız aşikardır. Çünkü öğrenme daha hızlı gerçekleşmektedir. Yavaş okurken beynimiz düşünmeye devam ettiğinden dikkat dağınıklığı oluşmaktadır.&nbsp;<br />
Okurken kelime tekrarını önleme, dil hareket etmeden göz ile okuma, gözün görme alanını genişletme, öz bilgiyi alma, motive olma, bir bakışta birkaç kelimeye odaklanabilme gibi etkinlikler ile okuma hızımızı yükseltmemiz mümkün.&nbsp;<br />
Geçenlerde bir öğrenci velim ehliyet sınavını bir türlü geçemediğinden bahsetti. Biraz konuyu açınca çok yavaş okuduğunu ve bir türlü zaman yetiştiremediğini söyledi. Bilgi var ama zaman yetişmiyor. Gözlerin hızlı hareket etmesine ihtiyaç var.&nbsp;<br />
İlk okumayı öğrendiğimizde heceler ile uğraşırız. Eğer bu heceleme telaşı eğitimin ilerleyen yıllarında değişmiyorsa, üniversiteyi bitirsek dahi yavaş bir okuyucu oluyoruz. Okul döneminde sınavlarda zorlandığımız gibi, hayata atılınca da kitap okumaktan uzaklaşıyoruz. Hızlı okuma teknikleri ile bu sorunu çözebilir ve bilginin bize doğru akmasını sağlayabiliriz.<br />
Eskiden gazete bayilerimiz vardı. Her köşe başında olacak kadar bize yakındı. Bir gazete parçalanır ama okunurdu. Şimdilerde ise haber sitelerimiz var artık. Bilgiye, son dakika haberlerine, güncel olaylara anlık ulaştığımız aşikar. Ancak fikir üretmek, zihnimizi beslemek ve işimizle ilgili gelişmeleri takip etmek için hızlı okumaya ihtiyacımız var.<br />
Öğrencilerimizin kodlama diye bir kavram ile tanıştığı yakın zamanda hızlı okumayı her zamankinden daha çok istemeliyiz . Çünkü bilgi artık kodlama ile eser olup karşımıza çıkacak artık. Hızlı bir okuyucu olmak temennisi ile.<br />
Fatih Bircan – Eğitimci Yazar<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/hizli-okuma-nedir/122405/</link>
<pubDate>Fri, 13 Apr 2018 11:59:10 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İltifat</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><strong>İltifat, </strong>gönül gücünü devreye sokar.&nbsp; Bir hedefe doğru ilerlerken gayret yoksa sonuca ulaşmak güç olacaktır. Başarma duygusunu ise bazen insanın kendisi oluşturamaz. Çünkü gündelik hayatın alışkanlıkları ve diğer sebepler gayret için yeterli olmayabilir. Ama çevresel faktörlerden gelen olumlu iltifatlar gönlü okşar ve gerekli inancı sağlar.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Günümüz dünyasında&nbsp; gereken motivasyonu sağlamak için moral vermeye ve iltifat almaya ihtiyacımız var. Çevremize ne kadar olumlu mesajlar gönderirsek aldığımız cevaplarda o ölçüde olumlu olacaktır. </span></p>

<p><strong><span style="font-size:12.0pt"><span>Doğa iltifat ile uyanır..</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Kışın uyuyan toprak bahardan aldığı iltifat ile uyanır ve yeşil duygular ile güzel günleri muştular. Gece uyuruz ancak doğan güneşin iltifatı ile kendimize gelir ve arkası yarın gibi kaldığımız yerden yola revan oluruz. Toprak tohuma gerekli şartların oluştuğuna dair olumlu mesajlar iletir, iltifat eder ve gökyüzüne meydan okurcasına yükseliş başlar.</span></p>

<p><strong><span style="font-size:12.0pt"><span>İlgi, iltifat ile yol alır..</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Herkesin farklı farklı ilgi alanı var. Eğer sevdiğimiz işler, uğraşlar iltifat ile perçinlenirse sanata dönüşür. İnsan, emek ve gayreti doğrultusunda keşfetmenin büyüsüne kapılır. Ve beklentiler haasıl oldukça başarmanın hazzı hissedilir. Çevremizdeki insanlara ilgi ve beklentileri doğrultusunda iltifat etmeliyiz. Bize yansıyan olumlu duygular ayrıca bize de güç katacaktır.</span></p>

<p><strong><span style="font-size:12.0pt"><span>Öğrencilere iltifat&nbsp; edin...</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Uzun eğitim yolculuğunda bir öğrencinin en çok ihtiyaç duyduğu gereksinimlerden&nbsp; biriside iltifattır. Bunun adı güdüleme, motivasyon gibi farklı kelimeler ile anlam bulmaya çalışsa da iltifattır özünde. Başarıyı teşvik eden iltifat, başarısızlığa da ilaçtır. Çünkü gönülden inanç ve azim için teşvik edilmeye ihtiyaç duyar insan.</span></p>

<p><strong><span style="font-size:12.0pt"><span>Liderlere iltifat yakışır...</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir konuda, lider olarak tanıdıklarımız, uzman bildiklerimiz, amirlerimiz, büyüklerimiz&nbsp; teşvik edici sözler telaffuz ettikleri zaman mutlu oluruz. Çünkü marifet iltifata tabiidir derler. Liderlik yolunda ilerleyenler iltifatları ile gönüllerde taht kurarlar. İyi yöneticiler, iyi liderler iltifatın gücünden mutlaka istifade ederler. </span></p>

<p><span style="font-size:16px">İltifat olmasaydı fetih olur muydu güzel şehir İstanbul. Kavuşma heyecanı olmasaydı nasıl akardı nehirler okyanuslara doğru. Yakmaz mıydı güneş, kim ne yapabilirdi ki durmaksızın yağan yağmura. </span></p>

<p><span style="font-size:16px">Övgüden, bir güzel söz, hoş bir bakıştan bahsederken kararına olanından bahsediyoruz elbet. Yoksa insan hassastır, değerinde olmayan iltifatlar beğenilmez, gönüle hoş gelmez. Samimi duygular ile sevgimizi, övgümüzü aktarmalıyız çevremize. </span></p>

<p><span style="font-size:16px">Sevgiliye iltifat değil midir aşkı yücelten? Bir hoş sedadır dostlukları baki kılan. </span></p>

<p><span style="font-size:16px">Teşviktir, motivasyondur, desteklemedir, güdülemedir, modellemedir. Birçok kelimenin yolu iltifat ile kesişir. Gayreti anlamlı kılan, başarıya koşturan, sevgiye anlam katan iltifattır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">İltifatınız bol olsun…</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Fatih Bircan / Eğitimci Yazar</span></p>]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/iltifat/122398/</link>
<pubDate>Mon, 27 Mar 2017 15:37:49 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kitap okuma projeleri kapsayıcı olmalı</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 16px;"><!--[if gte mso 9]><![endif]-->  </span>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Son yıllarda <strong>Karaman'da</strong> ve diğer illerimizde&#160; <strong>kitap okuma</strong> alışkanlığı üzerine hazırlanan <strong>projeleri </strong>görünce çok seviniyorum. Çünkü gelişen teknolojinin içerisinde kitaptan ve okumaktan uzaklaşmak kaybetmek demektir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Gelişen ülkelerde veya geçmişin altın sarısı sayfalarında bahsedilen büyük ülkelerde mutlaka <strong>kitap </strong>okumaya verilen önem ön plandadır. İslam ordusu Endülüs topraklarına geçince ilk iş köylerine varıncaya kadar öğretmen görevlendirmek olmuştur. Köye varan öğretmenler kimi buldularsa okutmuşlar ve zaman içerisinde İslamın ışığı o topraklarda hızla parlamıştır. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Okumak hayatın vazgeçilmez unsurlarından olduğu takdirde insanların yaşam standartlarını geliştirmesi de bir o kadar kolay olacaktır. <strong>Okuyan </strong>ve olaylara bilginin ışığında bakan insanlar ile ülke kalkınması hız olacaktır. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Kitap okuma alışkanlığı üzerine hazırlanan projelerin kapsayıcı olması kanaatindeyim. Sürekli okuyan ve sürekli birinci gelenlere değil, daha <strong>kapsayıcı&#160; </strong>bir şekilde öğrencileri ve velileri içine alan projeler olmalı ki <strong>kitap </strong>hayatımızın bir parçası olabilsin.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 16px;">Fatih Bircan</span></strong><span style="font-size: 16px;"> / Eğitimci Yazar</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">&#160;</span></p>
<span style="font-size: 16px;">  <!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 10]>
<style>
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:"Normal Tablo";
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-priority:99;
mso-style-parent:"";
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin-top:0cm;
mso-para-margin-right:0cm;
mso-para-margin-bottom:10.0pt;
mso-para-margin-left:0cm;
line-height:115%;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:11.0pt;
;
mso-ascii-font-family:Calibri;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-font-family:Calibri;
mso-hansi-theme-font:minor-latin;
mso-bidi-font-family:;
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
mso-fareast-language:EN-US;}
</style>
<![endif]--></span>]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/kitap-okuma-projeleri-kapsayici-olmali/122397/</link>
<pubDate>Tue, 17 Jan 2017 23:10:42 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Japon Eğitim Sistemi ve Kodlama Dersi</title>
<content:encoded><![CDATA[<!--[if gte mso 9]><![endif]-->
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif"">Eğitim sistemimiz teknoloji eşliğinde yarınlara doğru hızla ilerliyor. <b style="mso-bidi-font-weight:normal">E okul</b> gibi <b style="mso-bidi-font-weight:normal">kodlama</b> ile üretilmiş sistemler her geçen gün daha etkin bir şekilde kullanılıyor. Gençlerimiz dünyayı daha yakından takip etmeye başladı. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif"">Üniversite yıllarımda bir <b style="mso-bidi-font-weight:
normal">karşılaştırmalı eğitim</b> kitabında farklı ülkelerin eğitm sistemlerine dair epey bilgi sahibi olmuştum. En çok ilgimi çekenler arasında ise <b style="mso-bidi-font-weight:normal">Japon eğitim sistemi</b> idi. Hele okullarında yanında okula dair <b style="mso-bidi-font-weight:normal">arge</b> birimleri kurduklarını görünce bir heyecanlanmıştım. Okulda eğitim devam ediyor ve bir ekip başarıya dair yerel ve ülke adına eğitim sistemini dikkate alarak çalışma yapıyor. Bu bilgiler beni çok etkilemişti. Günümüz şartlarında bu tür çalışmalara çok uzak olmadığımızı görmeye başladım.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif"">Çünkü artık okullarımız direk dünya ile iletişime geçebilecek kadar <b style="mso-bidi-font-weight:normal">teknolojik</b> donanıma sahip. Akıllı tahtalar ve internet bağlantıları sanki <u>yeni fikirler</u> ile yeni işler yapmamız için bizi celb ediyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:"Verdana","sans-serif"">Kodlama</span></b><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:"Verdana","sans-serif""> dersleri ise yakında öğrencilerimizin ilgi odağı olacak. Çünkü bu günün şartlarında bile sokakta öğrendiği yazılım bilgisi ile devasa işler başaran gençlerimiz var. Yarınlarda ise teknolojik donanım ve teknik bilgiye sahip <b style="mso-bidi-font-weight:normal">gençler</b> ile dünya genelinde söz sahibi olacağımız aşikar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:"Verdana","sans-serif"">Japon eğitim</span></b><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif""> sistemini daha yakından tanımamız gerektiğini düşünüyorum. Japon kültürü ile daha etkileşim içerisinde olabilirsek başarıya dair daha da ilerleme kaydetmemiz mümkün olabilir. Teknoloji devi markaların bu ülkenden çıkmış olması <b style="mso-bidi-font-weight:normal">kodlama</b> ve daha ilerisi için bize ilham kaynağı olabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif"">Ülkemiz her alanda olduğu gibi eğitimde de hızla ilerleme kaydediyor. Sürekli güncellenen <b style="mso-bidi-font-weight:normal">müfredat</b> ve teknolojiye yapılan yatırımlar kısa sürede semeresini verecek ve bizi yarınlara taşımada etkili olacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif"">Fatih Bircan</span></strong><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif""> / Eğitimci Yazar</span></p>
<!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 10]>
<style>
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:"Normal Tablo";
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-priority:99;
mso-style-parent:"";
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin-top:0cm;
mso-para-margin-right:0cm;
mso-para-margin-bottom:10.0pt;
mso-para-margin-left:0cm;
line-height:115%;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:11.0pt;
;
mso-ascii-font-family:Calibri;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-font-family:Calibri;
mso-hansi-theme-font:minor-latin;
mso-bidi-font-family:;
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
mso-fareast-language:EN-US;}
</style>
<![endif]-->]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/japon-egitim-sistemi-ve-kodlama-dersi/122396/</link>
<pubDate>Mon, 16 Jan 2017 23:24:35 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>TEOG sınavına nasıl hazırlanmalı?</title>
<content:encoded><![CDATA[<!--[if gte mso 9]><![endif]-->
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR">Bilindiği üzere ülkemizde her yıl milyonlarca ortaokul son sınıf öğrencisi <a href="http://www.e-karaman.com/egitim/teog-2016-2017-ve-sinav-bilgileri-h1632.html">TEOG </a>sınavına girmektedir. Bu sınav bir sonraki okul yani lise dönemi için önemli olduğundan öğrenciler ve veliler bu sınav senesinde biraz daha dikkatli olmalılar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR">Kısaca <a href="http://www.e-karaman.com/egitim/teog-basari-sozleri-guzel-teog-mesajlari-2016-h2448.html">TEOG </a>adını verdiğimiz Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı Milli Eğitim Bakanlığı’nın her eğitim yılında düzenlediği bir sınav. 6 dersten 120 sorunun sorulduğu ve her ders için 20 soru yöneltilen bir sınav.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR">Öğrenciler ve veliler küçük dokunuşlarla bu sınav dönemini çok kolay atlatabilirler. Öncelikle velilerin bu sınavdan haberi olması ve ne anlama geldiğini bilmesi gerekiyor. Öğretmenlerimiz bu konuda mutlaka velilere dönem başında bilgi veriyorlar. </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR">VELİLER TEOG DÖNEMİNDE NE YAPMALI?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR">Veliler teog sınavı döneminde öğrencilere biraz daha hassas davranmalı ve güvenmeli. ‘Oğlum, kızım ne zaman çalışacaksın?’ gibi sürekli sorgulayıcı değil de ‘benim kızım yapar, oğluma güveniyorum, gerekeni yapacaktır…’ anlayışı ile yaklaşmakta fayda var. Çünkü biz çocuklarımızın arkasında durur ve onlara güvenirsek onlar üzerlerine düşeni fazlasıyla yapacaklardır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR">Öğrenciler kitap okuma alışkanlığı kazanırsa sınavlardaki başarısı yükselmektedir. Çünkü bir soru ne kadar iyi anlaşılırsa o kadar kolay çözülmektedir. Kitap okuma alışkanlığı soruları anlamayı kolaylaştırmaktadır. Veliler ders kitapları, soru bankaları haricinde mutlaka çocuklarına hikayeler ve romanlar alarak onların zihinlerini beslemeli. Kitap okumayı seven öğrenciler alışkın olduklarında gün içerisinde kolaylıkla yüzlerce soru çözebilmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR">Veli olarak çocuğumuza güvendiğimizi, onun yanında olduğumuzu hissettirmeliyiz. Kesinlikle başka çocuklarla kıyas yapmamalıyız. İnsanların hiç sevmediği konulardan biriside akranları ile sürekli kıyaslanmalarıdır. Güven duygusu vermek, onun gücüne ve emeğine güvenmek dağları delmek için yeterli olacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:"Verdana","sans-serif";
mso-fareast-language:TR">ÖĞRENCİLER TEOG SINAVINA NASIL HAZIRLANMALI?</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR">Sınav soruları okulda görülen konulardan çıkmaktadır. Öğretmenleri dikkatli dinlemek ve biraz sınav hakkında ilgili olmak başarıyı getirecektir. İlgi ve merak olmadan başarı olmaz. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR"><a href="http://www.e-karaman.com/kitap-okuma-aliskanligi-ve-hayatimiza-etkisi-makale,394.html">Kitap okuma</a> sevgisi okul hayatında süreklilik getirir ve eğitim sürecinin sonuna kadar başarı sizinle olur. Tatil zamanlarında bol bol roman okumalı. Hikaye demiyoruz çünkü hikaye okuma dönemi ilkokul döneminde kaldı. Ortaokul dönemi roman okuma zamandır. Ne kadar çok roman okursak derslerimizdeki başarıda o kadar artacaktır. Çünkü kitap zihni besler ve düşünce ufkunu genişletir. Soruları konuları anlamak kolaylaşır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR">Öğretmenlerin verdiği testler ve geçmiş teog soruları mutlaka çözülmeli. Çünkü sınavlarda soru tarzları genelde bir birini takip eder. Ne kadar çok soruya ulaşabilirsek sınav o kadar kolay geçecektir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR">Teog sınavı zor bir sınav değil. Biraz ilgi ve dikkatle kolaylıkla üstesinden gelebileceğiniz bir sınav. Küçük dokunuşlarla sınav başarınızı yükseltebilir ve güzel bir lisede okuma şansı yakalayabilirsiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR">2016 2017 eğitim öğretim yılı için 1.dönem teog sınavı tamamlandı. Öğrenciler 2.dönem teog sınavına hazırlanıyorlar ve 15 tatil yaklaştı. Öğrenciler yarıyıl tatilinde mutlaka iki roman bitirmeli. Günlük 40 50 sayfa kitap okunarak kolaylıkla birkaç kitap bitirmek mümkün olacaktır. Bu hayatımız boyunca sınavlarda başarılı olmamıza vesile olabilir. Mutlaka yarıyıl<span style="mso-spacerun:yes">&#160; </span>tatilinde kitap okunmalı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:
"Verdana","sans-serif";mso-fareast-language:TR">Fatih BİRCAN / Eğitimci Yazar <br />
</span></p>
<!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 10]>
<style>
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:"Normal Tablo";
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-priority:99;
mso-style-parent:"";
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin-top:0cm;
mso-para-margin-right:0cm;
mso-para-margin-bottom:10.0pt;
mso-para-margin-left:0cm;
line-height:115%;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:11.0pt;
;
mso-ascii-font-family:Calibri;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-font-family:Calibri;
mso-hansi-theme-font:minor-latin;
mso-bidi-font-family:;
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
mso-fareast-language:EN-US;}
</style>
<![endif]-->]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/teog-sinavina-nasil-hazirlanmali/122395/</link>
<pubDate>Mon, 02 Jan 2017 23:00:11 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kitap okuma alışkanlığı ve hayatımıza etkisi</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 16px;">Günümüz şartlarında en çok şikayetçi olduğumuz konulardan biriside sınavlardaki başarı durumumuz. Eğitim hayatımız ve sonrasında defalarca sınava gireriz. Ama sonuçlar bizi pek memnun etmez. Öğrencilerimizin ve bizim başarımızın düşük olma sebeplerinden birisi de kitap okuma alışkanlığımızın olmamasından kaynaklanıyor.<br />
<br />
Okuma oranı düşük bir ülke olma yolunda hızla ilerliyoruz. Çünkü bir yandan da hızla gelişen teknoloji ile mücadele ediyoruz. teknik gelişmelerde bir adım önde olan ülkelerin bize pazarladıkları teknoloji yaşam alanımıza çok fazla müdahale ediyor. Hızla akan yaşamda okumaya zamamınız kalmıyor.<br />
<br />
Okuma alışkanlığı temelden yani öğrencilik yıllarından kazanılması gereken bir alışkanlık. <br />
<br />
<strong>ilkokul</strong> - masal hikaye<br />
<strong>ortaokul </strong>- roman, şiir<br />
<strong>lise</strong>- fikir kitapları<br />
<strong>üniversite</strong>- kültürel dergi çıkarma, konferans verme, sunumlar yapma, kitap çıkarma, kültürel gezi turları düzenleme vs etkinlikler olmalı bir öğrenci için.<br />
<br />
Üniversitede bu etkinlikleri yapan bir öğrencinin firmalar, şirketler peşinde koşacak işe almak isteyecektir. Öğrencilik yıllarında kitap ile yapılan kariyer, ilerleyen yıllarda hızla yükselen kariyer durumuna dönüşecektir.<br />
<br />
Tarihte el yazması eserler yazıp, o kitaplar ile günümüze ışık tutan bir ecdadın çocuklarıyız. Okuma alışkanlığını bir an önce kazanmalı, <a href="http://www.e-karaman.com/hizli-okuma-nedir-makale,391.html">hızlı okuma teknikleri</a> ile kitapları bir bir devirmeli ve kültürel etkinliklere başlamalıyız.<br />
<br />
Üstelik kitap okumayı seven öğrenciler sınavlarda daha başarılı olmaktadır. <strong>Verimli ders çalışma teknikleri</strong> arasında mutlaka düzenli kitap okuma faliyeti olmalı. <br />
<br />
<strong>Bir güzel söz</strong>: Gençlerini kitaplar ile beslemeyen milletlerin sonları acıdır. ( Ovidius )<br />
<br />
Eğirimci Yazar / Fatih BİRCAN</span><br />]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/kitap-okuma-aliskanligi-ve-hayatimiza-etkisi/122394/</link>
<pubDate>Thu, 24 Nov 2016 21:39:14 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Teog Sınavı ve Hızlı Okuma Teknikleri</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 16px;"><!--[if gte mso 9]><![endif]-->  </span>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Ülkemizde her eğitim öğretim yılında 1.dönem ve 2.dönem <b style="mso-bidi-font-weight:normal">TEOG</b> sınavı düzenleniyor. Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş sınavı TEOG ile öğrenciler bir anlamda okuyacakları liseyi belirlemiş oluyorlar. <br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 16px;">Teog </span></strong><span style="font-size: 16px;">sınavı yazılı notu yerine geçen,&#160; ortaöğretime geçişte belirleyici olan ama aynı zamanda konu ve kazanımların öğrenilmesinde pekiştirici olan bir sınav. 8. Sınıf öğrencileri özellikle son senelerinde sınavın önemini daha iyi anladıkları için dönem başından itibaren lise eğitimine de hazırlanmış oluyorlar. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Teog sınavında öğrencileri konu ve kazanımlar ile sınava hazırlayan öğretmenler, alt sınıflarda da derslere girdiklerinden öğrenciler daha ilk yıllardan sınava hazırlanarak geliyorlar. Çünkü teog sürecinde öğrencilerin çektiği sıkıntıları gören eğitimcilerimiz ilk yıllardan işi sıkı tutuyorlar. &#160;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Müfredatın yanında öğrencilerin ortaokul süresince kitap okuması gerektiğini ve hızlı okuma tekniklerini öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. Her teog öğrencisine, sınav gününden önceki günlerde hızlı okuma teknikleri verilmeli. Çünkü sınav sadece bilgi değil <b style="mso-bidi-font-weight:
normal">okuduğunu anlama becerisini</b> de ölçüyor. Ancak sınavlarda birçok öğrenci okuma ve anlama eksikliği yüzünden soruları çözemiyor. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Araştırmalara göre <b style="mso-bidi-font-weight:normal">hızlı okuyanlar daha iyi anlıyor</b>. Kitap okumayı seven öğrenciler sınavlarda daha başarılı. <b style="mso-bidi-font-weight:normal">Hızlı okuma teknikleri</b> kitap okuma sevgisini teşvik ettiği gibi, bilgiyi alma ve özümsemede daha etkin rol oynuyor. Alt sınıflarda verilmediyse dönem başında mutlaka 8.sınıf öğrencilerine hızlı okuma teknikleri hızlandırılmış bir şekilde verilmeli. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Kasım ve Nisan aylarında yapılan TEOG sınavına öğrenciler kadar velilerde ilgili. Çünkü her veli evladının kendisine yakın veya dilediği bir lisede eğitim görmesini istiyor. Teog sınavı yıl boyu devam eden bir süreç. Bu uzun zaman diliminde veli toplantıları daha erken dönem başında yapılarak sınav atmosferine dair bilgilendirme yapılabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Öğrenciler bizim yarınlarımız. Eğitim verdiğimiz süreçte ufak dokunuşlarla atmosferi daha etkin ve verimli hale getirebilirsek, eğitime dokunan herkesin dolaylıda olsa faydalı olmasını sağlayabilirsek sınavlarımız daha başarılı ve sonuçları daha güzel olacaktır. <br />
<br />
Teog sınavında tüm öğrencilerimize başarılar diliyorum.<br />
<br />
Fatih Bircan / Eğitimci Yazar<br />
</span></p>
<span style="font-size: 16px;">  <!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 10]>
<style>
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:"Normal Tablo";
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-priority:99;
mso-style-parent:"";
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin-top:0cm;
mso-para-margin-right:0cm;
mso-para-margin-bottom:10.0pt;
mso-para-margin-left:0cm;
line-height:115%;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:11.0pt;
;
mso-ascii-font-family:Calibri;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-font-family:Calibri;
mso-hansi-theme-font:minor-latin;
mso-bidi-font-family:;
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
mso-fareast-language:EN-US;}
</style>
<![endif]--></span>]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/teog-sinavi-ve-hizli-okuma-teknikleri/122393/</link>
<pubDate>Mon, 21 Nov 2016 00:21:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hızlı Okuma Nedir?</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 16px;"><!--[if gte mso 9]><![endif]-->  </span>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 16px;">Hızlı okuma</span></strong><span style="font-size: 16px;"> normal şartlarda okuduğumuz bir metni etkili bir şekilde daha az sürede okumaktır. Etkili, çünkü hızlı okuyanlar okuduğunu daha iyi anlamaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Normal şartlarda bir okuyucu 150- 250 kelime aralığında okumaktadır. Bu ise okuma açısından epey yavaş&#160; olduğumuz anlamına geliyor. Bu şartlarda okuduğumuz zaman kitapları bitirmekte zorlanıyor, soru çözerken epey zaman kaybediyoruz.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Teknikler ile kısa sürede 500 kelime üzerine çıkmanız mümkün. Buda her anlamda bilgi sahibi olmanızı kolaylaştıracak bir durum. Çünkü etrafımızda gezen broşürleri bile okumak için zamana ihtiyacımız var.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Zaman hızlı olma ve koşturmaca arasında mutlu olmayı becerebilme zamanı. Çünkü teknolojik gelişmeler bizi hızlı olmaya zorladığı gibi aynı zamanda yoruyor. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Hızlı bir okuyucu işinde ve okulundaki gelişmelere daha çabuk adapte olacağı gibi, hızla üretilen bilgiye de hakim olacağından başarısı artacaktır. Hızlı okuma tekniklerinin <a href="http://www.e-karaman.com/egitim">eğitim</a> döneminde ilkokul sırlarından itibaren çocuklara verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü okuma seviyemiz geliştirilmediği taktirde gelişme göstermiyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Günümüz şartlarında artık okumaya pek zaman ayıramaz olduk. Üstelik kitap okuma sevgisi kazanmak ayrı bir sanat olmuş durumda. Çok bilgi üretilmesine rağmen gün içindeki okumalarımız çok sınırlı. Belki hızlı okuma teknikleri bu anlamda bizim en büyük yardımız olacaktır. Bir yandan koşturmaca devam ederken diğer yandan kitap okumaya fırsat bulacaksınız. Üstelik bu okumalar işinize ve hayatınıza olumlu bir şekilde yansıyacak.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 16px;">Hızlı okuma teknikleri</span></strong><span style="font-size: 16px;"> son elli yıldır dünya gündeminde yer alamaya başladı. Ve aşağı yukarı her yerde aynı uygulamalar ile okuma hızı yükseltilmeye çalışılmaktadır. Hızlı okumayı istemek başlangıç için iyi olacaktır. <br />
<br />
Fatih Bircan / Eğitimci Yazar </span></p>
<span style="font-size: 16px;">  <!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 10]>
<style>
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:"Normal Tablo";
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-priority:99;
mso-style-parent:"";
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin-top:0cm;
mso-para-margin-right:0cm;
mso-para-margin-bottom:10.0pt;
mso-para-margin-left:0cm;
line-height:115%;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:11.0pt;
;
mso-ascii-font-family:Calibri;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-font-family:Calibri;
mso-hansi-theme-font:minor-latin;
mso-bidi-font-family:;
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
mso-fareast-language:EN-US;}
</style>
<![endif]--></span>]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/hizli-okuma-nedir/122391/</link>
<pubDate>Sat, 29 Oct 2016 16:20:32 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İngilizce Bilen Türkiye Dünyaya Daha Faydalı Olacaktır</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Ülkemizde, eğitim sisteminde&#160; yeni gelişmeler var. <strong>5.sınıf</strong> öğrencileri İngilizce dil eğitimi alacak. <strong>Yabancı dil eğitimi</strong>,  ülke olarak başarılı olamadığımız konular arasında geliyordu. Sanki bir  el dokunmuş ve siz İngilizce öğrenmeyin demiş gibi. Dünyanın tüm  ülkeleri <strong>İngilizce</strong> konuşur biz konuşamayız. Ders alsak da öğrenemeyiz. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Ama son yıllarda  İngilizce eğitiminde güzel haberler var. İlkokullarda 2. Sınıftan  itibaren İngilizce dersleri verilmeye başlandı. Birde <strong>5.sınıflar</strong>  ingilizce öğrendi mi on yıl kadar sonra yabancı dil bilen bir nesil  sahibi olacağız demektir. İngilizce bilen bir Türkiye’nin dünyaya çok  faydası olacaktır. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Genç nüfusu çok olan  bir ülkeyiz. Teknolojiye yatkınlığımız kullandığımız cihazlarda  hissedilir düzeyde. Ancak bu teknolojinin arka planında ise henüz yokuz.  Çünkü <strong>dil</strong> bilmiyoruz. Çünkü kodlama bilmiyoruz. <strong>İngilizce eğitimi</strong> teknolojik anlamda da Türkiye’ ye güç katacaktır. Yabancı dil bilen ve <strong>kodlama dersleri</strong> ile yetişmiş bir nesil dünyaya yazılım satacaktır. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Türkiye dünyanın neresinde bir mazlum varsa yanında yer almaya çalışan bir ülke. Elindeki imkanlar ile sesinin ulaştığı yerlere<strong> yüreğini</strong>  götüren bir ülke. Ama bir sıkıntısı da bir çok konuda meramını dile  getiremiyor. Çünkü dil bilmiyor. Çünkü yabancı yayınları takip edemiyor.  Dünya devletleri ülkemizde ne olup bitiyor haberleri var ancak biz  dibimizdeki bir Avrupa ülkesinden habersiz kalıyoruz. Dil bilmeye, <strong>İngilizce</strong> bilmeye ihtiyacımız var.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Eğer öğrenciler  5.sınıftan itibaren İngilizcenin kapısını aralayabilirse ilerleyen  yıllarda başka dilleri daha kolay öğreneceklerdir.&#160; Çünkü iki dil  bilenin farklı bir yabancı dili daha kolay öğrendiği bilinir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Haberlerde yabancı <strong>dil eğitimini </strong>görünce  çok sevindim. İngilizce bilen bir Türkiye dünya insanlığına daha  faydalı olacaktır. Gönlündeki insan sevgisini uzak diyarlara  iletebilecektir. Derdini anlatabilecek güzel düşüncelerine cevap  bulabilecektir. Çünkü dünyayı şekillendiren düşüncelerdir. Eğer güzel  bir düşünce ile yola çıkıyorsanız dünya daha yaşanır hale gelir.  İyilikler ve güzellikler ahlak ekseninde daha kolay anlatılır ve acılar  azalır. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Türkiye’nin <strong>İngilizce</strong> eğitimine ihtiyacı var. Haliyle bu eğitimi destekleyen aktiviteler ile dil daha kullanılır hale gelecektir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Yarınlarda İngilizce bilen , kodlama ile arası gayet güzel, başarılı bir gençlik temennisiyle…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Fatih Bircan / Eğitimci Yazar</span></p>]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/ingilizce-bilen-turkiye-dunyaya-daha-faydali-olacaktir/122388/</link>
<pubDate>Thu, 06 Oct 2016 23:13:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hızlı okuma teknikleri ve teog sonuçlarına etkisi</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 16px;"><!--[if gte mso 9]><![endif]-->  </span>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Son yıllarda dünya üzerinde bilgi üretimi arttı. Araştırmalara göre son yirmi yedi yılda dünya tarihi kadar bilgi üretiliyor. Yani bir nesil yetişinceye kadar üretilen bilgi devasa boyutlarda. Teknoloji bu durumu destekliyor. Bilgili olmak için ise <b style="mso-bidi-font-weight:normal">hızlı okumak</b> lazım.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Sınavlarda öğrencilerin en çok zorlandıkları konulardan birisi okuduğunu anlamamak. <b style="mso-bidi-font-weight:normal">Hızlı okuma teknikleri </b>öğrencilere ders olarak verilmeli. Bu teknikler bir kere verildi mi zaman içerisinde okuma ve anlama sorunu çözülecektir. Hızlı koşmayı öğrenen birisi artık hızlı koşmaya alışacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Okulların açılması ile birlikte teog süreci de başlamış oldu. Öğrenciler 23 -24 kasım da teog sınavına girecekler. Dönem başından işi sıkı tutup kazanımları iyi öğrenen öğrenciler mutlaka güzel sonuçlar alacaklar. Dönem başından veya 7.sınıftan teog öğrencilerine <b style="mso-bidi-font-weight:
normal">hızlı okuma</b> tekniklerinin verilmesinin iyi olacağı kanaatindeyim. Çünkü teog, öğrenciler&#160; açısından önemli bir sınav. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Teog sürecinde kazanılan <b style="mso-bidi-font-weight:
normal">hızlı okuma</b> alışkanlıkları puanlara yansıdığı gibi öğrencinin lise hayatında da etkili olacaktır. <b style="mso-bidi-font-weight:normal">Bilgi</b> sahibi öğrenciler sınavlarda yüksek puan alıyor. Ama bilgi yetmiyor bazen. Hızlı okumak ve <b style="mso-bidi-font-weight:normal">okuduğunu anlamakta</b> çok önemli. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;"><b style="mso-bidi-font-weight:normal">Teog sonuçları</b> açıklandığı zaman güzel haber almak isteyen öğrenciler dönem başından itibaren işi sıkı tutmalı. Çünkü sınav her dönem yapılıyor ve her dönem sınavının iyi geçmesi gerekiyor. Öğretmenler teog açısından çok tecrübeli. Mutlaka öğretmenlerin tecrübelerine kulak kabartmalı ve danışmalı. Danışan yol almış, danışmayan düz yolda şaşmış derler. Geleceğe doğru ışık hızında ilerlerken mutlaka <b style="mso-bidi-font-weight:normal">danışmalı</b> ve geçmiş tecrübelerden faydalanmalıyız.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Fatih Bircan / Eğitimci Yazar</span></p>
<span style="font-size: 16px;">  <!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 10]>
<style>
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:"Normal Tablo";
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-priority:99;
mso-style-parent:"";
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin-top:0cm;
mso-para-margin-right:0cm;
mso-para-margin-bottom:10.0pt;
mso-para-margin-left:0cm;
line-height:115%;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:11.0pt;
;
mso-ascii-font-family:Calibri;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-font-family:Calibri;
mso-hansi-theme-font:minor-latin;
mso-bidi-font-family:;
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
mso-fareast-language:EN-US;}
</style>
<![endif]--></span>]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/hizli-okuma-teknikleri-ve-teog-sonuclarina-etkisi/122386/</link>
<pubDate>Sun, 25 Sep 2016 20:33:55 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kodlama Dersleri Geliyor</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 14px;"><!--[if gte mso 9]><![endif]-->  </span>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Kodlama ders olarak okutulacak.Ülkemiz eğitim sistemi teknolojiye yatırım yapmaktan çekinmiyor. Son yıllarda teknolojinin eğitime yansımasında büyük gelişmeler oldu. <a href="http://www.eokul-teog.com">Bilgi</a> ile teknoloji bütünleşti. <strong>E-okul </strong>gibi sistemler bu süreci hızlandırdı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Okullarda artık her türlü teknolojik imkan var. Akıllı tahtalar sınıf duvarlarını süslediği gibi hepsinde <strong>internet</strong> bağlantısı var. Öğrenciler ellerinde tabletler ile okula gidiyorlar. Birde <strong>kodlama</strong> dersleri geldi mi artık yavaş yavaş teknolojiye yön verecek gençler yetişiyor demektir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Bu gün <strong>teknolojiye</strong>, yazılıma meraklı gençlerin ortaya çıkardığı işlere bakılırsa gelecekte Türkiye’yi kimse tutamayacak demektir. Üstelik bu başarılı gençlerin bir çok mahallede bu işi öğrenmiş durumda. Birde temelden <strong>eğitim</strong> alınarak gelindiği düşünülürse Türkiye önümüzdeki yıllarda dünyaya yön verecek demektir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;"><strong>Kodlama dersleri</strong> artık müfredata giriyor. Öğrenciler aldıkları eğitimi kodlama ve yazılım ile birleştirecekler. Artık düşünceleri kodlayarak yeni şeyle üretecekler. Dünyada anlık yeni bilgi üretiliyor. Eğer bu bilgiler insanlığın hizmetine faydalı bir şekilde sunulmazsa dünya kendi kendini yok ediyor demektir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;"><strong>Ahlak</strong> ekseninde yetişmiş, teknolojiye hakim, kodlama ile düşüncelere anlam katan gençler geliyor. <strong>E-okul</strong> kurulalı on yıl oldu neredeyse. O günden bu güne güçlenen sistem dünyanın örnek aldığı bir eğitim yönetim yazılımı haline geldi. &#160;Evet artık kitap okumakta zorlanıyoruz. Ama <strong>kodlama dersleri</strong> ile okumayı da kolaylaştırmak mümkün. Bu gün bir öğrenci elinde telefonu dağ başında sınav sorularına kalem kağıt olmadan göz atabiliyorsa veya bir&#160; anne baba çocuğunun notlarını evden e-okul&#160; sistemi ile gönül rahatlığı ile izleyebiliyorsa bunlar kodlamanın eseridir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 16px;">Kodlayan,<strong> kod yazan</strong> gençler ile dünya daha güzel olacak.<br />
<br />
Fatih Bircan / Eğitimci Yazar</span><span style="font-size: 14px;"><br />
</span></p>
<span style="font-size: 14px;">  <!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 10]>
<style>
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:"Normal Tablo";
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-priority:99;
mso-style-parent:"";
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin-top:0cm;
mso-para-margin-right:0cm;
mso-para-margin-bottom:10.0pt;
mso-para-margin-left:0cm;
line-height:115%;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:11.0pt;
;
mso-ascii-font-family:Calibri;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-font-family:Calibri;
mso-hansi-theme-font:minor-latin;
mso-bidi-font-family:;
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
mso-fareast-language:EN-US;}
</style>
<![endif]--></span>]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/kodlama-dersleri-geliyor/122385/</link>
<pubDate>Sun, 28 Aug 2016 20:27:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yaz Tatilleri Hızlı Okuma Semineri İçin fırsat</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14px;">Devir değişti. Günümüz şartlarında teknoloji hızla gelişiyor. Bizler akıllı  telefonlara alışmaya çalışırken çocuklarımızın yarınlarda hangi  teknolojik gelişmelere muhatap olacağını bilmiyoruz. Geleceğin hızına yetişmek ise ancak kitap okuyan, düşünen ve üreten gençlik ile olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Bu günün şartlarında sokakta, internet kafede öğrendiği yazılım  ile devasa&#160; işler başaran bir gençlik var. Ve gelinen noktada her eve  bilgisayar girmiş, okullar internet ile donatılmış durumda. Kodlama dersleri de yakın bir zamanda müfredatta yerini alacak. Kodlama dersleri bir çok ülkenin en popüler dersleri arasına girmiş durumda. Kitap ile barışık bir gençlik ile ülkemizde bu devasa gelişmelerden nasibini alacaktır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Her&#160; son 27 yılda ortaya çıkan yeni bilgi tarih boyunca ortaya çıkan bilginin 3 katıdır. Buda yeni bilgiler öğrenmek için okumaya ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu göstermektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Günümüz yaşantısında kitaptan hızla uzaklaştığımız aşikardır. Ancak yeni bilgi öğrenmenin heyecanını keşfetmek, yaptığımız işlerde ve normal yaşantımızda öğrenmenin gücünü hissetmek için düzenli okumaya ihtiyacımız var. Bir hızlı okuma semineri ile kitaplarla aranızı düzeltmeniz mümkündür.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Bu gün dünyaca meşhur Anthony Robbins’in hikayesi her zaman ilgimi çekmiştir. Gençliğinde ruhen ve bedenen bir takım sıkıntılar yaşamakta olan Robbins bir </span><span style="font-size: 14px;">hızlı</span><span style="font-size: 14px;"> okuma seminerine  katılır. Ve iki sene içerisinde 700 den fazla kitap okur. Sınırsız Güç,  İçindeki Devi Uyandır gibi kitapları kaleme alır. Bu gün Robbins  seminerlerine özel jeti ile gittiği gibi binlerce seminer ile insanların  hayatına yön vermektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Bu yaz tatili süresinde hızlı okuma semineri mutlaka alınmalı. Hızlı okuma ile dikkat ve yoğunlaşma oranımız % 50 oranında artmaktadır. Bu hızlı okuyanın daha iyi anladığı anlamına gelir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Bir araştırmada 15 yaş gurubu okuduğunu anlama seviyesinde 42 ülke arasında 37 sırada geldiğimiz görülmektedir. Okuduğunu anlayan, başarılı  bir gençlik için okumaya ihtiyacımız var. Eğitim süresince kitap  okumayan öğrenciler hayata atılınca tamamen kitaptan uzaklaşmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Hızlı okuma</span><span style="font-size: 14px;">  semineri alarak ve bütçenizden kitaplara yatırım yaparak düşünce  ufkunuzu genişletebilir ve öğrenmenin keyfine varabilirsiniz. Üstelik sınavlardaki başarınızda hızla artacaktır. Bu gün sınavlarda yaşanan en büyük sıkıntılardan birisi zaman yetiştirememektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Biraz param olursa kitap alırım; eğer artarsa yiyecek ve giyecek alırım diyen Erasmus ne güzel söylemiştir. Oysa günümüzde kitap ihtiyaç listelerimizin arasından çıkmak üzeredir. Hızlı okuma seminerleri ile yeniden kitaba ve öğrenmeye merhaba diyelim.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Fatih Bircan – Eğitimci Yazar</span></p>
<div><br />
</div>]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/yaz-tatilleri-hizli-okuma-semineri-icin-firsat/122384/</link>
<pubDate>Fri, 26 Aug 2016 21:49:28 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>TEOG’da Öğrenciler neden hızlı okumalı?</title>
<content:encoded><![CDATA[<!--[if gte mso 9]><![endif]-->
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">2016 2017 teog süreci başladı. Bu sene okullar 19 eylül de açılıyor. Öğrenciler uzun bir tatilin ardından ders başı yapacaklar. Okullarda tamir ve tadilat işleri hızla devam ediyor. Okullar öğrencileri özledi.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Her sene olduğu gibi bu sene de ortaokul<span style="mso-spacerun:yes">&#160; </span>8.sınıf öğrencileri teog sınavına girecekler<b style="mso-bidi-font-weight:normal">. Teog konuları</b> heyecanla bekleniyor. Öğretmenler yıllık planları hızlıca hazırlayıp öğrencilere kazanımları vermeye başlayacaklar. Ve sınav süreci<span style="mso-spacerun:yes">&#160; </span>bir sonraki yaz tatili sonrasına kadar devam edecek. Bilgi güçtür. Teog kazanımları ne kadar güzel öğrenilirse başarı o kadar kendini gösterecektir.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Geçenlerde edindiğimi bir bilgiye göre ülkemizde 15 yaş devresi öğrencileri okuduğunu anlama seviyesi bir hayli düşük. Sanırım kitap okuma alışkanlığının az olmasından kaynaklanıyor. Teknolojiye boğulduk ama öğrencileri kitap okumadan yetiştirmeye başladık. Teog sınavında başarılı olmak için dönem başından itibaren <b style="mso-bidi-font-weight:normal">hızlı okuma</b> tekniklerinin verilmesinin iyi olacağını düşünüyorum. Öğrenciler dönem başından itibaren nasıl bir sürece gireceklerini az çok bileceler. Ama hızlı okuma teknikleri anlama oranını % 50 yükseltecektir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Hızlı okuyan öğrenciler daha iyi anlıyor ve kitapla arası iyi olan öğrenciler sınavlarda daha başarılı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Teog’da Öğrenciler neden hızlı okumalı?</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Kazanımları daha iyi kavrarlar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Kitap okuma sevgisi kazanırlar ve anlama seviyeleri artar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Sınavda zaman problemi yaşanmazlar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Okuduklarını daha iyi anlarlar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Derslerdeki başarı hızla yükselir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Gözleri daha az yorulur.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Zamanı daha verimli kullanırlar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Hızlı ve etkili anlama gerçekleşir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Sınav sorularını daha erken çözdükleri için diğer sorulara zaman ayırırlar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Teog sınavına sıkıntı çekmeden hazırlanırlar. Ve boş vakitleri çok olduğundan kendilerine zaman ayırırlar. Teog önemli sınavlardan birisi. <span style="mso-spacerun:yes">&#160;</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%">Fatih Bircan – Eğitimci Yazar</span></p>
<!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 9]><![endif]--><!--[if gte mso 10]>
<style>
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:"Normal Tablo";
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-priority:99;
mso-style-parent:"";
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin-top:0cm;
mso-para-margin-right:0cm;
mso-para-margin-bottom:10.0pt;
mso-para-margin-left:0cm;
line-height:115%;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:11.0pt;
;
mso-ascii-font-family:Calibri;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-font-family:Calibri;
mso-hansi-theme-font:minor-latin;
mso-bidi-font-family:;
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
mso-fareast-language:EN-US;}
</style>
<![endif]-->]]></content:encoded>
<author>Fatih Bircan</author>
<link>https://www.e-karaman.com/yazarlar/yazar/fatih-bircan/fatih-bircan/teogda-ogrenciler-neden-hizli-okumali/122383/</link>
<pubDate>Thu, 25 Aug 2016 19:19:02 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>